
Neden 10 yıl beklediniz, sustunuz, köşenize çekildiniz?
Müziği çok sevmeme rağmen bu işi profesyonel olarak yapmayı çok sevmedim. Stüdyoya girip çalışmak, müzik yapmak çok zevkli ama bu işi profesyonel olarak yapıyorsanız, mutlaka satışı düşünerek hareket etmelisiniz. Bu da elinizi, kolunuzu bağlıyor ve bazen müzik şirketlerinin de baskısıyla hiç istemediğiniz işler yapmak zorunda kalabiliyorsunuz. Bir de gündemde kalabilmek için bazı taktikler benimsemeniz gerekebiliyor. Oysa ben özeline çok düşkün olan, biraz utangaç birisiydim. Bu şekilde hayatımı ve şöhreti çok yapay ve anlamsız bulmaya başladım. Daha anlamlı ve gerçek bir şeylerin arayışına girdim ve yarım bıraktığım eğitimime devam etmeye karar verdim.
New York'a yerleşip edebiyat okumaya başladım, gazete ve dergilerde yazılar yazdım, ‘Sürgün Çocuklar Bahçesi' adında bir kitap çıkardım. Daha sonra Londra'ya giderek siyaset okudum. Bu albümü ise tamamen zevk için çıkardım. Oysa profesyonel birisi gibi davranıp satışı düşünmek zorunda kalsaydım albümü İngilizce yapamazdım. Şimdi çok daha özgürce müziğe bir hobi olarak devam edebiliyorum.
Albüm neden baştan sona İngilizce, bunun bir özelliği var mı?
Ben İsveç'te büyüdüm ve daha üçüncü sınıfta İngilizce okumaya başladım. Lise ve üniversite yıllarım da hep yurtdışında, geçti. Hayatım boyunca çoğunlukla İngilizce müzik dinledim. Bu yüzden İngilizce şarkı söylemek bana Türkçe'den daha kolay geliyor ve çok seviyorum.
Albümde yer alan parçalar ABBA'nın prodüktörlerinden Anders Hansson tarafından Stockholm'de kaydedildi. Bu bağlantıyı nasıl kurdunuz?
Bir aile dostumuz Anders'le benim müzikal anlamda çok uyuşacağımızı düşündü ve bir gün bizi Stockholm'deki restoranına davet ederek tanıştırdı. Hakikaten iyi anlaştık ve çok iyi dost olduk. Anders benim için albümdeki besteleri yaptı ve birlikte bu parçaları Stockholm'de kaydettik.
En güvendiğiniz ve özellikle bu kış mevsimine damgasını vuracağına inandığınız şarkılardan söz eder misiniz?
Mesela ‘Love is the Answer' çok güzel bir aşk şarkısı, ‘Rain' ise her zaman dinlenebilecek, İngilizce'de ‘easy listening' denilen türden. ‘Baby U Don't Love Me'nin club mix versiyonlarının da gece kulüplerinde çok çalınacağına inanıyorum.
Müzik çevrelerince “Bir Türkün bugüne kadar yaptığı en iyi İngilizce albüm” olarak nitelendiriliyor. Bu yorumlara siz de katılıyor musunuz?
Ben bu kadar iddialı konuşamam ama öyle söylendiği doğru. Anders çok iyi bir besteci ve ciddi bir prodüktör. Stockholm'deki stüdyolar ve sound anlayışı çok gelişmiş. ABBA, The Cardigans, Ace of Base gibi gruplar hep oradan çıkmış. Ben de Stockholm, Paris, Londra ve New York'ta bu sound ile eğitildim.
Bu yıl Eurovision şarkı yarışmasında Türkiye'yi Hadise temsil edecek. Size göre bu doğru bir seçim mi?
Bence çok doğru bir seçim. Bu popüler bir yarışma. O yüzden genç, güzel ve iyi İngilizce konuşan, iyi dans eden ve şarkı söyleyen Hadise'nin bizi temsil etmesi çok iyi olur.
Hadise'ye ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?
Sinirlerini sağlam tutmasını tavsiye ederim çünkü o ne kadar iyi bir performans sergilerse sergilesin mutlaka eleştirenler olacaktır. Bizde hiçbir şey yapmadan veya üretmeden başkalarının çabalarını küçümsemek ve eleştirmek âdet haline gelmiş nedense... Bu nedenle sağa sola bakmadan işini iyi yapmalı. Sonuçta dedikodu yok olur, iyi işler kalır.
Aylin Livaneli'nin kalbi ne durumda, boş mu dolu mu, yaşadığı bir sevda var mı, beklemede mi?
Benim için ilişkiler çok önemli. Günübirlik ilişkileri sevmiyorum. Derin, uzun süreli, sevgiye ve şefkate dayalı birlikteliklerden hoşlanıyorum. Mutluluğun, ömür boyu bir tek insana bağlanmak olduğunu düşünüyorum ama maalesef bu konuda çok şanslı olamadım. Tutkulu ve yıllar süren aşka inanıyorum. Bunu bulmak da çok kolay değil.
Hafta Sonu