Gazeteci – Politikacı Açmazı - NECEF UĞURLU
Ana SayfaYazarlarGazeteci – Politikacı Açmazı

Gazeteci – Politikacı Açmazı

16.05.2018 | 314 kez okundu


Gazeteciliği Bu Hale Getirenler

Gazeteci – Politikacı Açmazı

KAYDA GEÇSİN


Politikacıların ve gazetecilerin ilişkilerine baktığımız zaman gazetecilerin istediklerinde köşelerinden yalanlama için yazdıkları sallama haberlerle kendilerini politikacılara aratabildiklerini, böylece ‘aranan adam’ olduklarını görüyoruz.

Politikacıların benzeri kuşak sarkıtmalara basarak bunlara yem olduğunu üzülerek izliyoruz.

Politikacı kardeşler, rivayet, dedikodu gazeteciliği ile taş mı koyuyor, oyun mu hazırlıyor sana, ver tekzibi …. Yap açıklamanı adamı niye arıyorsun, adam yerine koyuyorsun?

Sen memleket idaresine soyunmuşsun hukuka uygun hareket et, haa kayıkçı kavgasıysa bu  nerdee eski seçmen kimsenin yediği yok ve bu şaibe yakana yapışır hak etmesen de.

Bunların içinde bu düzenin içinde kovulana kadar yer alıp şimdi feryad edenlerde var, ayıklanmaları gerekir ve maalesef işi politikacıların durumu kabullenmesi bu kadar tırmandırdı.  

Siyaset çok yüz verdi bunlara.

Yıllarca gazeteci geçinenlerin iş takipleri mukavva fabrikasından, canlı hayvana, enerjiye, otele, inşaata olmadı mı? Hatta bazen bu işlerden patron kırıp sarılmadı mı?

Sizlerin hiç mi kabahatı yok politikacılar? Yapmayın artık.

Modern gazetecilik için ise söylenecek çok şey var, davetler, şaraplar, yeme içme seyahatler, ödül geceleri, moda, yaşam koçluğu, diziler, dizi yıldızları, moda, marka pabuç, çanta dışında.

‘Gazeteci‘ adı altında canla başla çalıştılar bunlar için yıllarca hemde analı, babalı kızlı, kaynanalı, kayınpederli, metresli, resmi nikahlısı dahil.   

Soma Faciasını bile bir çantaya   kullandılar, Adalet yürüyüşünde  ayakkabı reklamı bile yaptılar , hepsi yabancı markalardı, yaptıkları terbiyesizlik, vurdum duymazlık yetmiyormuş gibi, çok da  milliler!  

Sonra kendi markamızı yaratamadık diye hep şikayet ettiler!

Olmayan şeyin markası mı olur bu bir, siz gazeteciliğin markası olabildiniz mi ki başka markalara hayrınız olsun, bir bok değilseniz neyin markası olacaksınız olsa olsa bokluğun kapağı olunur. 

Polikacılar artık kurtarın hem bizi hem kendinizi bunların gölgelerinden.

Bu pisliğe bazı politikacıları da bulaştırdılar, şimdi ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz‘ diye bağıran kalabalığa kaynak yapmalarını kim yutar Allah Aşkına?

Mustafa Kemal’in Askerleri bunlar mı?

Şimdi kemik kaynatıp yemesi tavsiye edilen halk, halk! 

Yine yarım pabuç ama hala Cumhuriyetin, Mustafa Kemal’in Askerleri olmaya devam ediyorlar.

Ve onca paraya karşın küme düşen Osmanlı Spor’a benzemezler, hep yoksul hep sömürülen ama küme düşmeyenlerdir Mustafa Kemal’in Askerleri, Alaçatı alemlerinde yokturlar ama çokturlar ve akılalmaz bir güçleri vardır bu ülke için yıldız yağmuru gibi  kaymaya hazırdırlar. Umutsuz konuşmalar yapıp sonra milletvekili aday adaylığına soyunanlar bunu hele gazeteci ise bilmiyorsa vay halimize.

Gazeteciliğe gelince hiç kolay bir iş olur mu, asla!

Öyle cizvit papazları gibi soruya soruyla cevap vermeler, peşin linç hükümleri, istediğini söyletene kadar uğraşma gayretleri, iplemeyenlere ‘karşıma seni oturtmasını bilirim’  halleri ile olacak iş hiç değil.

Gazeteciler bize; geride bırakılanların, yok farz edilenlerin fikirlerini, durumlarını anlatır ve yaşadığımız olaylarla izah ederler, kültürümüz, varlığımızın, birliğimizin devamı için elzem ne varsa  ve bilmemiz gereken anlamamıza yardım ederler, onu hiç yapamadılar, istisnalar var elbette.

Ve işini tutku ile yapan gazetecilerden edebiyat çıkar.

Rahmetli Mete Akyol edebiyatçı-gazeteciydi mesela. Kitapları ortada, röportajlar, incelemeler, seyahat yazıları binlerce şiirdir ve yüzlerce film senaryosudur.

Modernlar ya, Gonzo Gazeteciliği yapma iddiaları olanlar var, kafa iyi olunca, kendimden bahsedince Gonzo olunur zannedenler, zihniniz öyle açılıyorsa kafanız iyi olsun da, ama yetmez.

Temel gazetecilik kriterleri yerine ironik ve sarkastik bir dille şahsi görüşlere ve izlenimlere dayanarak anlatan gazetecilik anlayışı yani Gonzo gazeteciliğine yakın olmakla övünen ama   edebiyatçı , kamu yararı sıfır olanlar var. Oda olmuyor, yetmiyor Gonzo olamaya.

Bunlar bir kere oturdukları yerden kıpırdamıyorlar, olayların içinde değiller hariçten gazel Gonzo olunmaz ki, içindedir içinde Gonzo.

Bunlar  n fazla Nişantaşı Kafeleri, Bodrum, Alaçatı, bir de ünlü kadınlarla altın günü sohbetleri, yeni, eski kurtlu  peynirlerin özel hayatlarına dair anlatmaktan çekinmedikleri utanmazlıkta bin yıllık esprilerini yazmak halindeler, Gonzo olmaya yetmez!

Makbule sokakların, gaz bulutlarının içindeydi bizzat ve anlattığı herşey kendi yorumu olmakla beraber olayların tam ortasındandı, örnek diye verdim Gonzo idi yok oldu kız.

Meslek birlikleri bu olup biteni, sebebiyet verenleri kınamadı açıkça, Rahmetli Mete ağabey sandalye atıp bir başına oturdu da meslek haysiyeti dayanışmayı hatırlattı, nur içinde yatsın. Ve sonrasında haysiyetli adamlar yanına sandalye attılar. Utanmadan onun bu bir başına direnişine sonradan sanki kendi akıl etmiş gibi sahip çıkmaya kalkan bile oldu, yemezler sus otur.

Gazetecilerin ömürleri kısa, zamanları dar yazmak için, hemen yazılan anında yazılardır yazdıkları, bekledikçe sarpa sarar, gazetecinin daima acelesi vardır bu yüzden.

Hayatımızın yazdığı haberlere  bağlı olduğunu anlatabilen insandır gazeteci, Gonzo, Monzo gazetecidir, bu döküntüler hiç bir tanıma uymaz.

Aslında bazen herşeyin özetidir gazetecilerin yazdıkları, belki 3 cilt roman olur ama köşesine o 3 cilt  romanı bir iki paragrafa sıkıştırır.

Gazetecilik ölmedi, sadece gazetecilerin yerleri uzaydan gelmiş olmaları muhtemel veya krony kapitalizm’in cilvesi sen, ben bizim oğlan, kız yaratıklarla dolduruldu.

Ey Siyasetçiler buna da tamam diyecek olan sizlersiniz, üstelik aranızda yıllarca içeride yatmış bedel ödemiş gazeteciler de var. 

Demir çarık asa Anadoluyu gezen adaylar bunların gölgesinden bile uzak olun, bırakın yayınlamasınlar sizi, asıl yayınlarlarsa hakkınızda güzel konuşurlarsa korkun.

Barış Atay işi ise baştan aşağı rezalettir, gazeteciliğin onurunu gazeteciler kendileri kurtaramıyorlarsa iş siyasetçilere, demokratik, hukuk devletine düşmez mi? Bu rezaleti tetikleyenin kişisel bir derdi mi var çocukla acaba, ya da cesaretini mi kıskandı, söylediklerini iftiralar zincirine çevirirken kafası yerinde değil miydi?

Malum şişede durduğu gibi durmaz.

Ramazan binbir türlü acılar içindeki Müslüman’lara idrak nasip eylesin Yarabbim.

Ramazan gönüllü bir açlığı paylaşma zamanıdır, her türlü obezliğe baş kaldırıdır.

‘Eş öldüyse baldızla evlenilir’ diyenlere edep yahu demenin vesilesi olsun Rabbim bu Ramazan, bunlar iki gün sonra Müslüman kimliklerini öne sürüp utanmadan ‘Baldız Baldan Tatlıdır’ da derler fena taktılar kadınlara başka şey akıllarına gelmez halde, bu kadarda olmaz ki biraz müeddep olsalar daha iyi olmaz mı?

Saygı ile Kayda Geçsin

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com


  • Bu Yazıyı
Ratingler için tıklayınız!