
İlk kez Cemil İpekçi imzalı, pazen bir elbiseyle; 2002 yılında Londra'da düzenlenen Miss World Güzellik Yarışması'nda karşımıza çıkan Azra Akın, yyıllarca başarısına başarı kattı... Akın, mesleği gereği kameralarla iç içe bir
TRENDLERİ SEVMEM
Küçüklüğümden beri hep yenilik peşinde oldum. Okuldayken, resim ve heykel yapıyordum, bale derslerine gidiyordum, tiyatro kolundaydım. Mezun olduktan sonra da astronot ya da moda tasarımcısı olma hayalleri kurmaya başlamıştım. Şimdi 29 yaşındayım ve geriye dönüp baktığımda; bunca şey denemiş olduğum için mutluluk duyuyorum. Bu hangi yemekleri sevdiğini tespit etmeniz için, onları tatmanıza benziyor. Belki 30'larımı sürdüğümde yenilik hevesim biter ve tek bir mesleğe tüm yoğunluğumu verebilirim. Moda kavramıyla da modelliğe başladığım zaman tanıştım. Tasarımcıları tanıdıkça inceliklerini de öğrendim, kendime nelerin yakışıp yakışmadığını keşfettim ve zamanla anladım ki trend olan tasarımları pek sevmiyorum.
MÜZE GEZMEK TERCİHİM
Modaya dair belli bir çizgim var. Bir gün balodaki prenses, bir gün de jean pantolon, spor ayakkabısı ve at kuyruğu ile sıradan bir genç kız oluyorum. İki kriterim var; sadelik ve zarafet... Güzel şeyler her kadın gibi benim de ilgimi çekiyor tabii. Ne zaman vitrinde ya da bir kadının üzerinde bir ayakkabı beğensem, hep Christian Louboutin çıkıyor. Ancak herkes giydiği için ve bazı modelleri rahat olmadığından o markayı almıyorum. Asıl tercihim Sergio Rossi. Hem şık, hem rahat, hem de zarif. Yurt dışına gittiğimde, eğer biri bana bir mağazayı önermişse mutlaka gidip görmek isterim ama sırf bir şeyler satın almak için en güzel zamanımı alışverişe harcamam. Genelde müze gezmeyi tercih ederim.
MARKA TAKINTIM HİÇ YOKTUR
Marka takıntım hiç yok. Belli bir tarzım var benim, onun dışına çıkmıyorum. Moda bir yandan ilgimi çekerken, bir yandan da zorluyor. Bir kere sürekli gelişen ve değişen yeni teknolojiler gibi... Takip etmek beni yoruyor. Bu nedenle ne tutkulu ne de mesafeliyim ona karşı.