
KAYDA GEÇSİN
‘Ebedi dost Ezeli rakibimiz’ Galatasaray’ın Başkanı Ünal Aysal öyle bir laf etti ki Fenerbahçe ve Galatasaray arasında ki önemli farkı bizzat kendi ağzıyla ortaya koydu
Pazar günü fena halde içerlemiş, kalbi kırık, medya da Fenerbahçe üzerinden verilen ahlak derslerinden bıkmış bir Fenerbahçe’li olarak Bağdat Caddesi’ndeydim.
Fenerbahçe’liyim ama aynı zamanda bütün gerçeklerle yüzleşmeye hazır , ülkemde ki bütün pisliklerin temizlenmesini isteyen bir yurttaşım, yalnız Fenerbahçe bahsinde değil, tüm alanlarda temizlik , adalet bekliyorum.
Ama bu operasyonları yapanlar bilmeli ki Klüp tutmak siyasi parti tutmaya benzemez, insan siyasi görüşünü, partisini değiştirebilir ama tuttuğu takımı zor değiştirir, hele içinde doğduğum büyüdüğüm Fenerbahçe Camiasında takımını değiştiren hiç duymadım.
Fenerbahçe’li olmak bana ayrıca umut , güç veriyor çünkü yalnız değilim benim gibi sıradan milyonlarca insan var. Fenerbahçe camiasının tek korunağı Fenerbahçe’dir. Onun için sokaklarda, meydanlarda ‘Fenerbahçe Türkiye, Türkiye Fenerbahçe ‘diye bağırdık.
Nitekim ‘Ebedi dost Ezeli rakibimiz’ Galatasaray’ın Başkanı Ünal Aysal öyle bir laf etti ki Fenerbahçe ve Galatasaray arasında ki önemli farkı bizzat kendi ağzıyla ortaya koydu.
Fenerbahçe ligden düşerse futbolcularımızı kiralamayı planlayan , başkanlarının ifadesiyle ‘Aristokrat Klüp’ Galatasaray gibi asla ‘aristokrasi’ iddiası yoktur bizim Fenerbahçe’mizin.
Bizler ‘sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitleyiz’ Fenerbahçe’nin dillere destan büyüklüğü buradadır.
Saniyen bu ‘Aristokrasi’ kelimesinin , Galatasaray kulübü başkanı tarafından kulübü nitelemek amacıyla kullanılması bana çok ürkütücü geldi.
‘Aristokrasi’ kelimesi malumunuz ‘ fikri aristokrat zekası kuramı’na , tüyler ürperten Galton kuramlarına, doğuştan iyi anlamına gelen ‘eugenes’ e, ve kast sistemini , zenginlerin kibrini meşrulaştırmaya kadar gider.
Neyse benim başım bir Fenerbahçe’li olarak zaten kendi başkanımla yeterince dertte bir de Galatasaray Başkanı ile uğraşamam, lakin dikkat diyorum Galatasaray’lı kardeşler dikkat, sizlerin başı bu fikirlerle daha büyük derde girebilir , başkanınızın ‘Beyerki’ hevesleri iyi bir şey değildir .
Hele Fenerbahçe gibi bir klüple ‘Ezeli Rekabet’e soyunmuş klübünüzün hiç hayrına değildir. Ama gün gelir icap ederse merak etmeyin biz Fenerbahçe’liler ‘Aristokratlara karşı ‘ sizin yanınızda da durmasını biliriz.
Türkiye’nin , Cumhuriyetin temel felsefesi Fenerbahçe’de kaynaşmıştır, darısı daha büyük kaynaşmalara İnşaallah.
Esasen Sayın Başbakan’ın Fenerbahçe’li olmasının altında yatan da bu kaynaşmışlıktır, Fenerbahçe taraftarlarının Bağdat caddesinde Sayın Başbakan aleyhine tek bir slogan atmamasının, sapı samandan ayırmasının nedeni de bu olmalı .
Bir medya kuruluşunun yayınlarına göre iş köprüye yürüyüşte değişmiş taraftar Başbakan aleyhine slogan atmıştır., hımmmm bunu kayda geçiriyoruz.
Ancak aynı yayın kuruluşu Bağdat Caddesinde Cemaat , Sayın Gülen, Emniyet için atılan ve burada yazamayacağım sloganları nedense duymazdan gelmiş twitterlarda böbürlendiği ‘bitaraf yayıncılığını’ Sayın Erdoğan aleyhine köprüde atılan sloganlarla sınırlamıştır . Bu kanalın ‘yandaş’ diye nitelenmesini ayrıca kayda geçiriyoruz, kimin neyin yandaşı insan merak ediyor .
Öte yandan Sayın Gülen’in hoşgörü, diyalog felsefesi Bağdat Caddesinde FB Taraftarının algılarında iflas etmiş durumdaydı, cemaatin medyası dilini diğer medya grupları gibi gözden geçirmeli, burada yazarsam incinecekleri ama haklı şüphe ve temellere dayanan sloganların defalarca tekrar edildiğini Sayın Gülen , duysa cemaatle Fenerbahçe taraftarı arasında oluşan bu gerilimden hoşlanır mıydı acaba , hiç sanmam.
Gülen’i zor duruma düşürdünüz beyler , ve Emniyeti de.
Fenerbahçe haksız yere hedef tahtası yapılmayacak derecede önemli, değişmeyen bir ittifak merkezidir. Tahrir Meydanı kalabalıklarını katlar, ve unutmayın müdanasız bir kalabalıktır.
Fenerbahçe olayıyla birlikte medyanın zihniyeti, dilini artık sorgulamamız gereken bir noktaya geldik. Bakalım operasyonların ucu ne zaman bu karmaşık yapıya yönelecek.
Ekranlarda ;
Çıktıkları kanala göre ağız değiştirenler mi istersiniz , aynı gün içerisinde üstte aynı gömlek o kanaldan bu kanala koşanlar mı , menümüzde eski kuyruk acılarını çıkartanlar (çoğu haklı da olabilir ) ahlak dersi verenler , işi siyasi bir boyuta çekenler , yeni pozisyon alma telaşında gündem arsızları ne ararsanız var.
Herkes de söze ‘Hukuka Saygılıyız’ diye başlamıyor mu insan iftihar ediyor , Hukuk’a bu kadar saygılı bir milletin mensubuyum diye !
İki ara bir derede Özkök’ün Alex’in kıçına takılıp Brezilya’ya gitmesi ayrıca izaha muhtaç bir durum, Zaten Fenerbahçe’nin en önemli derdi de Fenerbahçe’yi Sevenlerle mücadele , neydi o Uğur Dündarın birden Fenerbahçe’nin durumunu bahane edip ‘Burjuva Değerlerini’ fevkalade temsil ettiğini söylediği Ali Koç methiyesi , hani Kral öldü yaşasın Kral kabilinden, kardeşim tamam sen bizden daha fazla bilgi sahibisindir olacakların tüyosu gelmiştir elbette (Rasim Ozan Kadar değil tabii) ama biraz dur başkan daha içeri girmemişti yahu ! Kaldı ki daha hala iddianame hazırlanmadı. Neydi o telaş ! Acaba Ali Koç memnun kalmış mıdır o konuşmadan , hiç sanmam.
Bu olaylar sebebiyle Fenerbahçe gene büyüklüğünü gösterdi, bir çok maskeyi düşürdü. Bütün bunlar hayırlara vesile olacak daha ne maskeler düşecek İnşaallah ama kronik Fenerbahçe düşmanları unutmayın "Cumhuriyet, "imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitle" vadetmişti; tümüyle başaramadı! Bugün imtiyazlı, sınıflı ve kaynaşma sorunları yaşayan bir kitleyiz, Bakın Ünal Aysal Aristokrasiden filan bahsediyor ağzından çıkanı bilmemesi imkansız okumuş zengin adam ciddiye alıyor ve kayda geçiriyorum , ve Fenerbahçe’ye şu yaralı haliyle bile şükredin diyorum !
Fenerbahçe halk demektir.
Derken Alev Alatlı Habertürk’de ‘Kimse duymasın, Türkiye’yi kurtaran kayıtdışı ekonomidir’ demesin mi , öyle, dondum kaldım ekran karşısında asıl bu sözleri kayda geçiriyorum. Ve ya sabır Fenerbahçeliler diyorum.
Necef UĞURLU
