Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Başbakan Erdoğan sağlık durumuyla ilgili konuştu

Başbakan Erdoğan “Kontroller sırasında polip teşhis edildi. Ameliyata karar verildi. Evimden çıkıp hastaneye gittim. Kimseden saklamadım. Polip teste gönderildi ve kanser çıkmadı. Kemoterapi görmüyorum”

Başbakan Erdoğan sağlık durumuyla ilgili konuştu



Başbakan Erdoğan, sağlık durumuyla ilgili ilk kez detaylı açıklamalarda bulundu. Mehmet Ali Brand, dün gece Kanal D’de yayınlanan 32. Gün programında Başbakan Erdoğan’la özel bir röportaj yaptı. Röportajda Erdoğan özellikle sağlık ve çalışma temposuyla ilgili merak edilen sorulara cevap verdi.

Rahatsızlığının, kontroller sırasında ‘polip’in teşhis edilmesiyle ortaya çıktığını ve hemen ameliyata karar verildiğini söyleyen Erdoğan doktorunun Amerikan Hastanesi’nde çalışmasına rağmen kendisinin devlet hastanesinde ameliyat olmayı tercih ettiğine dikkat çekti. Hastalığını saklamak için çaba harcamadığını belirten Başbakan “Evimden çıkıp hastaneye gittim. Kimseden saklamadım. Medya atladı” dedi. Başkana polip’in teste gönderildiğini ve kanser çıkmadığını, kemoterapi görmediğini de açıkladı.

Başbakan nekahat döneminin uzun geçmesiyle ilgili sorulara ise özellikle sesi kısıldığı ve sırtının ağrıması yüzünden dinlenmesi gerektiğini belirterek yanıt verdi. Ameliyat sırasında, narkoz borusunun ses tellerine zarar vermesi yüzünden sesinin kısıldığını belirten Erdoğan, ayrıca sırtının çok ağrıdığını söyledi. Başbakan, sırtının ağrımasına ise ameliyat sırasında, ayaklarını yukarı kaldırılarak yan yatırılmasının sebep olduğunu belirtti. Sırt ağrıları ve sesinin kısılması yüzünden programı hafiflettiğini de belirten Erdoğan’a programda yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

- Full ne zaman başlayacaksınız ve hızlanma ne zaman olacak?

Temennim odur ki Mart’la beraber başlayayım.

- Mart’a kadar doktor yavaş mı gidin diyor?

Biraz rölantide giderse iyi olur.

- Rölantiden neyi kastediyorsunuz?

Mesaiyi, Anadolu olsun, yurt dışı olsun, onları mesela. Yurt içini biraz yapıyorum da yurt dışı başlamadı. Mart’tan itibaren yurt dışı da başlar.

- Sabah kaçta kalkıyorsunuz?

Şu an kalkış tarifem normal. Sabah bir defa 06.30 gibi kalkışım var. Ondan sonra kısa bir istirahatim olur. Kahvaltı saatim 08.00 - 08.30. Yani bir saat. O araya bir istirahat koyuyorum. Kahvaltıdan sonra gazeteleri okuyorum. Arkadaşlar gazeteleri özetliyordu. Ameliyattan sonra da gazeteleri okudum. Televizyonları da seyrettim.

- Seyrettikleriniz, okuduklarınız asabınızı bozuyor mu?

Ee tabii, daha çok asabımı bozmayacak olanları takip ediyorum. Şunu çok açık net söyleyeyim; haber programlarını, tartışma programlarını çok takip etmiyorum. Çünkü tartışmalar sıkıcı oluyor. Bir de şunu görüyorum. İnsan hayatıyla ilgili yorumlar bilinerek yapılmıyor. Bilinmeden, belgeye dayalı olmayan yorumlar yapılıyor. Onların altında çoğu zaman da maalesef bazı iftiraları görmek mümkün. O zaman bunları dinleme, sadece haberi dinle.

- Ne zaman işe başlıyorsunuz?

Bu süreçte mesaiyi yani 12.00 - 13.00 gibi yapıyorum. Ama normal zamanda benim ev ofiste çalışmam var, ondan sonra Başbakanlık’taki çalışmam var. Ev ofisteki çalışmam sabah erken saatlerde başlar ama ondan sonra Başbakanlık yani 11.00 civarı bütün programlar resmen başlar. Akşam bitiş saatinin ucu açık.

- Hala açık mı? Hanım izin veriyor mu size?

Şu an da açık. Bazen hanım sinirleniyor, kızıyor filan ama gelişim bu halimle bile 22.00’yi buluyor. Normal zamanda 24.00’ü aşıyordu zaten. Çünkü bütün gün görüşmelerle, vesaire ile geçtiği için saat 19.00’dan sonra, 20.00’dan sonra artık dosyaları incelemeye başlıyorsun. Sonra bunları imzalıyorsunuz. Çünkü dosya biriktirmeyi sevmem. Dosya biriktirmemeniz lazım. Çünkü bunlar bakanlıkları da harekete geçiriyor.

- Grup toplantılarında eskiyi aratmıyorsunuz.

Böyle muhalefet olursa sağolsunlar biz de enerjimizi toplarız.

28 ŞUBAT

28 Şubat süreciyle ilgili bir soru üzerine Erdoğan, dönemin
parlamentosunu oluşturan diğer siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının
da süreçteki etkisine işaret ederek, özetle şu değerlendirmede bulundu:

"28 Şubat’ın sorumlusu aynı zamanda tabii o dönemin parlamentosunu
oluşturan diğer siyasi partiler. Yani onlar bu sürece adeta çanak tuttular. Çünkü
bu tür olaylara eğer sivil irade, STK’lar, bütün bunlar kalkıp da karşı bir duruş
sergilemiş olsaydılar, ’bu bizim iktidarımızdır’ diye duruş sergilemiş
olsaydılar... Mesela medya dünyamızda yazılı ve görsel, acaba kaç kişi duruş
sergileyebildi? Selam mı durdular yoksa o gelişmelere hayır mı dediler?"

Erdoğan, "Hiç asker ’bizi iktidar yapmaz’ diye bir endişeniz oldu mu?"
sorusuna da "Doğrusu ben onu eğer aklımın ucundan geçirmiş olsaydım veya
ekibimiz, arkadaşlarım bunu aklımızın ucundan geçirmiş olsaydık, zaten böyle bir
partiyi kurmazdık, kurmaya da gerek yoktu. Ama biz ona inanmıyorduk çünkü yanlış
bir yol. Eğer bir taraftan demokratik, laik sosyal bir hukuk devletiyiz
diyeceksiniz, öbür taraftan da böyle bir durumla veya böyle bir atmosferle iç içe
olacaksınız... Ya olursunuz ya ölürsünüz. Olmak ve ölmek, bu ikisinden birini
tercih edeceksiniz. Biz yola böyle çıktık"
yanıtını verdi.






20.01.12 11:00

2 kişi 5 puan verdi
3293 kez okundu


İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer