
"Artık okuduğunu da ters anlıyorsun Hıncal Abi. AK-P'nin Kadıköy adayı Sinan Ge-nim'i projelerini anlatırken canlı yayında dövmediğim için Hıncal Abi beni AKP'li ilan etti!"
İlk kez yazdın, kırıldım. Gazetenin çıkışından bir gün önceydi. "Nasıl bir acımasızlık bu" diye düşündüm. "Pes yani" dedim. Ne hissettiğimi cep telefonuna mesaj attım, çok iyi biliyorsun. İkinciyi yazdın, şaşırdım. Durup dururken "Bu ne şiddet?" dedim kendi kendime. Sen beni bilirsin öyle gazete köşelerinden polemik yapmam, sana cevap verenler gibi hakaret etmem, bel altından vurmam. Yapmam, çünkü yapamam. Hem aldığım terbiye hem de senin yazdığın gibi "insan" olmamla alakalıdır bu. Yine sustum, sesimi çıkarmadım. Üçüncü "Balçiçek" yazını görünce bu kez kızdım Hıncal Abi!
Neymiş? Sabah Gazetesi için "Nereden nereye" diye yazmışım. Nasıl yazarmışım. Pardon ama kime ne? En çok da benim hakkım var yazmaya. Üstelik o yazı AKP'ye muhalif bir yazı, artık okuduğunu da ters anlıyorsun Hıncal Abi. AK-P'nin Kadıköy adayı Sinan Ge-nim'i projelerini anlatırken canlı yayında dövmediğim için Hıncal Abi beni AKP'li ilan etti! Hayatımda bırakın sağ bir partinin sempatizanı olmayı, sol partiden başkasına oy vermeme saplantısını defalarca yazmış birine söylüyor bunu. Üstelik "Elim kırılsaydı da..." demeden. Hakikaten komik. Ez cümle, benim cephede değişen bir şey yok. Sen aslında iyi bilirsin sahip olduğum özgürlüğün tadını. Ciner grubunda uzun süre çalıştın. Bir gün müdahale ettiler mi sana? Sabah'ta yazarken de bugün HABERTÜRK'te de aynı çizgideyim. O zaman da canıma okuyordun, bugün de. Ama artık benim karnım tok böyle mahalle baskılarına. Ben ne düşünüyorsam onu söylüyorum, kendimi farklı biri gibi pazarlamıyorum. Sen ise asla tehlikeli sularda dolaşmıyorsun.
Asla gerçek fikirlerini açıklamıyorsun.
Gel bir röportaj SÖZ SENDE yapalım. Tamamen siyasi ama. Merak ettiğim başlıkları demagoji yapmadan yanıtlarsan gelirim.
1-Kürt sorunu hakkında ne düşünüyorsun? Diyarbakır'da sence kim kazanmalı?
2-Malum açılım devam ediyor, Ahmet Kaya konusunda hislerin nedir? Nâzım Hikmet'-in mezarı Türkiye'ye gelsin mi?
3-Ermenilerden özür dileme kampanyasına destek veriyor musun? Rakel Dink'e mesaj yollamak isteseydin ne olurdu bu?
4-Köşk'e davet edilsen gider misin? Türbanlı kızlar "Sizi çok seviyoruz" diye boynuna atladığında ne yapıyorsun? Hayrünnisa Gül ve Emine Erdoğan'ı nasıl buluyorsun?
5-Aleviler Diyanet'te temsil edilmeli mi yoksa Diyanet kaldırılmalı mı? Zorunlu din dersi konusunda ne düşünüyorsun?
6-Darbe Günlükleri konusundaki fikrin nedir? Ergenekon sence nedir?
Gelene kadar başlıkları geliştiririm merak etme. Bitirmeden, yarın, izin verirsen Pazartesi Sohbeti'nde Bakan Sait Yazıcıoğlu'nu ağırlayacağım. Hani şu meşhur valimizin kardeşi. O da AKP'li, ama oku bak, değişik bir adam.
Uzun lafın kısası Hıncal Abi, eğer bir gün sahici olmaya karar verirsen...
Eğer tehlikeli sulara dalmayı düşünürsen... Ben buradayım. O zamana kadar vicdansızlık etme.
"Arkanı dön ve çık" kadını olmak ya da olmamak
Bir işi nasıl yaptığınız önemli değil inanın bana. Hatta ne yaptığınız bile fark etmez. Yeter ki iyi pazarlayım Devir pazarlama devri. Devir satış devri. Dün Hürriyet Gazetesi'nin birinci sayfasında bir haber. "Yıllar sonra gelen baba şiddeti itirafı" diye. Ajda Pekkan babasından şiddet gördüğünü açıklamış. Şöyle bir durdum. Eee? Ben en az beş kez okudum bu itirafı. O röportajda bu röportajda... Sonra acaba dedim, biz bunu konuşmuş muyduk Ajda'yla? Küçük bir arşiv taramasından sonra aşağıdaki diyalogu buldum. 3 yıl öncesine ait.
"-Siz nasıl bir aileden yetiştiniz? "
-Asker bir babanın çocuğuyum. Babam despot ve sert tavırlı biriydi. Anneme yanlış davranışlarda bulunduğu için biz daha anneci yetiştik.
-Evde şiddet var mıydı?
-Olmaz mı? Anneme karşı daha fazlaydı, ben kısmen daha az dayak yedim.
-Ya çocuk?
-Çocuk sahibi olmayı yine bu şiddet olaylarını yaşadığım için istemedim. Daha doğrusu baba olabilecek birini bulsaydım doğururdum herhalde.
Ne kadar az bilirseniz, o kadar şiddetle müdafaa edersiniz
"Kadın mutlaka erkeğe mecburdur, kadın zordur" şeklinde bastırılmış duygularla büyüdük. Bir dönem evlat edinmeyi düşündüm ama sonra jenerasyon farkı olacağı için vazgeçtim."
Ajda Pekkan senin için ne ifade eder diye sorarsanız, kelime bulamam. O kadar özeldir. Ama onu özel yapan içten ve samimi olmasıdır, bütün estetiklerine rağmen çoğumuzdan daha sahicidir. Dün sürmanşette yer alan "Şiddet itirafı" haberini görünce eminim gülümsemiştir.
Not 1: Bu arada ben "Haydi Gel Bizimle Ol"
programının pazarlamacısını ayrıca kutlamak istiyorum. Hani ök-sürseler "Yeni" diye haber oluyorlar. Bravo!
Not 2: Arkanı dön ve çık kadını olmak ya da olmamak işte bütün mesele budur galiba. Bir halleşebil-sek kendi ailelerimizle, babamızla annemizle, dünya, hatta ilişkiler çok daha güzel olacak!
Gazetehabertürk / Balçiçek Pamir