Aydınların İntiharı - NECEF UĞURLU

Aydınların İntiharı

18.10.2018 | 384 kez okundu


KAYDA GEÇSİN

Temeli saçmalığa dayanan anlaşılması zor, luzumsuz luzumsuz bilgiler, Kendine ait olmayan sözler, teoriler o şöyle der, bu böyle söyler tarzı referanslara sığınmalar...

Ya da tam tersi durup dururken mezardaki dünyaca ünlü insanlığa katkıları olmuş bilimadamlarına saldırmalar...

Hemen her konuda malumatfüruşluklarla aydın olmayı bir saymalar...

İşi döndürüp dolaştırıp bizlerin dünyadaki üstünlüğüne getirmeler...

‘Yoo kimselere bizleri ezdirmem’ tavrı ile ülkenin cahil cühelasına sahip çıkmalar ama sonra sıkışınca ortalamanın çok üstünü cehaletle suçlamalar...

Sanattan içtimaiyata kötü ile iyi, değerli ile değersizi tefrik edememeler...

Kötüye zaman zaman bilerek kendi çıkarına olduğu için sahip çıkmalar bu uğurda uydurmalar, çeşitli kılıflar ayarlamalar...

Global oyunların farkındaymış, yemiyor ayaklarında globallerin kulu kölesi olmaya aport beklemeler, çoğunu yanlış anladığı içinde yaranamayıp burada sıkışıp kalıp idare etmeler ve daha neler neler...

Bunlar ekranlarda da yer bulabilen sözde aydın mafyasının marifetlerinden bazıları.

Bu yıl ekran aydınları palamut gibi pek bereketliydiler ve ayrıca yine bu yıl herkes kendine göre Atatürk yazma sevdasına bir düştü ki sormayın.

Ata’mızın kendi beğendikleri yanlarını öne çıkarıyorlar kimi poker oynayışını, kimi Zaza ile ilişkisini, kimi Latife Hanım’ı hatta Halide Edip ile aşktan öte ilişkiye sokanı bile var. Ben Atatürk’ün devrimci yanına, global oyun kuruculuğuna bayılırım, dünya ile pazarlıklarında kazandığı galibiyetlerinin derinliğine inecek yazımları heyecanla bekliyorum ve elbette bu manada devrimciliğiyle ilgili yeni bir söz söyleyecek kitabı da.

Özdil’imizin kitabını henüz okumadım, sıramı bekliyorum kitaplar o kadar pahalı ki 3 arkadaş paylaşıyoruz böylece kaçırdığımız olmuyor.

Bu arada, yokluk, yasaklarla boğuştuğumuz bir kitabı üç kişi paylaştığımız yetmiyormuş gibi İlber Ortaylı’dan eski Türk filmlerini eleştirme yasağı geldi, eleştirirsen 'Cahilsin' diyor adam yahu!

Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit sinemasının entelektüelizmini eleştirmek ne haddimize de, fakat   cehaletimiz böyle suratımıza vurulunca yanağımızda İlber Beyin beş parmak izi ile dolaşıyoruz bir haftadır. Nayır, nolamaz ama gerçek!

Entelektüel, aydın kendi aklının ötesine geçen adamdır hocamızın bu bakımdan fartu zeka olduğu için kendi aklını aşamama gibi bir sorunu var herhalde yoksa bu laf  söylenecek laf değil, tokatta tokat değil, bir daha yapmayın sakın!

Sanat işlerinde bu yüzden çok sorunlu hoca, yeni atandığı yerde nasıl verimli olacak yasaklarıyla bilemem, filmlerle siftah etti bakalım başka neleri yasak edecek ama olsun biz onu yasak etmeyiz  fakat çocuk oyunlarımızdaki gibi ‘İlber Hoca mı, hımmm tabii tamam tamam o da oyunda ama  çorbadan‘ deriz üzülmesin diye!

Kızılderililer arasında sıkça rastlanan kerameti kendinden menkul

‘Bilge Aydın‘  tarzı aydınlar ise iktidara yakın kanallarda son hızla ağırlanmaya  ediyorlar, en favorim olan Anzakperest bir deli var her yıl Anzak törenlerini anlatırken ağlar, kaç kere acaba  Çanakkale Anzak’larındı da biz mi istila etmeye kalktık adamlar vatanlarını savunurken öldüler diye kendimden şüphelendim bu adam yüzünden, ağlıyor yahu Anzak ayini anlatırken bu derece kafayı uçurmuş vaziyette.

İnşaallah bir vatan evladı çıkar bu yıl törenlerden sonra bunu Anzakların yanına katıp Avustralya, Yeni Zelanda, Anzakistan ne haltsa yollar kurtuluruz o da rahat eder bizde ve tabii Anzak’lara  Çanakkale’de şehit olanların intikamı son kazığımız olur.

Geçenlerde ‘Ben medyada şöhret olduktan sonra‘ demesin mi, devamlı kendi saçmalama rekorunu kırıyor aşan yok herifi.

Bu tuhaf ‘Aydın’ların bazı aptal fikirlerine inanmak için bunların tarifinde aydın olmak lazım yoksa  hapı yuttunuz!

Ve bunlar öyle aptal fikirlerdir ki ancak kendini aydın diye yutturanlarda olur, hakikisinin aklından, ahlakından, idrakinden geçmez.

Çok dil bilenleri ise pek çok dilde cehaletlerini konuşturduklarından bazı salatalıklara gurur veriyorlar, ben şahsen çok dilde anlaşılmalarını bizleri çok dilde rezil etmeleri olarak görüyor yerin dibine batıyorum.

Gerçek aydınlar ise ısırılmamak için bunları göz takibine alıp görür görmez tüyecek yer arıyorlar predator özellikleri var çünkü, çok yırtıcılar.

Entelektüel çürüme, Keynes’in ekonomisi ile geleceği ipotek edilen zenginler, kanunsuz, saldırgan güç yani devlet gibi.

Chomsky yaşının; kıkırdaklarım ağrıyor, reflüm var, siyatiklerim azdı tarzı yaştan mütevellit artık kimsenin dinlemediği şikayetleri gibi kimi aydınlarımızın çöküşüne eşlik ederken sıkıldım.

Birde aksiyon adamları var, genellikle son işleri mutlaka dizi yapımcılığından para kazanmak oluyor  aksiyonları bu!

Genellikle sağda geleceği dizayn etmek niyetiyle yola çıkmış ideologlar şu aralar şaşı oldular,  geleceği kontrol edeceğim diye niyetlen bugünün medya  zengini ol neye niyet neye kısmet.

Entelektüel, yani Aydın’ın aydın olmaktan başka işte dikiş tutturması imkansız, tutturuyorsa o aydın pozunda sahtekar olabilir şüphelenin.

Şimdi varlar yarın yoklar ‘aydın’ları ise güya düşünüyor,  geleceği kontrol ediyor pozlarında  işkembe gibi oturup  akıl veriyorlar her gece, bilir gibi yapıyor ve bir bir tasfiye sıralarını bekliyorlar  vallahi bizde bekliyoruz.  

Devlet aklı bunlara berhudar ol yavrum akıl verenlerin çok olsun diyecek değil herhalde. Bu grupta da favorim popçulardan topçulara, devlete akıl veren utanma duyusunu soldan yediği sadme ile yıllar önce kaybetmiş olanı, böyle bir yüzsüz daha var o değil bu şişko olanı.

Marifetleri iktidar tarafından iltifata tabii Aydınlar Tepesi Manzarısında muhalefet edermiş gibi kadrosundan olan ve AKP’li değilim diye izah eden yavşaklar en alerjen olanlar. Tüylü ağaç poleni gibi aksırtıyorlar.

Bunları izledikçe aydın varlığı varsayılan bir durum, gerçekte olan değil sonucuna varabilirsiniz.  Belki işin aslı bu ama kabul eden yok.

Çok değerli insanlar aydın olmayabilir, bilgi bir başına anlayış, duruş olmadan zihin; akıl ölümüne yol açıyor, aydını kemiriyor, yok ediyor.

Zaten olmazsa olmaz entelektüel kaliteyi tarif çok zor, banaliteyi tarif ise daha kolay mesela Şengör ve İlber Ortaylı entelektüel kaliteyi mi simgelerler günlerce tartışılabilir ama Arda ve Berkay kusura bakmasınlar gayet açık net banaliteyi sergilediklerinden hiç bir gıllıgışlı yanları yok.

Peki aydın, entelektüel kimdir diye sorsak, yaptıkları işlere göre de insanlar aydın olamayacaklarına göre, -ki Akademia’da aydın olmayan profesörler geçidi her gece TV’lerde, nasıl tarif edeceğiz  Aydın’ı?

Ben aydını, entelektüeli bir kütüphanede kitap raflarının karşısında elleri arkadan bağlı, gözleri  bağcıksız açık kitaplar, bilgiler tarafından kurşuna dizilmeyi bekleyen bir zavallı olarak düşünüyorum. Zavallıdır, çünkü şu kısacık hayatta değer mi?

Yalçın Küçük’ün söylediği gibi ‘kitap sıkar'lar ve ölürsün.

Aydınları doğal düşmanı olarak gören ve aydın pozunda dolananların olduğu bir ülkede bence değmez, kitaplar bilgiler tarafından kurşuna dizilmeye değmez, hiç değmez.

Aydınlar popçular, futbolcular, kötü oyuncular gibi zararsız da görülmüyorlar, hapislerde çürüyebiliyorlar değer mi değmez.

Eski Yunan’da Tanrılarla alay eden oyunlar yazanlar asla ateist olmakla suçlanmıyorlarmış, komedi yazmak, dalga geçmek serbest, yanlış anlaşılmıyor biz oralarda bile değiliz artık, aydın olmayan toplumlar gerçek aydını yaşatamıyor.

Aydın olmak okumuşlukla bitmiyor ahlaktan yoksun duruşsuz bir hiçlik asıl cehaleti besliyor.

Öte yandan bu ülkenin okumamış aydınları taşıyabileceklerinde fazla yüklendiler, onların sırtında  ayakta kalmak bu kadar tükendiler taşımaktan.

Şimdi gerçek aydınların hızlı tren gibi hayatlarının kenarından geçişlerini izliyorlar, tren hızla geçerken bazıları bir kütüphanenin karşısında belki de gönüllü durup intihar ediyorlar.

Çok üzgünüm, bu hayat, intiharlar kayda geçsin.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!