
AYNI DAĞIN YELİYİZ BİZ!
Yeni Türkiye’nin geleceği ve Anayasa’nın akıbeti açısından 2011 seçimleri mühimdi. Yola Başbakan Erdoğan’la devam edilmek isteniyor ancak AKP’nin Anayasa’yı tek başına şekillendirme ve referanduma götürme fikri içten içe tedirginlik yaratıyordu. İşte bu bağlamda, 2002 yılından beri hep kazanan Erdoğan’ın yeni bir zafere imza atması, yani 3. dönemine oy artırarak girmesi yetmezdi. Çoğulcu, özgürlükçü bir Anayasa için MHP’nin TBMM’de yer alması, BDP’nin daha çok vekille temsil edilmesi gerekirdi.
Ve beklenen oldu...
AKP; seçimden güçlü çıktı. Kıyı-iç çekişmesi yumuşadı. İzmir’de bile AKP’nin oyu arttı. Çoğunluk hizmete önem verdiğini gösterdi. Bir başka deyişle, CHP’nin yarattığı ’’laiklik elden gidiyor’’ korkusu törpülendi. Üstelik seçimin tek kazananı AKP olmadı. Yani zafer vardı ama zafer sarhoşluğu yoktu.
CHP; hem 12 Eylül sonrası döneme, hem de Milletvekili sayısına bakıldığında başarılı görülse de hedefi olan yüzde 30’a uzak kalarak, başarısız oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’yla esen değişim rüzgarında, Kürt seçmenin desteğini görmeyeceği belli olan demokratik özerklik gibi ve diğer bazı taktik hataları hedefe giden yola engel koydu.
MHP; baraj engelini aştı. Türkiye, MHP’ye yeniden yapılanma ve siyasette reform adına şans tanıdı. Anayasa’da uzlaşma için çalışılması ve Devlet Bahçeli’nin koltuğunu taze bir kana emanet edilmesi istendi.
Bağımsız adaylardan 35’i Milletvekili seçildi, BDP sistemin engellerine rağmen becerdi. Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Türk, Ertuğrul Kürkçü’nün olduğu bir meclisimiz var artık. Dolayısıyla; BDP için uzlaşmanın anahtarı olacak demek mümkün.