
Oray Eğin, Akşam gazetesindeki yazısında buyurmuş!.. Seda’dan neden Oprah olmaz?..
Tek bir yanıt: Çünkü Seda Sayan’da sınıf bilinci ve toplumsal duyarlılık yok da ondan. Oysa Oprah, küçük bir film olma amacıyla yola çıkan ’Precious’ı bir kere izliyor ve siyahlar arasında çok büyük bir yaraya parmak basan (şiddet, ensest) yapımın duyulması, yayılması, izlenemsi için var gücüyle çalışıyor. Bir çıkarı, beklentisi yok. Oprah’ın verdiği destek ’Precious’ı Oscar’lara taşıyor, yıla damgasını vurmasını sağlıyor. Bizimkinin tek toplumsal hareketi Umre’ye gitmesi.
Aslında yadırgamadım desem yalan olur...
Nedeni ise şu;Bir adam ki, kendi dininde (Müslüman mıdır, Hiristiyan mıdır? bilmiyorum) şayet Müslüman ise, Umre yapmanın, Hac ziyareti yapmak gibi İslamın 5 şartından biri değildir. Umre ziyareti yapmak sadece kişinin kendi isteğine bağlı olan bir ziyaret olduğunu, dolayısıyla "toplumsal bir hareket" olmadığını iyi bilmesi gerekir...
Dikkat ederseniz, eğlence hayatının ortasında iş yapan insanların,(Rahmetli babamda 3 kere Umre yapmıştı) mesleklerini bırakamayacaklarından dolayı Umre ziyareti yapmayı tercih ederler. Çünkü birgün Allah nasip ederde HAC şartını yerine getiren biri yaşamında köklü değişiklikler yapmak zorundadır ve hac görevini yerine getirmiş biri, bazı vecibelere uyarak yaşamına devam etmek zorundadır. Aksi takdirde yapmış olduğu HAC ziyaretinin hiç bir önemi yoktur...
Önümüzdeki günlerde, şık ve dekolte kıyafetlerini giyip sahneye çıkacak olan Seda Sayan gibi artistler HAC şartını yerine getirdikleri zaman, bu meslekle vedalaşmış olacaklarını iyi bilirler ancak şimdilik böyle bir durum sözkonusu da olmadığına göre Umre ziyareti yapmak en doğru seçimdir...
Şimdi gelelim Seda Sayan’ın "Oprah Winfrey" gibi olamadığını iddia eden sana, sen Amerika’nın neresin de ve hangi şartlar altında uzun seneler yaşadığını bilmiyorum...
Zannedersem Los Angeles, Beverly Hills’de oturup, Colarado Aspen’de kayak yapmaya giden, akşam yemeklerini Dallasta şehir klubünde yiyen biri olmadığın kesin!..
20 senedir, Türkiye’nin en önemli TV kanallarında program yapan ve hala program yapması için teklif üstüne teklif alan bir kişiyi eleştirebilmek için, hatırlı abileri sayesinde eline geçirdiği ve yaptığı 8 programdan sonra apar topar kanaldan kovulan biri olan Sen biraz aynaya bakman gerekmez mi?..
Sahip olduğunu iddia ettiğin diploman, Seda Sayan’ın sahip olduğu diplomasından çok daha yükseklerde olmasına rağmen Türkçe’yi bile daha tam olarak öğrenememiş Amerikan aksanı konuşmayı kendine şiar edinmiş biri olarak, yıllarca Türkiye’nin en ücra köşelerinde, büyük şehirlerin varoşlarında yaşayanların dertlerine bir şekilde ulaşıp çareler bulan, üreten biri hakkında konuşurken insan hayatının, sadece pahalı şarap adlarını bilmek, lüks mekanlarda gezinmek ve marjinal yaşamdan ibaret olmadığını bilmesi ve kendisinin "BOŞ BİR BİDON" (Empty Ballow) olduğunu unutmaması gerekmez mi?..
Gelelim mynet’deki birbak’ta yazan Göksel Can beye...
Kendi yazdığı sitede yayınlamış olduğu ’BOŞANMA SÖZLEŞMESİ’ başlığı ile yazdığı haberi yayınlamam için banada yolladı ama ben yayınlamadım...
Nedeni ise Seda ile olan yakın dostluğum değil...
Şimdi buradan açıkca ifade ediyorum;Sayın Göksel Can bey, bu iddia ettiğiniz "BOŞANMA SÖZLEŞMESİ" evrakını bulun bana yollayın sizi namusum ve şerefimle temin ederim ki bu sözleşmeyi 1ay boyunca bu sitenin ana sayfası yapacağım ve herkesten özür dileyeceğim...
Ancak bu sözleşmeyi bulamadığın takdirde, bu konu hakkında bazı gazetelerde son derece hayasızca yazılan yazılara sebeb olduğunuz için yalan haber olduğunu kabul edecek ve başta Seda Sayan olmak üzere Turgay Başyayla ile eşinden özür diliyeceksiniz...
Bak sana iki tüyo vereyim;
1-Seda Sayan boşanma arifesinde "ONUR BENİ BİTİRDİ" diye bir cümle sarfetti, sen şimdi iyi bir gazeteciyim diyorsan söylenen bu sözü deşifre et bakalım!..
2-Seda Sayan’ın Umre’de çekilen fotoğrafının basına nasıl servis edildiği gerçeğini öğren!..
Gerçeği biliyor olmama rağmen yazmıyorum!...
Siz gazetecisiniz yaaa... Öğrenin yazın!...
Sacit Aslan