
MESNETSİZ İDDİALARINI İSPATLASIN!..
Nihat Doğan'ı, iddialarını ispata davet ediyorum. Önce yakışanı yapsın, sonra gerekeni.
Cumartesi günü Ankara’da yaşanan gelişmelerden sonra ortalık bir anda toz duman oldu.
Bildiğimiz bir gerçek var ki, Ankara’daki malum gelişmeyle ilgili haber, olaydan sadece 2 saat sonra ilk olarak, Ayakligazete’de özel haber logosuyla yayınlanmıştır.
Şu hususa dikkatinizi çekmek isterim. Haberle ilgili detayları siteye girmeden önce teyid için Nihat Doğan’ın menajeri Y.Y. aranmış ve kendisinin dahi Ankara’daki olaydan, Ayakligazete sayesinde haberi olmuştur. Bizden birkaç dakika müsaade isteyen menajer Y. Y. dakikalar sonra bizi arayarak, olayın doğru olduğunu, Ankara’da hali hazırda tatsız bazı durumlar yaşandığını teyid etti ancak konuyla ve gelişmelerle ilgili diğer medyaya yansıdığı şekilde bilgi vermedi, detayları söylemedi.
Ayakligazete, bu yaşananların ardından haberi tüm kamuoyuna duyurarak, sadece ve sadece habercilik yaptı. Ayakligazete’nin kişi, kurum ve kuruluşlarla hiçbir ilişkisi olmadı, olmaz da. Eğer öyle yapsak zaten habercilik yapamayız!..
Haberle ilgili menajer Y.Y.’ye ayrıca, gelişen olaylarla ilgili son durum hakkında Nihat Doğan görüş beyan etmek isterse, kendisinin söz hakkı bulunduğunu bildirdik ve hatta, Nihat Doğan’dan yapacağı açıklamalarla ilgili telefon beklediğimizi de ilettik.
Saatler geçti, haber farklı detaylarıyla internet medyasında geniş yer buldu. Biz medyaya sızan bu detayların içinde boğulurken, yaptığımız haberin üstüne herhangi bir başka haber yapmadık ve sadece gelişmeleri medyadan takip ettik.
Daha sonra menajer Y.Y.’yi arayıp, Nihat Doğan’ın söz hakkı kullanmak isteyip istemediğini tekrar sorduk ve bize “siz arayın” diyerek Nihat Doğan’ın cep telefonunu verdi.
Telefonla ulaştığımız Nihat Doğan biz kendisini aradığımızda hala polis merkezindeydi. Yaptığımız telefon görüşmesinde, diğer mecralarda yer aldığı şekilde bize; Benimle fotoğraf çektirmek istemişler, o nedenle gitmim veya şarj cihazı almaya gittim şeklinde açıklamaları olmadı. Nihat Doğan’la telefonda neler konuştuğumuz detayı bizdedir ancak, yaşanan olayla ilgili Nihat Doğan asla somut bir detay aktarmamıştır. Hala polis merkezindeydi ve gelişmelerin nasıl seyredeceğiyle ilgili kendisinin o an, bilgisi ve öngörüsü yoktu. Bir gelişme olursa, doğru bilgiyi kamuoyuyla paylaşmak adına bizi arayabileceğini söyleyerek görüşmeyi sonlandırdık.
Şimdi bakıyorum ve sadece yaşananlara bakıyorum. Şahsım adına konuşuyorum; Bugün ekranlara çıkıp, “menajerliğimi, basın danışmanlığımı yapmak istediler” şeklindeki şahsımla ilgili iddiaları tamamen yalan, asılsız ve uydurmadır. Bu saldırısı, mensetsiz, uydurma, tamamen asılsız ve yalan iftiraları, Nihat Doğan'ın sebebi ben olmadığım çaresizliğinin çırpınışlarıdır.
İddia ettiği şahsımla ilgili olay, şöyle bir düşünürsek Survivor yarışmasından önce yaşanmış!.. Yani bundan 2 sene önce. Bu zamana kadar aklı nerdeymiş de, şimdi kuyruğunu kıstırınca iftiralara başvuruyor? Onu da anlıyorum, ne yapsın garip, Mondi firmasıyla reklam anlaşması iptal olmuş ve kendince suçlayacak birini arıyor ve beni karalıyor. Konuştukça coşan ve kendi kendisini gaza getiren, dünyadaki nadir insanlardandır Nihat Doğan.
Ayrıca biz bu güne kadar hiç kimsenin basın danışmanlığını yapmamış bir kuruluşken, Nihat Doğan'a neden böyle bir teklifte bulunacağız? Bizim herhangi bir ünlü kimseye bu tür bir hizmet verdiğimizi de ispata davet ediyorum Nihat Doğan'ı!..
Kendisini, canlı yayında söylediği, Levent denen kişiyle benim yaptığımı iddia ettiği görüşmeyi ispata davet ediyorum. “Görüşmenin kaydını çıkarsın” da demiyorum; Sadece bu Levent denen şahsı tanıdığımı veya onun beni tanıdığını ispatlasın yeter!..
Nihat Doğan’ın başına gelenlerin sorumlusu asla biz değiliz, olmak da istemeyiz. Sadece habercilik peşindeyiz ve herkese de eşit mesafedeyiz.
Aksini düşünen varsa, onları da ispata davet ediyorum!..
Nasıl ki Nihat Doğan, kendisi hakkındaki haberlerden rahatsız ve cevap hakkını her uzatılan mikrofonda veya bağlandığı canlı yayında kullanıyor, hatta cevap hakkı sitemizde de yayındaysa, ben de cevap hakkımı buradan kullanıyor ve Nihat Doğan'dan iddialarını ispatlamasını bekliyorum. Bulduğun mikrofona, çıktığın ekrana kuyruğuna basılmış gibi bağırıp çağırmakla olmuyor bu işler sevgili Nihat Doğan!.. İddialarından sorumlusun ve ispata mecbursun... Bil ki, o iddia ve iftiraların ortada kalmayacak!.. Oktay İnci olarak Levent diye birini tanımıyorum ve hayatımda ne yüz yüze, ne de telefonda görüşmedim. Mesnetsiz iddialarını ne zaman ve nasıl ispatlayacağını da merakla bekliyorum.
Ayakligazete'nin malum konuyla ilgili yaptığı haber orada duruyor. Şimdi olayın üstünden onca zaman geçmiş, çıkmış mağdur olduğunu söylüyorsun. Doğrudur, yalandır. Biz o haberi, Ankara'daki malum olayın gelişmesinden 2 saat sonra üstelik menajerini arayarak ve teyid ederek girdik. Sıcağı sıcağına yapılan haberle ilgili detaylara takılıp boşuna yaygara yapıp durma. Polisler gece almamışlarmışmış da sabah almışlarmış!.. Tamam sabah almış olsunlar, gece almış olmasınlar!.. Şuradan hareketle kopardığın yaygara bile senin tiniyetini ve olayları nasıl saptırdığını ortaya koyuyor aslında, neyse...
Sonuç olarak olayın ne olduğu ortaya çıktığı an, arayıp doğrusu neyse düzeltmeyi gayet rahat bir şekilde yapabilirdin. Ancak şu var ki; Senin tarzının ne olduğunu cümle alem bildiği için, senden böyle mantıklı bir hareket beklemek, elbette ki hayal olur. Şimdi çıkıyorsun avazın çıktığı kadar bağırarak güya mağduru oynuyorsun. Yemezler birader. Kusura bakma. Adamsan adamığını bil, etrafındaki yaygaracılara uyarak ve aptal saptal iddialarınla kendini daha fazla rezil etme. Günlerdir çıkmış kendince birşeyler söylüyorsun. Millet aptal değil, kim ne anlamak istediyse onu anladı şu yaşananlardan. Sen de günlerdir aslanlar gibi çıkıp kendini bir şekilde savunuyor ve neyin ne olduğunu kendince izah ediyorsun, biz de dinliyoruz.
Bundan sonrası ve bir şekilde pislik ve çamur bulaştırmaya çalışman nafile. Ben senin kadar şöhretli biri değilim ve sana sadece buradan cevap yazabiliyorum. Umarım aklı selim insanlar, seni de beni de teraziye koyup tartıyor ve kararlarını veriyorlardır.
Umarım şahsımla ilgili o iddialarının arkasında durur ve umarım geri adım atmaz, ağız değiştirmezsin... Bu sayede, bu güne kadar gerçek yüzünü göremeyenler, belki bu sayede görürler. Aslında ayak üstü nasıl yalan söyleyebildiğini ve hiç utanmadan, sıkılmadan ve kendi hırsınla iftira attığını, ne kadar yalancı ve seviyesiz olduğunu, belki bu sayede görür insanlar.
Belki de senin gerçeğinle ilgili hayırlara vesile olurum... Kim bilir...
Oktay İnci
