
Hürriyet gazetesinin magazin yazarı Cengiz Semercioğlu, yediği kapa pislemekten başka bir halt etmiyor!
Cengiz Semercioğlu, geçen hafta magazin habercilerine ağza alınmayacak küfürler eden, hatta devamında tekme atan ve midye tezgahından kaptığı midye dolmaları fırlatan bir yönetmen bozuntusunu savunmuş...
Deniz Uğur’un magazin basınına "sevgilim" diye musallat ettiği yeni yetme yönetmenin savunulacak hiçbir tarafı yok oysa ki!
Görüntüler herşeyi anlatıyor; Orçun Benli adlı bu terbiyesiz kişi, sadece ve sadece görüntü alan habercilere, üstelik de kız arkadaşı Deniz Uğur’un yanında, bir kadının yanında önce "Ananızın a.ı mı var! Ne çekiyorsunuz!" diyor. Ardından "A.zınıza mı alacaksınız! Açayım mı fermuarımı!" diyor. Ve bu da yetmiyor, kameramanlara tekme savuruyor! Yine yetmiyor, midye dolma tezgahından kaptığı midye dolmaları fırlatıyor basın mensuplarına!
Herşey kayıt altında... Görüntüler, çok yakında yayınlanacak!
Gelelim Volkan Konak meselesine...
Volkan Konak, o gece Ali Ağaoğlu’yla yemek yedikten sonra çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlıyor...
Bu ayrıntıyı ilk kez yazıyorum... Cengiz Semercioğlu iyi okusun ve okuduğunu anlamaya çalışsın lütfen...
Volkan Konak’a önce "Deprem mağdurları yararına bir konser organizasyonuna katılıp katılmayacağı" soruluyor. Volkan Konak’ın cevabı açık ve net! "Yok! Yok!" diyor.
Hemen akabinde arabasına binerken "Efendim gündemdeki son olayları sorsak.. Depremi..." diye bir soru yöneltiliyor Volkan Konak’a... Volkan Konak, bu kez "İlgilenmiyorum o işlerle!" diyerek öpücük verip cipine biniyor.
Herşey kayıt altında... Görüntüler, çok yakında yayınlanacak!
Pekiyi Cengiz Semercioğlu, ortada bir delil varken; Volkan Konak’ın ne dediğini, ne demek istediğini, sokaktaki çocuk dahi anlamışken neden kalkıp da Volkan Konak’ı körü körüne savunuyor?
Söyleyeyim...
Volkan Konak, aslında Şişli Belediyesi’nin deprem mağdurları için organize ettiği "Türküler Van İçin" konserinin kadrosunda yoktu. O anormal açıklamayı yapıp da şimşekleri üzerine çekince, apar topar kendisini de dahil ettirdi organizasyona... Ve menajeri aracılığıyla yayınladığı açıklamada "Ben öyle bir şey demedim. Öyle düşünüyor olsam neden Şişli’deki konsere çıkayım?" diyerek köylü kurnazlığı yaptı!
Şimdi soruyorum...
Madem ki; Volkan Konak’ın, 3 Kasım’da Şişli’deki konsere katılacağı önceden belliydi... Neden birkaç gece önce "Deprem mağdurları yararına bir konser organizasyonuna katılıp katılmayacağı" sorulunca "Yok! Yok!" yanıtını verdi? Konsere niçin ve nasıl son dakikada dahil oldu?
Kimse kimseyi kandırmasın! Kimse kimseyi aptal yerine koymasın!
İyi de... Cengiz Semercioğlu’ya ne oluyor? Neden Volkan Konak’ı koruyor?
Onu da söyleyelim... Volkan Konak’ın da sonradan dahil olduğu Şişli’deki konserin "halkla ilişkiler"ini yapan şirketle Cengiz Semercioğlu’nun gizli bağlantısı var. Bu şirkette işleri yürüten Filiz Öcal. Yani Hürriyet gazetesi magazin müdürü Selim Akçin’in eski eşi Filiz Öcal. Eski eş ama halen işleri birlikte yürütüyorlar! Evlilik bitmiş ama ortaklık baki, anlayacağınız... (Şirketle ilgili ayrıntılara sonra gireriz...)
Cengiz Semercioğlu, işte bu nedenle Volkan Konak’ı koruyor. Maddi çıkarı söz konusu!
Ve bir başka mesele!
Dikkat ettiniz mi? Türkiye, "Nihat Doğan’la İzzet Yıldızhan’ın Ankara’daki fuhuş olayı"yla çalkalanırken Hürriyet gazetesi, haberi ilk gün görmedi!
Neden?
Çünkü; Cengiz Semerioğlu, Selim Akçin ve Selim Akçin’in eski eşi Filiz Öcal’ın Nihat Doğan’la da bağlantısı var! Nihat Doğan’ın, fuhuş skandalıyla ilgili ilk yazılı açıklamasını basın kuruluşlarına gönderen Filiz Öcal’dan başkası değildi!
Kısacası; Cengiz Semercioğlu ve şürekası, Hürriyet gazetesini, babalarının çiftliği gibi kullanıyorlar. Bu herkesce biliniyor! Gazetenin genel yayın yönetmeni Enis Berberoğlu da durumdan rahatsız ama eli kolu bağlı! Zira; Aydın Doğan’la sıkı fıkı olan Fikret Ercan, çeşitli nedenlerden ötürü bu "magazin mafyası"na kol kanat geriyor! Fikret Ercan’la "magazin mafyası"nın ilişkilerini de ayrıca yazacağım...
Şimdi...
Cengiz bey!
Gazetecilik, bitmiş ise...
O zaman sen, benim nazarımda, gerçek "bitik"lerin en başındasın...
Van depreminin olduğu gün, çalıştığın gazetenin manşetinde; "Sinem Kobal, Arda Turan’dan ayrıldı" haberi "idam yaftası" gibi dururken...
Sinem Kobal, Arda Turan’ın yanında uyuyordu.
Ve ertesi gün taraflar yazılı basın açıklaması yaparak, senin köşende bu konuyla ilgili yazdıklarının tamamını yalanladıkları zaman, başta Selim Akçin, Fikret Ercan ve Enis Berberoğlu neredeydiler?
Sana neden "Cengiz efendi, bak manşete çıkan haberin baştan sona yalan çıktı!" demediler de faturayı, zavallı sunucu Gamze Karaman’a kestiler!
Yine, yıllar evvel, hiç bir zaman söylemediğim halde "Babam Emel Sayın’ı elinden tutup Paşaya götürdü" diye, "hayasızca" bir "yalan" olan manşet, gazetenizde yayınlanırken, yere göğe sığdıramadığın yöneticilerin neredeydi?
Sen o zaman Selim Akçin’e "Ya arkadaşlar Sacit Aslan’a bir soralım bakalım bu sözü gerçekten söylemiş mi" diye sordun mu?
YOOOO....
Demirhan Hararlı’nın sözü ile hareket edip, o aşşağılık yalana ortak olmadın mı?...
Kısacası, meslektaşlarına, gazetecilik dersi verecek en son kişi sensin SEMERCİOĞLU!...
Sacit ASLAN