
Bu sabah Beyaz TV de yayınlanan "Beyaz Manşet" ismindeki programa konuk olan gazeteci Aykut Işıklar kendisiyle ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu..
Kadıköy’lü olmasıyla her daim gurur duyduğunu anlatan gazeteci Işıklar "Bir başladım o konserlere.. Perdenin arkasını öğrendim. Fahrettin Aslan bana kaç kere geldi ’müdürüm ol diye’.. Yok dedim ne işim var onlarla.. O kadar çok konser yaptım ki Türkiye’nin her yanında. Zeki Müren’i, İbrahim Tatlıses’i, Türkan Şoray’ı ilk defa Almanya’ya götüren benim.."
İzlemek için haberin videosuna TIKLAYINIZ..
Rahmetli F.Aslan, Aykut Işıklara defalarca "gel sen, benim müdürüm ol" demiş!...
Aykut Işıklar’ın, kendi söylediği gibi 18 yaşında Gazetecilik mesleğine başlamış ve yine çok genç yaşlarında Hürriyet gibi önemli bir Gazetede yükselme kaydeden, yani kısacası kendi mesleğinde ilerlediğini iddia eden bir kişiyken!..
’Gazino’ müdürlüğü yapması için, hangi patrondan ve hangi gerekçeyle böyle bir teklif gelir?...
Yaaa... Arkadaş!
Bu ne sunturlu, ne kuyruklu bir yalandır?...
Böyle bir yalanı söylerken, hiç mi utanmazsın? hiç mi sıkılmazsın?..
F.Aslan, sana neden böyle bir teklif yapsın?
Senin o alemde, sağdan-soldan duyduklarından ve sadece Hürriyet gazetesinin gücü ile hasbelkader tanıdığın artistlerin yüzeysel olarak anlattıklarından başka ne biliyorsun?...
F.Aslan, şeytani zekaya sahip biri olduğu için ve sana istediği bir konuda, ’kalemşörlük’ veya ’tetikçilik’ yapman için böyle bir ’zarf’ atmışsa, sen ne safullah birisin ki, bu teklifi gerçekten yapılmış bir iş teklifi gibi zannedip, çıkıp anlatabiliyorsun?...
Nerde kaldı senin, tecrüben ve sözüm ona ’ayakli tarih’ lakabın?...
Karşında oturan ve mesleği Gazeteci olan iki kişide, "Aykut bey size böyle bir teklif neden yapıldı, siz gazetecisiniz, gazinocu değilsiniz ki?.." diye neden sormuyor?...
Senin ’sallama poşet çay’ gibi anlattıklarını ’KÖS-KÖS’ dinliyorlar yaaaa... Onları da kutlamak lazım!..
Şimdi, çıkıp bende, "Aydın Doğan bana, defalarca gel şu televizyona genel yayın yönetmeni ol" dedi diye anlatırsam, bu millet bana ağzını bırakıpta, kıçınla gülmez mi?...
60 yaşına geldin, boyunca çocukların var, bu anlattığın palavraların, bir gün külliyen yalan olduğunu öğrendiklerinde o çocuklarının yüzüne nasıl bakacaksın?...
Başına gelmedik iş kalmadı ama hala asla detaylarını bilmediğin konularda ahkam kesiyorsun!...
Bir başka zaman oluyor, bu seferde detaylarını bildiğin konularda görmezden, duymazdan geliyorsun!..
Emel Sayın ve Türkan Şoray’ı savunman veya sahip çıkmana karşı değilim, ancak, rahmetli Rüçhan Adlı gibi komulfo bir beyefendiyi yok sayamazsın!...
Emel Sayın’a gelince, Taksim Güsemay apt, gecenin biyarısında, silahların neden patladığını, Taksim meydanın da yaşanan kovalamacayı ve bir babanın öz evladına üst-üste iki defa silah sıktığınıda biliyormusun?..
Nerdeyse bir facianın kapısından dönülen bu olayın sebeblerini biliyormusun?...
Emel Sayın’ı, elbise dolabına sakladığımı biliyormusun?..
Biliyorsan, doğruları konuşup anlatacaksın!..
Bilmiyorsan, palavrayı kesip, teneşire kadar susacaksın!..
Senin anlattıklarını dinlediğim zaman, bende çok gülüyorum inan ağzımla değil!...
Sacit ASLAN