GÜNCEL HABERLERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu şantaja boyun eğmeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

New York’taki davanın ‘17-25 Aralık kumpasının okyanus ötesine taşınmış hali’ olduğunu söyleyen Erdoğan, “Ortada bir mahkeme yok, sadece şantaj malzemesi üretme gayreti vardır. Kimse kusura bakmasın, biz bu şantaja boyun eğmeyiz” diye konuştu.

Milliyet'in haberine göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Ülkemizle ve siz kardeşlerimizle ilgili senaryolara boyun eğmedik diye bizi  cezalandırmaya, yargılamaya, itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar Amerika’da. Bunu ülkemizdeki işbirlikçileri aracılığıyla yapıyorlar, FETÖ ile birlikte yapıyorlar. Bu oyuna bizi getiremeyeceksiniz bunu böyle bilin. PKK’yı bunun için azdırdılar, DEAŞ’ı bunun için üzerimize saldılar hatta şu anda ana muhalefetin, diğer adıyla ana hıyanetin başında bulunan zatı da aynı amaçla kullanıyorlar” dedi. New York’taki davada sadece şantaj malzemesi üretme gayreti olduğunu belirten Erdoğan, “Kimse kusura bakmasın, biz bu şantaja boyun eğmeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan dün partisinin Ağrı ve Muş kongrelerinde sıcak gündeme ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmalarından satır başları şöyle:

SENARYO BELLİ: Demokrasi ve insan haklarını ağızlarından düşürmeyenler, terör örgütleriyle hareket ediyor. Bizi de buna rıza göstermediğimiz, itiraz ettiğimiz, sesimizi yükselttiğimiz için hedefe koydular. Şimdi buradan, soruyorum, Türkiye Irak’taki, Suriye’deki kardeşlerinin yaşadığı zulümlere sırtını dönebilir mi? Birileri kendi günlük çıkarları için zalimlerin dümen suyuna girebilir ama biz yapamayız. Şimdi bizi ülkemizle ve siz kardeşlerimizle bütün bunlarla ilgili senaryolara boyun eğmedik diye cezalandırmaya, yargılamaya, itibarsızlaştırmaya  çalışıyorlar Amerika’da. Senaryo belli, tezgah belli. Bunu ülkemizdeki iş birlikçileri aracılığıyla yapıyorlar, FETÖ ile birlikte yapıyorlar. Bu oyuna bizi getiremeyeceksiniz bunu böyle bilin. PKK’yı bunun için azdırdılar, FETÖ’yü bunun için sahaya sürdüler, DEAŞ’ı bunun için üzerimize saldılar hatta şu anda ana muhalefetin, diğer adıyla ana hıyanetin başında bulunan zatı da aynı amaçla kullanıyorlar.

17-25’İN OKYANUS ÖTESİNE TAŞINMIŞ HALİ: Diğer ülkeler gibi bizi de sadece Birleşmiş Milletler’in (BM) kararları bağlar. Türkiye BM’nin kararlarını harfiyen uygulamış mı? Uygulamış. Uluslararası taahhütlerini yerine getirmiş mi? Getirmiş. Bizim yaptığımız işin müttefiklik ruhuna aykırı bir tarafı da yok. Buna rağmen, ülkemize yönelik suçlamalar akıl alır gibi değildir. Tamamı FETÖ’nün servis ettiği, ana muhalefet partisi eski vekillerinin kuryelik yaptığı, hiçbir hukuki geçerliliği olmayan kayıtlarla ülkemizi sanık sandalyesine oturtuyorlar. Kendi yaptırımlarını asıl delenler bizzat kendi firmaları. Asıl önemli olan meselenin siyasi bir zemine çekilmeye çalışılmasıdır. Bu dava, 17-25 Aralık kumpasının okyanus ötesine taşınmış halinden başka bir şey değildir. Ortada bir mahkeme yoktur. Sadece şantaj malzemesi üretme gayreti vardır. Kimse kusura bakmasın, biz bu şantaja boyun eğmeyiz. Milletimiz şunu bilsin ki bu saldırıların, iftiraların, oyunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir. Hepsi de Türkiye’ye diz çöktürmeyi amaçlamaktadır.  İstedikleri kadar uğraşsınlar, başaramayacaklar.

YULARINI TESLİM ETMİŞ: Yularını şu veya bu yabancı güce teslim etmiş hiçbir yapının, hiçbir kişinin bizlere faydasının dokunması mümkün değildir. Açık konuşuyorum, adeta parasını verenin tepe tepe kullandığı bir katiller sürüsüne dönüşen PKK’nın ülkemizle ve milletimizle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Ülkemizde, benim Kürt kardeşlerimin kendilerini temsil etmek için terör örgütlerine, bölücü zihniyetli partilere de ihtiyacı yoktur. Onlar kendi kendilerini temsil ederler.

BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZDÜK: Siyasi hayatım boyunca tüm vatandaşlarım gibi Kürt kardeşlerimin de ekonomik, sosyal, kültürel sorunlarının çözümü için mücadele ettim. Hamdolsun, elimize imkan geçtiğinde de bu sorunların hepsini çözdük. Bugün ülkemizde artık hiç kimse kökeni, inancı, meşrebi, kültürü sebebiyle baskı altında olduğunu iddia edemez. Varsa böyle bir sıkıntısı olan doğrudan bize gelsin. Artık böyle bir sorun olmadığı halde ısrarla Kürt kardeşlerimizi tahrik etmenin adı da ırkçılıktır. Biz her türlü ırkçılık gibi Kürt ırkçılığına da Türk ırkçılığına da karşıyız. Bu böyle biline. Türkçülük, Kürtçülük, Lazcılık, şuculuk, buculuk yok. Bizde sadece ve sadece tek millet var, tek bayrak var

MENDİL GİBİ KULLANILIP ATILACAK: Suriye’de faaliyet gösteren YPG/PYD sanıyor musunuz ki oradaki Kürt kardeşlerimizin menfaati, hayrı için çalışıyor. Böyle bir durum söz konusu değildir. Bu örgüt bugün şu devletin, yarın öteki devletin, beriki gün bir başka gücün oyuncağı olacak, sonunda da kirli mendil gibi kaldırılıp bir kenara atılacaktır. Suriye’dekine benzer bir kriz Irak’ta da yaşandı. Bugün Kuzey Irak ülkenin en mamur bölgesi haline geldiyse bu Türkiye’nin verdiği destek sayesindedir. Ama onlar kendileri ve bölge için hiçbir faydası ve gerçekçiliği olmayan bir işe kalkışıp mevcut kazanımlarını da kaybettiler. Türkiye olarak hamdolsun bu oyunların hiçbirine düşmedik.

'Varlıklarını yurt dışına kaçıracaklarını duyuyorum’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muş’taki konuşmasında, bazı iş adamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma çabalarının kulağına geldiğini ifade ederek şu uyarılarda bulundu: “Türkiye’ye şimdi yine bir kumpas uygulamaya çalışılıyor. Tüm Türkiye’ye bir sinyal veriyorum. Bu çok önemli bir sinyal. Bazı haberler, sinyaller alıyorum, bazı iş adamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Buradan sesleniyorum, önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz. Çünkü bu adımlar ihanet-i vataniyedir. Bu ülkede kazanıp, bu ülkenin varlıklarını yurt dışına kaçırmaya çalışanlara asla biz iyi nazarla bakamayız.”

‘Kasetle gelen dekontla gider’

Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Erdoğan “Partisinin grup toplantılarını aylarca paralel çetenin montajlarını dinletmeye tahsis eden bu zat değil miydi? FETÖ’nün trolleri sosyal medyadan, CHP’nin trolü Meclis kürsüsünden şahsımız, partimiz ve hükümetimiz aleyhine aylarca iftira kampanyaları yürüttüler. Biz milletimizle omuz omuza verip paralel yapı ile mücadele ederken, bu zat FETÖ’cü televizyon kanallarının değişmez konuğu olmuştu. Milletvekilleri de Feto’nun gazetelerinde kapı nöbeti tutuyordu. Paralel ihanet çetesiyle mücadelemizi en çok engellemeye çalışanlar bu partinin milletvekilleriydi. Bu zat aynı tavrını 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden sonra da devam ettirdi” dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bay Kemal, o gece saat 11.30 gibi Atatürk Havalimanı’na geldiği zaman oradaki arkadaşları onu karşıladılar. Bay Kemal, tankların arasından tıpış tıpış yürüdü, arabasına bindi. Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine gitti. Ondan sonra da utanmadan ne dedi? ‘Bu bir kontrollü darbe’. Kontrollü darbenin sanığı sensin be. Çünkü o gece sehpaya kahveler kondu, kahve yudumlarken, bir taraftan da ekranlarda darbeyi izliyordu. FETÖ’nün sosyal medyadaki tetikçilerinin servis ettiği bilgiler, günlerce milli istihbaratımızı hedef aldı. Yalanları ortaya çıktıkça utanır, diye beklerken bu zat, iftiralarının çıtasını daha da yükseltti. Bir yalanını örtmek için daha büyük bir yalan ve iftirayla ortaya çıkıyor.”

‘Tongaya bastırıldı’

“Bay Kemal, gidiyor”
diyen Erdoğan “Geçen hafta, göz göre göre tongaya bastırılmasının başka bir hesabı olamaz. Eskilerin deyimiyle ali okulunu bitiren herkes, önündeki kağıtları okuyunca, meselenin baka bir şey olduğunu anlar. Bu bay, okuduğunu da anlamıyor. Bu şahsın siyasetteki son kullanım süresini tamamladığı anlaşılıyor. Ne diyelim? Kasetle gelen, dekontla gider; bunu böyle bilelim” ifadelerini kullandı.


  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi