MEDYA HABERLERİ

Faruk Bildirici'den Cengiz Semercioğlu'na Harun Kolçak ayarı

Faruk Bildirici'den Cengiz Semercioğlu'na Harun Kolçak ayarı

Faruk Bildirici: "Yanlış bilgilerle insanların anısını lekelememeliyiz..."

Sözcü'de yer alan habere göre Harun Kolçak'ın ardından, Cengiz Semercioğlu'nun yazısıyla başlayan "ölünün ardından kötü konuşulmaz" tartışması farklı bir boyuta taşındı.

Hürriyet'in Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, Semercioğlu'nu çok sert sözlerle eleştirdi ve "Zaten Kolçak'ın yalanladığı 'uyuşturucu kullanıyor' haberi, geçmişte sadece Hürriyet'te çıkmıştı" dedi.

İşte aynı gazetenin iki yazarı arasındaki tartışma...

Geçtiğimiz ay hayatını kaybeden şarkıcı Harun Kolçak’ın ardından Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu’nun, kaleme aldığı yazı tepkilere neden olmuştu. Semercioğlu, Kolçak’ın hayatteyken de muhatap olduğu ve defalarca yalanladığı ‘uyuşturucu bağımlılığı’ iddiasını acı haberin ardından yeniden gündeme getirmişti. Semercioğlu’na en sert tepki gazetesinin okur temsilcisi Faruk Bildirici’den geldi.

Bildirici; Semercioğlu’na evrensel gazetecilik kuralları ile yüklenirken, ilginç bir detayı da günyüzüne çıkardı. Bildirici, “Harun Kolçak’ın uyuşturucu kullandığına dair iddaları içeren haberin” ilk kez 1998 yılında Hürriyet gazetesinde çıktığını ve hemen ardından Kolçak tarafından yalanlandığını hatırlattı. Bildirici, Cengiz Semercioğlu’na hitaben “Zaten ölenlerin ardından nasıl yazmak gerektiğini bir kişi üzerinden tartışmaya açmak yanlıştı. Bu üslubun Harun Kolçak'ın yakınlarını ve hayranlarını üzeceğini hesaba katmak gerekirdi. Yanlış bilgilerle insanların anısını lekelememeliyiz” dedi.

İşte Bildirici’nin yazısından ilgili bölüm:

"Cengiz Semercioğlu'nun, sanatçı Harun Kolçak'ın yaşamını yitirmesinin ardından kaleme aldığı ve tepkiler alan yazısı, medyanın ölen ünlülerle ilgili tutumunu tartışmaya açmış oldu.

Okurlarımızdan Turgut Türkeş, Semercioğlu'nun yazısına atıfta bulunarak, “Acaba ölen ünlülerin ölümleri sonrasında onların sorunları, ilişkileri vb ne ölçüde ifade edilip okuyucunun dikkatine sunulmalı?” sorusunu yöneltti. “Bu konunun çok iyi tartışılması ve herkesin üzerinde mutabık kalacağı etik düzenlemeler yapılması gerektiğini” savundu. Bu görüşe ben de katılıyorum. Bilgi vereyim derken kırıp dökmemek, kimseleri üzmemek için “ölenlerin biyografisinin nasıl yazılacağını” tartışmalıyız. Önce Semercioğlu'nun dile getirdiği görüşünü hatırlayalım:

“… Türk basını sözleşmişçesine Harun Kolçak'la ilgili tek bir şeyden bahsetmedi: ‘Bir dönem alkol ve uyuşturucu tedavisi gördüğünden. Bizde kaybettiğimiz bir ismin ardından bu konuları konuşmak saygısızlık olarak algılanıyor. Oysa Batı medyası, kaybedilen bir sanatçının kariyerinden bahsederken her şeyi dan dan yazıyor.”

Bir kere “Batı medyası” denilen yer, bütün medya kuruluşları ve gazetecilerin her zaman ilkelere uygun davrandığı öyle homojen bir yer değil. Doğru, orada bazı gazetelerde “dedikodular bile dan dan yazılır” ama bazı gazetelerde ise “obituary” (ölen kişinin ardından yazılan kısa biyografi) yazımı, hassasiyeti nedeniyle uzman gazetecilere bırakılır. Bir yöntem sırf “Batı medyası”nda bazıları uyguluyor diye savunulamaz. Zaten ünlü iletişim kuramcıları, Doğu medyasındaki yanlışların birçoğunun kaynağının Batı medyası olduğunu söyler.

Semercioğlu, yaşamını yitiren ünlü kişilerle ilgili bütün bilgilerin okurlara verilmesi gerektiği noktasında haklı. Çünkü biz gazetecilerin asli işi, insanlara doğru ve eksiksiz bilgi vermek. Türkiye'de özellikle de ölen siyasi liderlerin ardından sırf “güzellemeler” yapıldığı, başarılarının yanında başarısızlıklarının, olumlu işlerinin yanında olumsuzların da verilmediği de doğru. Sanatçılar için de benzer yazılara tanık oluyoruz.

Bütün mesele bunu nasıl yapacağımız. Temel ölçü, ölen kişiyle ilgili bilginin bilinmesinde kamu yararı bulunması ve biyografinin tamamlayıcı unsuru olup olmadığı. Bu bilgileri yazarken hayatta olmayan kişinin anısını lekelememek ve yakınlarını haksız yere üzmemek kırmızı çizgimiz olmalıdır. Hayattaki biriyle ölen kişi hakkında yazmak arasında ciddi bir fark vardır; ölen kişi size artık yanıt veremez, kendini savunamaz. O nedenle iyice araştırmadan, doğrulamadan, emin olmadan yazılmamalı.
Peki, Semercioğlu, Kolçak'ın “bir dönem alkol ve uyuşturucu tedavisi gördüğünün yazılmadığı”nı savunurken yeterince araştırdı mı? Çünkü Semercioğlu'nun bu iddiasını Kolçak'ın doktoru Prof. Dr. Özkan Pektaş ve babası Eşref Kolçak yalanladı. “Harun Kolçak'ın hiçbir zaman uyuşturucu tedavisi görmediğini” açıklarken, sadece alkol tedavisi gördüğünü söylediler.

Ben de araştırdım. Harun Kolçak'ın uyuşturucu tedavisi gördüğü şayiası, 25 Ocak 1998'de Hürriyet'te ortaya atılmış. Başka gazetelerde de yazıldı mı bilemiyorum. Aslında Harun Kolçak o zaman da uyuşturucu konusunu yalanlamış, “Alkol bağımlısıydım artık bıraktım” demiş. Hatta 2010 yılında Kanaltürk'teki bir programda yine tekrarlamış bu sözlerini. Ama o haber düzeltilmediği gibi, Semercioğlu yazısında yeniden tedavüle sokmuş oldu. Doktoru ve babasının açıklamasından sonra da bu hatayı düzeltmedi.

Zaten ölenlerin ardından nasıl yazmak gerektiğini bir kişi üzerinden tartışmaya açmak yanlıştı. Bu üslubun Harun Kolçak'ın yakınlarını ve hayranlarını üzeceğini hesaba katmak gerekirdi. Yanlış bilgilerle insanların anısını lekelememeliyiz."

(FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET)
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi