Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Ayşe Arman yazdı: '12 dakikada orgazm'

"12 dakikada orgazm.. ORGAZM yaşıyorum. Bacaklarım titriyor, kalbim küt küt atıyor."

Ayşe Arman yazdı:  12 dakikada orgazm



12 dakikada orgazm

ORGAZM yaşıyorum. Bacaklarım titriyor, kalbim küt küt atıyor.


Nefes nefeseyim.
Heyecandan ölüyorum.
Beyinsel orgazm.
Bence orgazm duygusunun sırrı bu:
Her şey beyinde.
Kendimi seviyorum, kendimi beğeniyorum.
Her zaman olmuyor, şimdi böyle hissediyorum.
İyi bir şey yapmış olmanın hazzını yaşıyorum.

*****

Bunca yıldır yaptığım gazeteciliğin, muhabirliğin, röportajların bana geri dönüşünü izliyorum. Sanki başka biriymişim gibi. Zevkten, mutluluktan uçuyorum.
Kendimle gurur duyuyorum.

*****

Hadi sorun...
Durmayın sorun...
“Neden böyle hissediyorsun?” diye.
Çünkü bugün Kanyon’da cam bir evin içinde, beni yıllardır okuyan insanlarla buluştum.
Gazetede yazı yazan insan için “okur”, soyut bir kavram.
Kuyuya taş atar gibi yazıyorsun.
O taşın hangi suya değdiğinden haberin bile yok.
Seni okuyan kim bilmiyorsun. “Okur”, soyut bir kavram.
Ben işte o okurun cisimleşmiş halini gördüm bugün.
Hikâyelerini dinledim.
Aman Allah’ım nasıl bir hazdır bu!

*****

Baştan alıyorum:
Minicik bir cam ev, halı büyüklüğünde.
İçi, çalışma odam.
Gelen geçenin gözü önünde, şeffaf.
Bu, Feride Edige’nin fikriydi, bir alışveriş merkezinin ortasına, Kanyon’a, bu çalışma odasını kurmak. Galata’da dükkânı olan Hiç Emel’le yaptık, Emel Güntaş benim arkadaşım. Kedi gibi dolanırım dükkânında. Neredeyse dükkânındaki her şey, bir arzu nesnesi benim için. Kilimler, masalar, tel dolaplar, objeler, kendi evime de ondan bir sürü şey aldım. Şahanedir, takside bağlar, ömür boyu öderim, rüyalarıma girer onun objeleri.
Ama tabii kendi evimden de bir sürü şey götürdüm. Tatiller sırasında topladığım heykeller, benim için önemli olan şeyler... Röportaj yaptığım insanlarla çekilmiş fotoğraflar, hepsi bir yerlerden sarkıyor, sevgilimin, Alya’mın, bütün ailemin resimleri, tavşanımız...
Yani o halı büyüklüğündeki evde, beni yansıtan her şey mikro kosmos olarak mevcuttu.
12’de açtık kapısını.
Önce “Kim gelir bu soğukta?” diye düşünüyordum, korkuyordum.
Yanıldım.
Geldiler.
Kalabalık geldiler.
O soğukta beklediler, görüşmek için, dertleşmek için, anlatmak için, dinlemek için...
Teker teker içeri girdi.
Soyut okur kavramını, beden olarak karşımda gördüm, ete kemiğe bürünmüş olarak...
Hepsiyle sohbet ettim.
Birlikte Polaroid fotoğraflar çektirdik.
İnanır mısınız, “Bir ücret ödememiz lazım mı?” diye soranlar çıktı.
Ne ücreti!
Yok öyle bir şey.
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, her şey paraya endeksli!
Her şey için bir şey ödememiz gerekiyor.

*****

Beni onların samimiyeti vurdu. İnsanların yüreklerini bu kadar açmaları...
Bu kadar “içeriden” hikâyeler anlatmaları...
Zaman sınırlıydı, her biriyle 12 dakika filan sohbet edebildik. Fakat o 12 dakika içinde, inanır mısınız hayatlarına dair en içten şeyleri öğrendim, başkalarına anlatmadıkları, anlatamadıkları şeyleri...
Kendimi sevmemin nedenlerinden biri de bu, bir şekilde insanlara dokunabiliyorum, nasıl yapıyorsun diye sormayın, bilmiyorum.
Neden bana anlatıyorlar, onu da bilmiyorum.
Onları önyargısız, yani yargılamadan dinlediğimi biliyorlar.

*****

Şiddete mağduru çok kadın vardı.
Dışarıdan bakıyorsun, hiçbir şey belli değil, son derece havalı, mutlu duruyor, sanırsın ki, böyle görünen bir kadına kimse fiske vurmaya cesaret edemez, ama öyle değil işte.
Bütün alt dişleri dökülmüş.
Ve nasıl zorlu hikâyeler.
Adam dövüyor, varlıklı, kültürlü bir adam ama dövüyor, ayrılsa bir türlü, kalsa bir türlü, ayrılıyor ama çocuğu var yapamıyor, dönüyor.
Şiddetin her türlüsüne katlanmak zorunda kalıyor.
Terapist filan değilim ama benimle duygularını paylaşıyor, fikir soruyor.
Kimi, evli ama aşk yaşıyor, bir şekilde anlıyorum, hissediyorum, nasıl ben de bilmiyorum onunla yasak aşkını konuşuyoruz.
Kimi, Kıbrıs’tan, kimi Mersin’den, kimi Bursa’dan...
Kimi, annesiyle yaşadıklarını anlatıyor, aralarındaki ilişkisi bağımlılık ilişkisi, babasız büyümüş, bir adama aşık, evlenmek üzere ama annesine haksızlık etmek istemiyor, anneyi de o ilişkinin içine sürüklüyor, bundan doğabilecek tehlikeleri konuşuyoruz.
Kimi, çok iyi eğitim almış, ama hayatta istediği ve hak ettiği sıçramayı yapamamış, anlatıyor.
Kimi, karısıyla ayrı yaşıyor, bir sevgili yapmış kendine, sebebini soruyorum, “Karım 18 yıl içinde şişmanladı, başka birine dönüştü” diyor, “Defalarca zayıfla dedim olmadı, yapamadı” diyor. Tam zannediyorsun ki, yeni sevgiliyle mutlu ama biraz sonra “Aslında ben galiba karıma dönmek istiyorum. Sevgilimle sürekli oraya buraya gidiyoruz çok da güzel ve bağımsız bir kadın ama galiba karımdaki samimiyeti onda bulamıyorum” diyor. “Peki o zaman yardım et karına” diyorum. “Nasıl?” diyor. “Bir insana zayıfla demek yetmiyor. Birlikte program yapın, organizasyon yapın. Ne bileyim al onu Osman Müftüoğlu’nun kliniğine Bodrum’a götür, belli ki bunu karşılayabilirsin. Bir ay uğraş, çabala, o eski kadını çıkar onun içinden...”
O gidiyor 40 günlük bebeğiyle çalışan bir anne geliyor, yanında dünyalar tatlısı dadısı. “Kıskanmıyor musun oğlunu bakıcı ablasından?” diyorum, bambaşka bir sohbete dalıyoruz. “Kıskanmamayı öğrenmeye çalışıyorum, çünkü benim annelik dışında da bir kimliğim var. Çalışmaya devam etmek zorundayım, ona ihtiyacım var” diyor.
Bir başkası geliyor “Terk etti beni sevgilim, kendime gelemedim dağıldım gitti” diyor. Terk edilmeyi konuşuyoruz, “Niye terk etti seni?” diye soruyorum, “Boğdum onu” diyor, “Sevgimle boğdum!”
Kimi, işsizliğinden şikâyet ediyor. Kimi, yeni projelerinden söz ediyor.
Kimi, yazdığı kitabı gösteriyor, benden yol göstermemi istiyor.
Kimi, “Seni tanımak istedim, gerçekten yazılardan tanıdığım kadar samimi misin, yoksa rol mü yapıyorsun, sırf bunu anlamaya geldim” diyor.
Kimi, “İstanbul’a yeni taşındım” diyor, “Sen nasıl bu şehirde var oldun bana yol göster” diyor.
Kimi, “Bütün sevgililerimle senin yüzünden kavga ettim, senin gibi açık olmalarını istedim, sinir oldular bana” diyor, “En sonuncusu da gitti köşe yazarı oldu” diye ekliyor.
Anlatamayacağım kadar bir çeşitlilik.
Vuruldum, çarpıldım!
Okurlarımla, onların açık kalpliliğiyle gurur duydum.

*****

Ve her şey, orada, o küçücük çalışma odasında oldu.
Sadece 12 dakika içinde.
En çok da “duygular”ımızı konuştuk.
Hayatta ihtiyacımız olan şey bu galiba!
Çünkü hepimiz, bu hayat denen denizde yüzüyoruz bir şekilde, hepimizin kafası karışık ve aslında bizi önyargısız şekilde dinleyecek insanlara ihtiyaç duyuyoruz.
Ve aslında, ne anlatıyorsak, kendimize anlatıyoruz!

Ayşe ARMAN






17.11.11 11:30

2 kişi 5 puan verdi
10663 kez okundu

11 Yorum
burcu
18.12.2011 10:12
günlük olayları cinsellik çağrıştıran kelimelerle süslemek,sürekli cinsel içerikli göndermeler yapmak kişqinin bu konuda takıntılı olduğunun göstergesi bence..
Jinet C.
18.12.2011 04:09
A.Arman dis gorunus olarak hantal, kro,cildi bakimsiz, itici ve ne soguk
hasan altundag
26.11.2011 10:07
hacer alkan isimli sahte gerçekdışı profille,zaman zaman,çok gizli,kasten,birilerine çamur atmak ortalığı karıştırmak istenmektedir.hacer alkan sahte profilli kişi gülay dedeoglu ribar isimli,bakırköy akıl hastanesinden raporlu bayandır.
can
18.11.2011 15:50
Yazılarını okumam,sevdiğim bir gazeteci değildir,iyikide deği lbaşka yazacak konu bulamıyorlar artık ve bunlardan para kazanıyorlar,aslında o kadar çok konu var ki.
tuba
18.11.2011 01:28
yazarkende olmustur ahahaha sapik..
anı
17.11.2011 23:11
ya kafanız neden belden aşağı ya çalışıyor ilginçsiniz yorum yazanlar ..... her insanın ve özelikle yazarların konuşma ve yazma tarzı vardır tarz yani tarz ne var bunda örümcek kafalılar
panter
17.11.2011 22:15
Bu Bayan Simdi Gazteci mi???
bahar
17.11.2011 20:51
sen sekreterlikten yazarlığa gel kolay değil yane.. bayağı görüp geçirmiş yane : )
büşş
17.11.2011 19:41
yorum yapanlar bu yazıyı gerçekten okudu mu acaba? yoksa başlığa aldanıp mı boş boş yazıyolar merak ediyorum
hilal
17.11.2011 15:14
erol kösenin tabiriyle masturbasyon yazarı
geveze
17.11.2011 15:10
kadinlarimizin söyleyemedigi duygulari dillendiriyi sahsen ayseyi cok begeniyorum cesur ve dobra
niki
17.11.2011 14:39
bu kadin gercekten kafadan hasta,baska yorum yok
vatandaş
17.11.2011 13:38
herşeyi cinsellikle değerlendirmesi çok garip bu konuda problemi var galiba.ailesindende utanmıyor
hatice
17.11.2011 12:53
allahım insan bu kadarmı sapık olabilir?bu kadın her nerede yazıyosa ona bu imkanı verenin sapıklığı aslında,bir insanın yazacağı her ne haltsa hepsine cinsel içerikli başlıkmı atar.bu ne ya,kadının aklı fikri orasında,doyumsuz bu doyumsuz.
KÜBRA
17.11.2011 12:07
Ayşe Arman kimdir? eğitimi mesleği nedir? . hep aynı konu etrafında yazılar hep aynı ahlaksızlık !

İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer