
Birisi “Maksim” bir diğeri de elbette “Fahrettin Aslan”
Büyüklerimin meşguliyetlerinden dolayı çocukluğumun büyük bir kısmı Maksim Gazinolarının kulislerinde, sahnelerinde bol bol koşturmakla, ya da annemin bana “sandalyene oturacaksın, buradan kalkmayacaksın bak birazdan kim çıkıp şarkı söyleyecek” diyerek geçmiş olmasına rağmen, yaşım itibariyle o dönemde idrak edemediğim ama yaş kemale eriştiğinde de kendimi O’nu tanıma şerefine nail olmuş biri olarak çok şanslı gördüğüm, Rahmetli Fahrettin Aslan Beyefendi’den bahsedeceğim sizlere bugün.!
Kalemim O’nu anlatmaya yeterli olmayacaktır diye düşünüyorum, çünkü bir “Kral” için yazı hazırlamak inanın çok zor.!
1946 yılında henüz 14 yaşında iken bir gazinoda komilik yapıp, aynı yıl komilikten şefliğe terfi eden bir çocuk düşünün, bu çocuğun nasıl çalışkan, ne derece azimli olduğunu düşünün ki aynı çocuk genç delikanlı olduğunda ise kendi işinin patronu olabiliyor.! Olabildiği de yetmiyor, üstelik o alemin tek Kralı olarak damgası vuruyor.!
Evet.! Şimdi bakıyorsunuz ki birçok dev ismi kendi okulundan mezun etmiş Rahmetli Fahrettin Aslan, ne büyük adammış ki bırakın okulundan mezun etmesini üstelik o dev isimlere kendine has “Aslan Anayasasını” kabul ettirebilmiş.! Kimler yok ki bu anayasayı o dönemlerde kendilerine yaşam biçimi olarak kabul edenlerin arasında.! “Sanat Güneşimiz”, “Taş Bebeğimiz”, “Divamız”, “Süper Starımız” “Minik Serçemiz” ve daha ismini yazsam da sığdıramayacağım nicesi.!
Öyle sanıyorum ki şuan hali hazırda hayatta olan birçok değerli sanatçımız bu anayasayı yaşama şerefine nail oldukları için yatıp kalkıp değerli patronlarına dua ediyorlardır herhalde.!
Bu kadar dev ismi şöhret edip, yıllarca ekmek kapısı açıp üstüne de bir “Maksim” markasını 45 yıl ayakta tutabilen bir adam için bence sabah akşam yatıp kalkıp dua etseler az bile gelir diye düşünüyorum.! Bakınız her biri şuan birçoğumuz için ulaşılamayacak düzeyde.! Fahrettin Aslan Okulundan mezun olamama şansını yakalayamamış ünlüler de orada burada kendi hallerinde ayakta kalabilme savaşı vermeye devam ediyorlar ne yazık ki.!
Hatta birçoğu da bırakın o okuldan mezun olabilmelerini, kapısından dahi geçemezlerdi. Ancak, belki biz de bu şekilde daha fazla ekmek yeriz mantığıyla O’nun yaptığı işlerle nemalanmaya çalışıyor ki işte o zaman hopp bir dakika dememek el de olmuyor maalesef.!
Son günlerde bakıyorum ki gerek televizyon ekranlarında gerek gazete köşelerinde işte gazino eğlencesi özleyenlere dört dörtlük hizmet veren şu mekan açıldı bu mekan açıldı.! İşte içeri girdiğiniz de o havayı soluyorsunuz şöyle böyle diyerek ceplerini biraz daha doldurma çabası içinde olan kişiler var.! Peki eyvallah bir şey demiyorum da hangi gazino eğlencesinden bahsediyorsunuz siz diye de haykırmadan edemeyeceğim.!
Makul fiyatlarla eğlenebilecek miyim? Kadro da birbirinden dev isimler var mı? Ya da o devlerin isimlerini görebileceğim koskocaman ışıltılı neonlar duvarlara asıldı mı? Solistler sahneye çıktığında garsonlar servis yapmayı bırakıyor mu? Çarşamba günleri kadınlar matinesi var mı? Yemeklerimizi alıp gelebilecek miyiz? Ne oldu? Yok mu bunlar? Ee peki ne gazino eğlencesinden bahsediyorsunuz ortalığa çıkıp çıkıp.!
İki şarkıcı bir dansözün çıktığı, üstüne milyonlar hesap alındığı mekanlar ne zamandan buyana gazino eğlencesi olmuş gel de şaşırma arkadaş.! “Demek ki bu işler öyle her baba yiğidin yapacağı işler değilmiş.!”
Fahrettin Aslan Gazinocular Kralı olması ile birlikte bir duayendir. İsmi üstünde duayen işinde tek olan kişi anlamına gelir hepinizin de bildiği üzere. Ama maşallah bizim Memleketimiz de duayen olalım diye o kadar kendini parçalayanlar var ki.! Bu durum da ister istemez hey Allah’ım dünün “eller havaya” şarkıcıları da duayen olacaksa vay bu Memleketin haline diyesi geliyor insanın.!
Bırakın duayen olabilmeyi kırk fırın ekmek yeseniz bir Fahrettin Aslan olamazsınız.!
Bakın Fahrettin Aslan o kadar sinirli, sert, otoriter bir adammış ki yanında el pençe divan dururmuş birçok dev isim. Ama bir o kadar da pamuk gibi kalbi varmış rahmetlinin. Sanıyorum ki o pamuk gibi kalbi olmasaydı ne 45 yıl bir mekanı ayakta tutabilirdi, ne de başta Sayın Zeki Müren gibi birbirinden büyük isimler senelerce aynı patronla aynı sahnede işlerini devam ettiremezdi.!
Nasıl ki bir Zeki Müren, bir Barış Manço gibisi bir daha bu dünyaya gelmeyecek ise bir Fahrettin Aslan gibisi de gelmeyeceği kesindir.
Bu durumda bence yapılması gereken tek şey, O’nun yaptığı işlerle nemalanmaya çalışmak yerine, eskisi yenisi her kim olursa olsun imkanları el veren birçok sanat camiası içindeki kişilerin Fahrettin Aslan’a olan vefa borçlarını belki bir Maksim Gazinosu açarak yerine getirebilirler di diye düşünüyorum, çünkü Maksim yaşamalıydı ve hatta bunu Kral henüz hayatta iken yapmalı ve ona destek olmaları Maksim’i yaşatmaları gerekiyordu ama yapmadılar.!
Bundan sonra da olur mu? Zor gibi görünüyor, çünkü koca bir devir bitti ve gitti yedi yıl önce aramızdan. Kim bilir nasıl anılarla gitti, kim bilir Karakutusunda neler gizliydi bilinmez ama bilinen tek şey vardı ki ;
“O Gazinocular Kralıydı, Kral Gibi Yaşadı, Kral Gibi de Öldü.!”
Saygı ve Minnetle Anıyorum. Ruhun Şad Olsun Büyük Kral.
Sevgiler..
Ömür AVAZ
