
"Yüksek Topuklar" programına konuk olan senelerin organizatörü Erkan Özerman; her zaman ki enteresan konuşmalarını yineledi...
Ünlü organizatör Lerzan Mutlu’yu ilk defa arkadan çekilmiş bir fotoğrafıyla tanıdığını söyleyerek şaşırttı...
Erkan Özerman’ın programın başarılı sunucusu ayrıca konservatuar mezunu ses sanatçısı Lerzan Mutlu ile ilgili sarfettiği bu sözlerle neyi kast ettiği tam anlaşılamadı...
İşte o sözler...
İzlemek için haberin videosuna TIKLAYINIZ..
Yıl 1968,
O yıllar, 15-16 yaşında, ele-avuca sığmayan, madden ve manen güçlü bir babanın oğlu olmanın verdiği güvenle biraz şımarık, biraz bıçkın, biraz küstah bir çocuktum...
Rahmetli babamın sahibi olduğu, istanbul’un en güzel yazlık bahçe Gazinolarından biri olan Tepebaşı Cumhuriyet’in bahçesinde yine rahmetli olmuş Nusret Yeşilçay, Rakım Ziyaoğlu, babam ve ben akşam yemeği yiyiyorduk..
Gecenin ilerleyen saatlerinde masamıza, 25 yaşlarında, bulunduğu konumum kendine sağladığı güvenden dolayı, kendinden emin, biraz da küstah, siyah bir takım elbise giymiş genç bir adam geldi...
Başta babam olmak üzere masada oturan diğer kişilerin bu adama karşı, davranışları ve konuşmaları ve bu adama karşı aşırı kontrollü ve gayet kibar davranmaları dikkatimi çekmişti!..
Ve o an bu adamı gözüm tutmamıştı ve yıldızımız o saat-bu saat hiç bir zaman barışmadı!...
Babam kurnaz bir adamdı, benim yüzümün ifadesinden, her an bir olay çıkartabileceğimi anlamış olacak ki, beni hemen yumuşak bir uslupla kendisi ile tanıştırdı...
İşte o gün tanıdığım bu adam, Dün Cine 5 ekranında baştan sona kadar izlediğim Erkan Özarman dı!...
Yıllardır, mesleki başarılarını biliyordum...
Ancak, dün gece, "İnsanların belden aşağı çekilmiş arkası dönük fotoğraflarına bakıp, kim olduğunu tanıyabilme yeteneğine sahip olduğunu" bilmiyordum!...
Şimdi, Erkan Özarman’a sormak lazım!...
Sana bu şekilde, önden veya arkadan belden aşağı çekilmiş başka fotoğraflar da gösterirlerse onların da kim olduğunu çıkartabilirmisin?...
70 yaşına gelmiş, iyi bir eğitim almış, yıllarca Paris’te yaşamış, son derece kültürlü, mesleğinde en üst noktaya çıkmış ve her sorulan sorunun, sonunu da muhakkak kendi yaşamı boyunca aldığı eğitimden ve terbiyeden ve "Mekteb-i Sultani" den mezun olduğunu dile getiren senin gibi birine, bu konuşma yakıştımı?...
Rahmetli Zeki Müren’in tespiti çok doğru, dilin aynen Yılan dili gibi!...
Ancak Zeki bey’in yanıldığı bir nokta var, "YALAN" senin yıllarca en iyi dostundu, sana hiç bir zaman ihanet etmedi!.. Ne oldu da aranız açıldı?...
Yoksa, "YALAN" da seni, Kıvanç Tatlıtuğ, Kenan İmirzalıoğlu ve diğerleri gibi terk mi etti?..
"İnsanların birbirini sevmesi lazım, başarıların kıskanılmaması gerekir" edebiyatı, 70 yaşında mı aklına geldi?...
Daha önceleri bu güzel temennilerini neden dile getiremedin?...
Yoksa o zamanlar "mani oluyor halimi takrire hicabım" eserini çok mu dinliyordun?...
Geç bunları geççççç!....
Sen de çıkarların bittiği zaman kimseyi aramazsın!...
Parası ve şöhreti olmayana selam bile vermeyeceksin diyen sen değilmisin?...
İnsanların, belden aşağı fotoğraflarına bakıp tanıyabildiğine göre, İzmir Fuarı dendiği zaman da, "kilotsuz sahneye çıktığı için" Fuardan kovulan ve uzun yıllar bir daha Fuar’a davet edilmeyeninde kim olduğunu unutmamışsındır umarım!...
Özarman, Biz 40 kişiyiz, gerçi gitgide azalıyoruz ama birbirimizi iyi tanırız!...
Yaşadığın sürece şunu hiç bir zaman unutma;
"Akrepler", Alev çemberinin merkezinde kaldıkları zaman, hayatlarına kendi zehirleriyle son verip son yolculuğa çıkarlar!...
Sacit Aslan