
Çelişkili kareler!
Bİraz serinledi hava. Dışarıda rüzgar var. Ağaçlar kıpır kıpır, insanın içini serinletir cinsten. Bizim dünyada ise hafif bir kıpırdanma mevcut. Yıllarca, alıştık ünlü yüzlerin kaçamaklarına, ünlü yüzlerin yaptığı garip olaylara. Bir bir sıraladık, sunduk ve duyurduk. Bu gün işin tersi oluyor. Bazı, medyadaki, ünlü yazar, sunucu ve gazetecilerin bir takım yaptıkları ve kaçamakları artık su yüzüne çıkıyor. Hep söylerim ya. Yapacağın her şeyde kendini bir inceleyeceksin. Pardon! Hangimizin ağzı sarımsak kokmuyor? Benim desenize? Artık yok öyle bir şey. Sürmanşet denen bir gazete ipliği pazara çıkarıyor. Son tahlilde, ’Oynattım Ermancığım’ manşeti ile gündeme gelen, Erman Toroğlu’nun, Bodrum görüntüleri bir bomba gibi düştü piyasaya. Daha neler göreceğiz acaba? Bu arada, bir gazeteci arkadaşın ettiği siteme getirelim işi. Sevgili dostum Cengiz Semercioğlu, köşesinde bir yazı kaleme almış. ’Bomba haber nedir’e getirmiş işi. Cihangir’den gelen haber ve fotoğrafları sorgulamışlar. Bir editör arkadaş; ’Evine alışveriş yaptı, kafede çay içti, arkadaşlarıyla sohbet etti.’ Diye, bunun nesinin haber olduğunu sormuş, Cengiz kardeş de hak vererek, hakikaten diyerek konuyu, muhabirlerin üzerine yıkıvermiş. Eh be Cengiz! Esasında doğru söylüyorsun da bu muhabir arkadaşları oraya kim gönderiyor? ’Oradan bana mutlaka haber getir’i kim diyor? Hiç onu sordun mu kendine? Diyeceksin ki, ’Güzel haber yapsınlar?’ tamam, doğrudur. Peki, bir halt yoksa ne yapsın? Yaratsın mı? Asparagas haber mi attırsın? İlk önce iğneyi kendine batıracaksın. Zaten, Erkan Can, denen artist te, dün oradaki arkadaşlara ’Yavşak’ notu düşmüş ya. Olan bizim gariban muhabir ve foto muhabiri arkadaşlara oluyor azizim. Gelen vuruyor, giden vuruyor. Haber getirmezse sen de ’Yavşak mısın? Niçin haber getirmedin’ diye azarlar mısın?
Muazzez, doğruları söylese ya
Muazzez Abacı son iki günün gündemi. Mehmet Ali’nin Çarkıfelek programına konuk oldu. Bazı gerçekleri saptırtarak söyledi bence. Bazı olayları unutmuş olabilir mi? Ama, unutmayanlar o kadar fazla ki, çok sert bir söylem çıkar ortaya, ne yapacağını şaşırır Muazzez bacı. Bir kere, Sacit’in seksenli yıllarda bir çocuk olarak, Maksim’de gezdiğini anlatması garibime gitti. Sacit’i aradım ve o yıllarda kaç yaşında olduğunu sordum. Tarihini bilirse söylerim. Ama, 27 veya 28 yaşındaydım Vehbi’ dedi. Çocuk gibi ortalarda dolaşıyordu lafına pek içerlemiş. Bi de, Maksim’i niçin bırakması olayı var ki, Sacit, öyle, böyle değil çok kızgın. Efendim, Maksim Gazinosu’nu bırakmasına sebep, Çiçek içinde verilen pahalı yüzükten sebep olduğunu söylüyor ya Muazzez Abacı. ’İşin gerçeğini açıklasın’ diye sert bir soru soruyor Sacit. Rahmetli Ergil Tezerdi ile gece kaçta Maksim’e gelip, önemli bir masada konuk olduğunu, sahneye nasıl çıktığını ve hala, Hülya Sözer’in hayatta olduğunu belirtiyor. (O ara, Hülya Sözer sahne alıyormuş)’ İşin şekli fena değişir ya. Onun için bir takım sanatçıların, bir takım yaşanmış olaylarını iyi bilmesi ve iyi anlatması gerek. Anlatmasa da olur da, susup, özüne dönecekler. Bu olay da aynen öyle. İzmir skandalına gelince, Muazzez Abacı’nın yaptığına bir yol bulamıyorum. Arada, bir para nakdi söz konusu gibi geldi bana. Afişteki, sıra meselesi değil ya. Daha önce yapılan afişlerin aynısı zira. Bülent Ersoy, 20 bin alırken, Muazzez’in 5 bin alması mı gerdi sinirleri? Onun için mi gitmedi Muazzez acaba? Benim duyduğum bu yolda. Arada istenen paranın (15 olması gibi bir duyum da mevcut) Fiyatların verilişini Muazzez daha iyi bilir ya. Yani, her şey göründüğü gibi değil. Sacit’i bence, bu sanatçı takımı pek fazla kızdırmasın. Sonuç; Sanatçılar için hüsranla biter diyorum ben.
Vehbi Dinçcan - Güneş