
Gelin görün ki, evlilikte de taraflardan biri, bir başkası tarafından sarılıp, sarmalanmak istiyorsa! Bu evlilik çoktan çökmüştür ki bu tatsız gerçeği biliriz ama kabul etmekte zorlanırız. Madem evlilik bitmiş ‘’medenice ayrılsınlar ne yaşarlarsa yaşasınlar’’deriz çoğu zaman. E öyle tabi, buna temiz iş denir! Ama her yiğidin de yoğurdu yiyişi başkadır… Her kişi, ilişkisi ya da evliliğinde ki zor aşamaları farklı göğüslerken, ortaya karışık görüntüler çıkabiliyor işte…
Bu aşk Ajda Pekkan’a yakışır mı, yakışmaz mı? Bu soruyu sormak Ajda Pekkan’a haksızlık olur, zira biliriz ki aşktır bu, nerde, ne zaman hangi koşullarda karşımıza çıkacağını bilmeyiz, bilemeyiz! Çıkınca da o aşk’ı yaşamadan geçemeyiz, en büyük bedeli ödeyeceğimizi bilsek de… Kaldı ki, o aşk’a yakalanınca acı ya da tatlı ödenecek bedel kimin çok fazla umurunda olmuş ki?
Belki birçoğumuzun tepkisi Ajda Pekkan’ın yaşına olacaktır, ama gerçek şu ki; Ajda Pekkan’in temsil ettiği yaşı ne resimler de, ne de sahne de görmek mümkün değil. Bir yerler de ‘’anneanne’’diye yazmışlar, yazarken de hiç utanmamışlar! Kimin böyle anneannesi var? Bir ayıp da, menopoz’a değinmeleri, yahu ne kafa sizin bu kafalar? Hangi yüzyılda takılı kaldı bu kafalar? Menopoz; Kadın için rahatlıktır da, andropoz erkek için pek de rahatlık değil… Bir erkek kadın’a yaş haddini bildirmek suretiyle menopoz konusuna giriyorsa, arkadaş sen git andropozunla uğraş denir, ya da andropoz’a girmemenin çarelerine bak denir…