Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

İdil Çeliker: 'Sayın Şimşek bu nasıl ödül?'

"Maliye Bakanlığı’na bağlı görevliler, sahillerde kuş uçurtmuyor... Denize uzanan iskeleler, işletmelerin yazlıkçılar için kondurduğu sazdan şemsiyelerden belli bir kira alındığı hepimizin malumu..."

İdil Çeliker:  Sayın Şimşek bu nasıl ödül?



Elbette alınacak da, bu işin bir skalası olmalı... Yani 5 yıldızlı bir otelle, aile sınırlarında kalmış küçük işletmelerin ödentisi farklılaşmalı... En azından hakkaniyetin sağlanması için...
Ancak nedense, Maliye bu konuda 3 maymun misali ne görüyor, ne duyuyor, ne konuşuyor...
Geçen gün tanıklık ettim, bir mekanda... Maliye’den görevli arkadaşlar bu mekanları denetleyip, gerekli cezaları kesiyordu... İskele ve şemsiyeler için belirlenen bedeller, “ceza” keserek tahsil yoluna gidilmiş... “Neden kira anlaşması yapmıyorsunuz sezon başında?” diye sorduğumda, kiranın cezadan hayli yüksek olduğunu öğrendim... Şaşırtıcı, hem de çok... Devlet, vatandaşını sağlıklı düzene özendireceğine, cezayı ödülleştiriyor... Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in işleri yoğun biliyoruz ama bu uygulamaların hızla gözden geçirilmesi de kaçınılmaz...
Bazen kağıt üzerinde yazanlar, alanda uygulama sırasında, böyle tuhaf manzaralar resmediyor yazık ki...

Sahilleri kaplayan işletmelerin hali ülkenin her yanında aynı... Sözde “halka açık” olması gereken deniz kenarlarında, işletmelerin ödedikleri “işgaliye” nedeniyle, “fahiş” sayılabilecek rakamlarla hizmet veriliyor... Masa ücretli, şelzlong öyle... Haydi ikisini de kullanmadan, sahilde serinlemeye rıza gösterdiniz diyelim... Yemez, içmezseniz suratlar iniyor... Fakirin ekmeği simit alsanız, ayıp olmasın diye işletmeden de peynir zeytin isteseniz bir küçük tabak zeytine 15 TL. 6 dilim beyaz peynire 30 TL. yapıştırıyorlar... Hani  bir haftalık tatil planı dahilinde katlanılabilir belki ama uzun soluklu yazlık mantığı için İstanbul’a tur bindirecek durumdalar... Denetleyen yok. Israrla istemedikçe mönü de... Yani yiyip, içtiğinize ne kadar ödeyeceğinizi öğrenmek için, adisyonun gelmesini beklemeniz şart... Maliye sahil bandını işgal eden bu işletmeler hakkında şikayetçi olarak, dava açmış  ama hikaye... Her yıl aynı numaralar işte... Ya diğerlerinin rıza göstererek salındığı işgaliyesi ödenmiş alanda vakit geçirip, önünüzde konan sürprizli adisyona rıza göstereceksiniz... Ya bu diyarlardan gideceksiniz...
 
Yol değil terlik avcısı

Ülkede çok önemli yol projeleri yapıldı, planlar dahilinde yapılmaya da devam edecek...  Yol yapmak kolay iş değil, büyük yatırımlar gerekiyor biliyoruz... Mesela, bizlerin “paralı” ibaresiyle andığımız çevreyolları ya da büyükşehirlerin önemli bölümündeki  asfalt, yağ gibi kayar gider araçların altından... Hangi sıcaklık derecesi olursa, olsun eridiği de vaki değildir ayakkabıları avlayacak kadar...

Takip edenler biliyordur, bir süredir Kuzey Ege’deyim... Çanakkale’ye köprü yapılacağı hayali yıllardır var. Gecikmeli, sorunlu da olsa bu akış sağlanacak belli. Daha önceki yıllarda da belirtmiştim, Çanakkale Boğazı’na yapılacak bir köprü, Kuzey Ege’ye ulaşmayı hızlandıracak. Kaldı ki; İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Efes’e kadar devam eden  Hac yolu inşaatı halen sürüyor...
Önemli bir proje... Öyle de, yeni yapılan asfalt sanırsınız 100 derecede kaynatılıp, sıvı halde yollara dökülmüş... Altını özenle çiziyorum; bulunduğumuz bölge Kuzey Ege, Antalya, Muğla değil... Hava sıcaklığı İstanbul’la denktir her zaman... Buna rağmen asfalt eriyorsa, malzeme ya sorunludur, ya olması gerekenden az... “Ucuz etin yahnisi” karesine dün tanıklık ettim. Akçay-Küçükkuyu arasında asfalta yapışan terlik sayısı 45... Araç lastikleri büyük oranda hasar alıyor bu yollarda...

Madem, amaca ulaşılamıyor bari eski toprak güzergah kalsaydı. Hiç değilse, kıyı şeridi zeval görmezdi, yabancılara da otantik bir hava sunulurdu. Tıpkı Assos-Küçükkuyu hattı gibi... Bu bölge köylünün de direnciyle, henüz otobana dönüşmedi... Toprak köy yolunda toz yeseniz de, terlik ve lastik feda etmek zorunda kalmıyorsunuz hiç değilse...
 
Demiş ki;
“Yaşamın önündeki en büyük engel bekleyiştir; ertesi güne tutunan ve bugünü berbat eden bekleyiş...”
Seneca

İdil Çeliker







14.07.11 11:10

henüz puan verilmedi
3313 kez okundu


İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer