Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Bülent Ersoy. ’’Çakma çukma nedir bilmem’’

Bülent Ersoy; İzzet Çapa'nın "Mücevherleriniz arasında imitasyon var mı?" sorusunu yanıtladı: Olur mu? Öyle çakma çukma şeyler bilmem ben. Hep pahalı yaşadım ve pahalı öleceğim.

Bülent Ersoy. ’’Çakma çukma nedir bilmem’’
Haber Videosu için tıklayın

REKLAMLAR




Gün ışığında başladığımız maraton, gecenin geç saatlerine kadar sürüyor. Hepsini derleyip toplasak kitap olacak nerdeyse. "Şirin’in gazabından korkmasam, buraya koymadığım bölümleri ’kırpıp kırpıp yıldız yapacağım’ ve başka röportajlar haline getireceğim" diyorum ve bu fikri hemen kafamdan siliyorum. Neme lazım, kadın kısmının intikamı müthiş olur... Bir ara ezan okunmaya başlıyor. Bülent Ersoy aniden huşu içinde sol elini kalbine koyuyor ve "Aziz Allah! Şefahat senden aziz Allah’ım" diye dua etmeye başlıyor. Ezanın sonunda gözleri bir başka parlıyor sanki. İşte, olaya girmenin tam zamanı...

İnsanlar "Nasıl bir kadındır ki Bülent Ersoy, bir yandan en büyük marjinalliği yaşarken, diğer yandan ezan sesini duyduğu anda Allah duygusunu da yüreğinde bu kadar güzel hissedebilir" diye merak ediyordur...
Çok haklısınız... İnsanlar ’marjinal’ diye düşünebilir ama doğduğumdan, kendimi hissetmeye başladığım beri dini vecibeleri yerine getirmeye çalışan biriyim.

Seçilmiş bir kul olmayasınız yoksa?
Tabii, bunu bilemeyiz. Hem o kadar haddi aşarak konuşmak doğru değil. Bu, uç seviyede megalomanlık olur.

Her zaman dua ediyorsunuz değil mi?
Ah, tabii ama bunlar söylenmez. Her sabah ezanında ayaktayımdır ben. Günü hiç uyuyarak karşılamam, istisnasız. Ne olursa olsun, eve kaçta gidersem gideyim...

GAZOZ ŞİŞELERİNİ SATARDIM
 
Maksim’de bir gecede assolist olduğunuzdan bahsetmiştik. Orada sahneye çıkmadan önce Maksim’i biliyor muydunuz?
Maksim’in ne olduğunu bilmez miyim? Behiye Hanım’ı, Müzeyyen Hanım’ı, Zeki Bey’i dinlemeye giderdim. Matineye tabii. Şişe satıp gidebilirdim ama. Kola, gazoz şişelerini...

Maksim’de çıkarken Zeki Müren hiç sizi dinlemeye geldi mi?
İlk üç sene boyunca herkes geldi, bir tek Zeki Bey gelmedi beni dinleyemeye... Sesimi kaydettiriyor, dinliyormuş. Seneler sonra benim arkamdan neler söylediğini duydum. Çok yakını olan Berrin Hanım anlatmıştı; Zeki Bey benim kasetleri dinler, "Allah’ım ahir ömrümde bana bu acıyı niye verdin? Bu Japon’un canını al yarabbi" dermiş. Hâlâ yaşadığıma göre duaları tutmamış...

Japon siz oluyorsunuz...
Evet, benim. Biliyorum ki, beni hiç içine sindiremedi. Aslında bana gelinceye kadar çok insanın da ekmeğiyle oynadı.

OTURDUĞUM KOLTUK ÇÖKTÜ!
 
Anlaşılan kıskanıyormuş biraz sizi...
Bizim Muzaffer Özpınar ile çalışırken hep sorarmış, "Bu parayı aldığı doğru mu?" diye. Muzo da, "Doğru Paşam" deyince, başını başka yöne çevirirmiş. 1981 yılında ben 150 bin alıyordum, Zeki Bey 75 bin...

Kenan Evren’in sahne yasağı sırasında da çok zor günler geçirdiniz herhalde...
Bir insanın hürriyetinden önemli ne olabilir? Benim hakkımı kim arayacak? Ömrümden giden sekiz senemi geri verebilecekler mi? Gençliğimin en güzel yılları öyle gitti. Oturduğum koltuk çöktü, daha ne olsun kardeşim! Bak sinirlendim şimdi...

Ben mi sinirlendirdim sizi?
Sizinle ilgisi yok. Hatırlayınca sinirlendim...

Daldan dala atlıyoruz ama yaşamınızı en çok etkileyen olaylardan birine geçmek istiyorum hemen… Kenan Evren’e ve onun size koydurduğu sahne yasağına… Nasıl başlamıştı o olay?

Fahri Bey’in Maksim Gazinosu’ndan, Papel Osman’ın (Osman Kavran) Luna Park Gazinosu’na transfer olmuştum…

Bir dakika kızmadı mı Fahri Bey?

Kızmaz mı? Zaten ne olduysa bu transferden dolayı oldu. Londra’dayım o günlerde… “Avansı Londra’ya yolla” dedim Papel’e. Çuvalla para geldi. Bir lira kalmamacasına cayır cayır harcadım avansı. Şimdi ‘çakma çanta filan kullanıyor’ diyor ya bazı geri zekalılar… Siz daha bu markayı tanımazken ben Louis Vuitton’un değil çantasını, bavullarını kullanıyordum. Siz kiminle dans ediyorsunuz a evladım? 1980 senesinde Louis Vuitton bavulları böyle dizmiştim, ben öyle karıyım…

Sonra kader nasıl ördü ağlarını?

Kader değil. Kader örse iyi… Neyse kraliçeler gibi kırmızı halılar falan uçaktan aldılar beni… Dior’dan beyaz bir tayyör giymiştim. Puantiye eldivenlerim, puantiye şapkam, siyah çantam, siyah rugan ayakkabı. İnceciğim, şimdiki gibi montofon ineği değilim…

(Bu son cümle üzerine bir kahkaha atıyor Bülent Ersoy. Az önce gözlerinde gördüğüm hüzün birden neşeye dönüşüyor. Her zaman gel- git’lerin kadını işte… )

Estağfurullah… Şimdi de çok güzelsiniz.

Bir de o günlerde görecektiniz… Uçaktan inip doğru Çeşme’ye gittim. Birkaç gün dinlenip programa başlayacağım. İşte orada geldi yasak kararı…

Fahri Bey’in bir parmağı olabilir mi?

Bana göre öyle… Fahri Bey kraldı. İstanbul Valisi Nevzat Ayaz ve Emniyet Müdürü Şükrü Balcı ile çok samimi… Kenan Evren’i de tanıyorlar. Luna Park’a çıkacağım ya! Al sana yasak!

Osman Kavran’ın elinden bir şey gelmedi mi?

Onun da tanıdıkları var ama hadise öyle büyüdü ki kimse elini taşın altına sokmaya cesaret edemedi. Sorarlar adama sonra ‘kaç trilyon yediniz de kaldırdınız yasağı’ diye…

Peki, Kenan Evren adı geçince şimdi ne hissediyorsunuz?
Ona hakkımı helal etmiyorum! Sen kim oluyorsun da hiçbir kanun hükmünde var olmayan bir cezayı bana kesiyorsun? Allah geçinden versin, öldüğü zaman bile hakkımı helal etmeyeceğim. Onu ’cennet ve cehennemden önce burada yargılayacaklar!’ Bu hesap verilecek! Ya verilecek ya da verilecek!

PAHALI YAŞADIM VE PAHALI ÖLECEĞİM
 
İmitasyon mücevheriniz var mı?
Olur mu? Öyle çakma çukma şeyler bilmem ben. Onun için hep diyorum ya, hep pahalı yaşadım ve pahalı öleceğim.

Allah uzun ömürler versin... Peki, bu "Çakma mücevher takar" dedikodusu nereden geliyor?
Beğendiğim bir şey olsa işportadan bile alırım da oradan geliyor... Ne var bunda? Zaten çakma başka, ucuz başka... Değil mi? İstediklerini söylesinler. Bu kadar pahalı yaşayan, umursamaz zaten hiçbir şeyi.

Cevap da vermiyorsunuz hiçbirine?
Neden vereyim? Ben Ağrı Dağı’nın 5 bin 165 metre tepesiyim, bayrak elimde. Zirvede oturmuş, bacaklarımı sallıyorum. Ovalarda uçuşan sivrisineklerin vızıltılarını duymuyorum bile.

İnsanlar çok acımasız değil mi?
Her türlü kuvvetime karşı, bazen ben bile zorlanıyorum. Sokağa çıkınca benim başımın dimdik olması lazım. Ben bu yüzden gözyaşlarımı hep yastığıma, gece karanlığında dört duvar arasında akıttım. Kimsenin yanında ağlamadım.

Kimseye diz çökmediğinizi de biliriz!
Kimseden de özür dilemedim. "Kenan Evren seni affedecek. Git, özür dile" dediler. "Kime ne yaptım ki ben, neden af dileyeceğim?" dedim...

İzzet ÇAPA







31.07.11 16:31

henüz puan verilmedi
10270 kez okundu


İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer