
San-at ve siyaset
Sanatçı diye anılan kesimin referandumda takınacağı tavır epeydir malzeme.
Herkes pek bir önemser görünüyor “san-atçı” taifemizin Anayasa değişikliğine “Evet” mi, yoksa “Hayır” mı diyeceğini.
Benimse pek umurumda değil.
Çünkü ben, özellikle de bu aralar adları ortada pek fazla dolanan san-atçılarımızın yiyeceği haltı pek önemsemiyorum.
Çünkü onların yemek için halt seçmek gibi bir alışkanlıkları yoktur.
Pek çoğu dönemsel takılırlar.
O günlerde kimin “haltı” modaysa onu sever, kim iktidardaysa onun haltını yemeye pek meraklı olurlar. Bu yüzden “san-atçılarımızın” referandumda ne diyeceğini pek önemsemiyorum.
Bakın mesela birkaç gün sonra 12 Eylül Anayasası’nı tarihe gömmek için “Evet” oyu vereceğini açıklayan Sezen Aksu’ya.
Kenan Evren Cumhurbaşkanı olduğu günlerde Çankaya’da bir davet verir.
“Davet alınca gurur duyduğunu” söyleyerek katılan san-atçılar kimlerdir biliyor musunuz?
Hadi ben söyleyeyim.
Sezen Aksu, Onno Tunç, Gülriz Sururi, Ali Poyrazoğlu. Tabii başkaları da var.
Peki aynı davete katılmayacağını söyleyen sanatçılar kim?
Aziz Nesin, Cemal Süreya, Melih Cevdet Anday, Yaşar Kemal ve İlhan Berk.
Bazıları için 12 Eylül’ü sevmemek için, demek ki Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı’ndan inmesi gerekiyormuş.
Tabii “halt yemek” bu kadarla sınırlı değil.
12 Eylül’ün mal sahibi Kenan Evren biliyorsunuz sonra san-ata merak sardı. Önce ressam oldu.
Sonra 1994 yılında birdenbire “Şarkıcı olmak isterdim” dedi.
O günkü Milliyet Gazetesi de hemen sanatçılara sordu, “Evren’den şarkıcı olur mu?” diye.
Bakın san-atçılarımız ne dediler.
Mustafa Sandal: “Eminim çok başarılı olur. Çok karizmatik bir insan. Aynı sahneyi paylaşmak isterim.” Nasıl yanıt ama!
Hadi Mustafa Sandal o günlerde genç, tecrübesiz bir popçu.
Ya Orhan Gencebay’ın cevabını duymak ister misiniz?
Bakın ne buyuruyor Orhan Abimiz: “Sanat yelpazesindeki duyarlılığı görüyoruz. Resim yaptığı için sanatçılık yönü zaten var.”
Yaa, gördünüz mü?
Nilüfer de ondan aşağı değil. Bakın ne buyuruyor: “Kenan Evren’in sözlerini sevinerek öğrendim. Kendisi resim yaptığı için zaten sanatçı. Sanatçı sonradan olunmaz, doğulur. Kendisi herhalde sanatçı ve asker olarak doğmuştu.”
Türkiye’de kendisine san-atçı diyen, bizim milletin san-atçı zannettiği zevatın “siyasi duruşu” budur. O yüzden bugün sanatçıların tavrı, o tavrı beğenenleri mutlu etmesin.
Bugün onların haltını yerler, yarın diğerininkini.
Maksat “sağlam” bir halt olsun.
Fatih Altaylı - Gazete Habertürk