RÖPORTAJ HABERLERİ

Eren Hacısalihoğlu: "İstanbul’un fethine tanıklık etmek isterdim"

Eren Hacısalihoğlu:

İnşaat mühendisi olacakken son anda kariyerinin rotasını oyunculuğa çevirmiş Eren Hacısalihoğlu. Bir aylık hazırlık sürecinden sonra kendini konservatuarda bulmuş. “İstanbul’un fethine tanıklık etmek isterdim” diyen oyuncu şimdi tarihi dizi Payitaht’ta oynuyor.

Akşam'dan Sibel Ateş Yengin'in röportajı...

Bugün güne nasıl uyandınız?


Süper uyandım vallahi, akşam olmuştu. Yani öyle sandım. Hava karanlıktı fakat telefonun saatine bakınca sabahın 05.00 ‘i olduğunu fark ettim. Sonra bir anda sahnelerim, ezberim aklıma geldi. Set varmış meğer. Süperdi (gülüyor). Sabah haberleri, çay derken hooop doğru iş başına.

Sabahları depresif mi olursunuz, neşeli mi?

Uyandıysam benden daha keyiflisi, neşelisi olmaz lakin uyandırıldıysam fena! Annem bile okul yılları beni uyandırdıktan sonra bir süre hiç muhatap olmazdı benimle (kahkahalar).

Gecelerin insanımı gündüzlerin mi insanısınız?

Gececiyim ben. Gece gezmeyi, gece yüzmeyi, gece düşünmeyi seviyorum. O sebeple 09.00-18.00 arasında çalışmamak için oyuncu oldum, ama bakınız sabah 06.00’da sete gidiyorum. Açıkçası oyuncunun gecesi gündüzü belli olmayabiliyor. Profesyonel bir oyuncu olarak şartlara uyum sağlıyoruz.

SAHNEDE DİZLERİM TİTRİYORDU

Bodrum’da okuldaki hocanızla karşılaşmanız kariyerinizin rotasını değiştirmiş. Gerisini sizden dinleyelim mi?


Evet öyle oldu. Sonrasında kendimi sürekli Shakespeare oyunları okurken buldum. Bu süreç yani oyuncu olmaya karar vermemle yetenek sınavına hazırlanmam totalde 1 ay ve yetenek sınavı… Hayatımda ilk defa sahneye çıkmışım ve karşımda nur içinde uyusun Müşfik Kenter...  Sadece dizlerimin titrediğini hatırlıyorum. Derken okul başladı ve televizyon sektörüne girmiş buldum kendimi. Gerisi bildiğiniz gibi.

O zaman hocanıza mutsuz olduğunuzu söylemişsiniz. Şimdi oyunculuk yaptığınız için mutlu musunuz peki?

Evet çok mutluyum. Zamanında bu yola girmeden önce inşaat mühendisi oluyordum neredeyse. Fena da meslek değil hani. Radikal bir karar oldu hem benim hem ailem hem de geleceğim için fakat iyi ki vermişim bu kararı.

Peki, keşke oyuncu olmasaydım dediğiniz bir an oldu mu?

Evet konservatuarın ilk senesi (Kahkahalar). Allah uzun ömür versin Kadriye Hoca ( Kenter) “Oğlum şu Ankara şiveni düzelt! Oğlum çok hızlı konuşuyorsun! Bak evladım bırakacağım seni sınıfta!” diye her gün beni fırçalarken bir ara düşündüm. Evet bu bir itiraftır, aynen dediğiniz gibi düşündüm. Bunun dışında hiç geçmedi aklımdan.

Oyunculuk dışında en iyi yaptığınız başka neler var?

Çok iyi gezerim ben, çok iyi eğlenirim. Bunun dışında yaklaşık 10 sene profesyonel bilardo oynadım, dereceler kazandım.

DÖNEM DİZİSİNDE OYNAMAYI İSTEMİŞTİM

Gelelim dizinize. Oynadığınız karakterin hikâyesini anlatır mısınız?


Önemli bir zat kendisi. Meşhur Gazi Osman Paşa’nın oğlu Kemalettin Paşa. Hünkârın en yakınında tuttuğu ve en genç paşalarından biri. Özel görevler verdiği, devlet sırlarının olduğu sır odasına girebilen ve babasının referansına kayıtsız kalınamayan Kemalettin. Verilen bütün vazifelerin üstesinden başarıyla gelen, çabuk göze giren dolayısıyla hünkârın kızına layık görülen Kemalettin. Fakat kalbi hünkârın yeğeni Hatice Sultan’a kayan, bir türlü gönlüne söz geçirmeyen Kemalettin.

Tarihi dizide oynamanın avantajı ve dezavantajları nedir?

Bir dönem işinin içinde olmayı çok istemiştim, Allah gönlüme göre verdi. Gözüme çok güzel geliyordu o kıyafetler, atlar, aksesuarlar... Başka bir enerji verir oyuncuya diye düşünürdüm ki hakikaten de öyleymiş. Fakat kendi adıma zorlandığım tek şey gündelik hayatta alışık olduğumuz dilin dışında bir şey konuşmak oldu.

Geçmişte yaşama imkânınız olsaydı hangi tarihi olaya tanıklık etmek isterdiniz?

İstanbul›un Fethi... Gerçekten saniye saniye izlemek izlerdim.

Güncel bir dizide çalışmakla tarihi bir dizide oynamak arasında nasıl farklar var?

Dediğim gibi öncelikle dili farklı, eski Türkçe konuşuyorsunuz. Aslında daha da temele inersek hiç görmediğin hatta şahitlik etmiş birini bile tanımadığın bir hayatı var etmeye çalışıyorsun. Güncel işlerde yazılan karakterler zaten hep hayatımızda olan tipler. Bire bir gözlemleme şansın daha fazla.

DİZİ SAYESİNDE TARİHE İLGİM ARTTI

Tarihi kitaplar okur musunuz?


Bu diziye başlamadan önce fazla ilgim yoktu. Fakat dizinin her bölüm senaryosunu okuduğumda, o döneme ait merak ettiğim konular arttı. Dolayısıyla o dönemi daha çok araştırıp okumaya başladım, tarihi konular hoşuma gitmeye başladı. Tarih özel ilgi gerektiren bir konu. Bu dizi sayesinde tarihe olan ilgim daha da arttı.

Kendinizi hangi tarihi kimlikle özdeşleştirirsiniz?

Kemalettin derim daha da konuşmam, biliyorsunuz bu ara pek haşır neşiriz kendisiyle.

SEYAHAT ETMEK İÇİN YAŞIYORUM

Seyahat etmeyi sever misiniz?


Seyahat etmek için yaşıyorum diyebilirim. Hayatta üşenmem, mesela iki gün için uzak bir yola arabayla gider gelirim.

Tatil anlayışınız nasıldır? Çadırlı tatil mi yoksa 5 yıldızlı otelli tatil mi size göre?

Dediğim gibi gececiyim ben. Tatilim de aynı. Erken uyanmam mümkün değil. Onun dışında illa ki denizli kumlu sahilli bir tatile ihtiyaç duymam. Mesela Hopa’ya gidiyorum tatile. Trabzon’a, Rize’ye yaylalara gidiyorum. Lüks olmazsa olmazım değil, ahşap bir barakada da tatil yapabilirim. Her ikisine de ayak uydurabilirim, takıntım yok. Önemli olan tatil huzuru olsun. Tatil arkadaşların keyifli olsun.
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi