
YANLIŞ HESAP BAĞDAT'TAN DÖNDÜ, ŞER MUMU SÖNDÜ!
Yanlış anlaşılma ve tekmilsiz tereddütsüz yarış, usulden yoksun bir dalışı da beraberinde getirdi. Durduk yere iştahlar kaçtı, hayat-ı muaşeretin kronolojik ayarı şaştı ve sarf edenin bile onamadığı laflar; kiminin dostluğunu, kiminin basiretini orta yerinden yardı. Oysa ne söylenenlerin tasnif edilesi bir yanı vardı, ne de olan bitenler yakışık almıştı…
O halde hesapta bir yanlışlık olmalıydı; koca internet asfaltı 3 inisiyatif sahibi, basireti geniş, kitleleri peşlerinden sürükleyen bireyi sulhtan uzaklaştıracak ne yaptı? Ne olabilirdi? Nasıl anlaşılacaktı?
Nasıl…nasıl…nasıl?
Soru sormayı bilince, cevap kendiliğinden geliyor!
Herkesin bir elinde kızgınlığı, diğer yanında onca vukuata sebebiyet veren kıvılcımı, düşündü…
İnsan düşününce buluyor…
Ve cevap geldi! Erdem sahibi olan aradı, diğer erdemli kişi büyüklüğünü konuşturup teşebbüsü onadı, üçüncü kişi de hiçbir şeyin göründüğü, hissettiği, yazıp çizdiği gibi olmadığını kartlar açılınca anladı ve o da mülayim bir tavırla kalkanlarını çiçekle donattı…
Herkes birbiriyle konuştu… Hatalar, yanlışlar, keşke olmasaydılar ile süren sohbetin finalini, telefon vesilesiyle bir ‘tokanın' en samimi noktasında buluşan eller aldı.
Ve barış geldi… Güzel de oldu… Çünkü, barış güzeldir!
Ve 3 isim kolektif bir söylemde, işbirliği yapmış tek bir ağız olup konuştu: “Unutmayın! Sizin sonlandırmakta tereddüt ettiğiniz her şeyi, bir gün geliyor hayat sonlandırıyor!”
Nefret, kin, töhmet, cinnet, minnet, eziyet ve gurur; bir nefesin buharında, uçup gidiyor…
Sacit ASLAN – Tunç Erden YAKAR – Abdullah KOÇOĞLU (Joker ABDUL)