
Emel hanım,
"Hameset dolu" bir söz söylemedin ki, seni yanlış anlayayım veya söylediklerini anlamakta zorlanayım!...
Seni eleştirdiğim sözlerin, başta ben olmak üzere herkesce anlaşılabilir netlikte..
Söylediğin sözü tekrar, tekrar yazmaya gerek yok, sen ne dediğini ve o sözlerinin nerelere gittiğini ve kimleri zan altında bıraktığını çok iyi biliyorsun!...
Bak, kendin itiraf ediyorsun, yıllar önce bir bakana da ne dediysen sana epeyce pahalıya maal olmuş...
Defalarca, "ne demek istediğimi anlamadılar" diyorsun!...
Ne dedin de anlamadık Emel hanım!..
Bak, arkadaş sen Sezen Aksu’nun çok yakını olabilirsin, kendisinden şarkı beklentinde olabilir, hatta bu sabah başka bir programda söyledikleri gibi onun yerine sen cevap veriyor da olabilirsin...
Sezen Aksu’yu savunmak en doğal hakkın ancak kimseyi tahkir edemezsin!...
Ben senin gibi şarkıcı değilim, dolayısıyla Yıldız Tilbe’den bedava şarkı alacağım diye bir durum da söz konusu olamaz...
Aslında senin anlamakta çok zorluk çektiğin yer şurası;
Yıldız Tilbe’ye, defalarca bu soruyu Gazeteciler soruyor Emel hanım!
Ve, her defasında Yıldız’ı açmazda ve zorda bırakan bu soruyu, cevaplamaktan başka çare var mıydı sence?..
Yukarı tükürsen bıyık, aşşağı tükürsen sakal bir durum!...
Madem, bu olayı en ufak detaylarına kadar biliyorsun da, neden işin erkek tarafını sorgulayamıyorsun?...
Ağzınıza pelesenk ettiğiniz bir lafın arkasına sığınıp durmayın "Ölmüş birinin arkasından konuşulmaz" diye mantık sinsilesine uymayan bir laf işte!..
Emel hanım, bu memlekette M.KEMAL ATATÜRK arkasında konuşuyorlar da, Uzay Heparı kim ki eleştirilmeyecek anlamadım!..
Bak arkadaş, senin Sezen ablan da, herkes kadar sevabı veya günahı olan biri!...
Fazla şişirme, sonra sana öyle bir soru sorarım ki, ne sen cevap verebilirsin ne de Sezen ablan!..
Boyunu ve kilonu aşan işlere soyunma, sonra altından kalkamaz hale gelirsin!..
Bu konuyu da kısa kes Aydın havası olsun!..
Unutmadan, bir konu için "özür" diledikten sonra, arkasından "falan-filan" diye bir takı kullanılmaz, konuştuğun lisanı iyi öğren..
*********
Gelelim sana Suna Üçkarışoğlu
"Bu program magazin programı değil, işte yeni bir program diye saldırıyorlar" derken, hangi gerekçeye dayanarak bu sözleri söyledin?...
Bu gün konuk olarak katıldığın ve ahkam kestiğin bu program..
Sağlık programı mı?
Yemek programı mı?
Yoksa, Türkiye’nin sorunlarının tartışıldığı haber programı mı?..
Şimdi, nerde kaldı senin yıllarca yaptığın Gazeteciliğin, Televizyonculuğun?..
"Birileri önce saldırdı" derken, o birileri kim?...
Üçkarışoğlu, "kuduz köpekler" saldırır, insanlar saldırmaz kendine gel!...
Bu sabah, konuk olarak katıldığın o program dan kimsenin haberi bile yoktu, benim Emel Müftüoğlu’nu söylediği sözlerden dolayı eleştirmem üzerine, ertesi gün bütün basında yer aldı...
Dolayısıyla, "saldırıyorlar" kelimesi sana hiç yakışmadı!...
Ayrıca, yıllardır bu işi yapıyorsun ve mikrofonu eline aldığın zaman seninde, birilerine yıllar önce yaşanmış ve skandallara sebep olmuş olaylar hakkında sorduğun sorular yok mu?..
Birileri, bu sorulara ya cevap veriyor yada size küfür edecek duruma geliyor!..
Çünkü, insanların unutmak istediği olayları temcit pilavı gibi, biraz değiştirerek sormayı seviyorsunuz...
Yıldız Tilbe olayı da aynen böyle..
Senin meslektaşlarının yıllardır sorduğu aynı soru ve kadını küçük düşürme politakası!..
Buna benzer haltlar sanki başkaları tarafından hiç yaşanmamış da, sadece Yıldız Tilbe yaşamış gibi davranış sergiliyorsunuz!...
Madem Objektif bir gazetecisin o zaman objektif ayarlarının bozulmuş kontrol et!..
Sana tavsiyem, olaylar hakkındaki fikrin ve yorumun neyse, canlı yayınlarda da aynı şekilde davran...
Kasaba bakıp bakkala borç ödeme!...
Sacit Aslan