
Bu sabah cem Ceminay ve Funda Özkalkalyoncuoğlu’nun sunduğu N 101 de yayınlanan "Back Up Morning Show" radyo programına katıldığım için, Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel’in 2.sayfasını kaçırdım...
Programın konuğu, 24 saat önce Akdeniz’in mavi sularında kaybolan ve 11 saat büyük mücadele veren şarkıcı Doğuş muş... Kısacası "Jan Claude Van Damme" filmlerine beş basan bir senaryonun kahramanı!..
Anlaşılan o ki, arasıra Kıbrıs sahillerinde kaybolmak, bazı şarkıcılara prim yaptırır hale gelmiş!..
Yerinkulağıvar.com da imzasız yazılan bir yazı var tek kelime ile harika..
Ayakligazete.com da Hüseyin Özkan’nın da bu konuda ki tespitleri son derece doğru...
Bu yazıları yazan arkadaşlar zannederim olayın perde arkasını bilmiyorlar...
Evet, konu hakkında yazdıklarına söyleyeceğim bir tek kelime bile yok, çünkü yazdıkları gibi "REKLAM" amacı ile yapıldığı belli olan bir olay!..
Ancak, önemli olan bu "REKLAM" için yapılanları kimin organize ettiği?...
Kayalıklardan inerken hepimizin başına geleceği gibi Doğuş’un da ayağı kaymış ve başını hafifce bir yerlere vurmuş olabilir, bu durum insanda belki 10-15 dk sersemlik de yaratabilir, buraya kadar tamam...
Amma, Bu kadar küçük bir olaydan dolayı 11 saat ortalıktan kaybolması, kendisine ulaşılamaması, yok efendim uçurumdan sarkıtılan sedye ile, zar zor yukarıya çıkartılması ve acilen hastaneye götürülmesi oradan başka hastaneye sevk edilmesi falan da, filan anlat artık yiyen yer yemiyen gargara yapar misali yazılan bir senaryoda esas kabahatli olan Doğuş değil, ona bunları yaptıran eski bir gazeteci(!) bozuntusu olan utanmaz bir adam!...
Sadece %25 ne sahip olduğu bir internet sitesinde, birilerine hayali nikah kıydıran, birilerini Akdeniz’in derinliklerinde doğa ile mücadele ettirip zor bela hayatta kaldığını yazan, yaşını başına almış, boyunca çocuğu olan kadınları üstsüz görüntüleyip haber yapan, biraz samimiyeti ilerlektikten sonra kendisine "abi" hitap eden kadınlara utanmadan "GRUP SEKS" yapmayı teklif eden ahlaksız bir soytarının son marifeti olan bir iş!..
Dolayısı DOĞUŞ’un bu olaydaki kabahati zannedildiği kadar fazla değil!..
Ve bu dandik haber, yapıldıktan sonra haddinden fazla abartılarak el altında birilerine servis edildiği de bir gerçek!..
Ben de, tabiri caiz ise "HIYAR" gibi bu haberi gerçek zannedip alıp yayınlayanların başında geliyorum!..
Sonuç itibarı ile bu olay Doğuş’a bir şey katmadığı gibi çok şeyi alıp götürmüştür, inandırıcılığı bitmiştir en azından benim gözümde...
Yaa... Gazetecilik mesleğinin yüz karası efendi.. Sakın olaki bir daha, "ben rahmeti Abdi İpekçi ekolü talebesiyim" falan diye konuşma!..
Neden konuşma biliyormusun? Sen dünya’ya bin defa gelsen bile rahmetli Abdi İpekçi’nin eski ayakkabısı dahi olamazsın, bu söylediğimi yaşadığın sürece hiç bir zaman unutma ŞİŞMAN EFENDİ!..
Arkadaşlar, işte bu yaşanan dandik olayın içyüzü aynen böyle....
Sacit Aslan