
Geçenlerde bir televizyon kanalında Nazif Okumuş ülkemizde ‘Kontrollü bir Kaos’dan bahsediyordu, ilginç bir saptama ,lakin şimdiki zamanda kaosun kontrollüsü nasıl olabilir ki, zira düdük çaldığında ‘Tamam kaos bitti, düdük çaldı arkadaşlar’ komutuna artık uyan olur mu acaba. Dünya değişti, nüfus genç nerdeee 12 Eylül’ler düdük çalınca dağılan kaoslar!
Hele ‘Arap Baharı’nı gördükçe, ekranlarda ki ‘Türk Sonbahar’ı beni korkutuyor.
Ramazan boyunca ‘Din’ Ahlak’ nasihatları yoğunluklu programlardan geçilmedi, özellikle ahlak dersleri magazin programlarında da Mübarek ayın ruhuna uygun olarak yer almasın mı, fakiri çok güldürdüler vallahi! Zira ‘Gıybet’ yaparken ahlak dersi vermek, ‘Namus’ ‘İffet’den bahsetmek çok komik oluyor.
Yazı böylece atlattık derken Fenerbahçe üzerinden oynanan büyük oyundan oldukça eski bir senaryo çıktı.
Şampiyon olmuş klübün yerine şampiyon olmamışı Şampiyonlar ligine yollamak son derece bayat bir iş oldu. Böylesi ‘Burun sürttürme’ senaryolarından Türkiye çok kaybetmiştir. Zamanında 21 ülkede ödül almış filmi göndermek yerine arkasına bakarak dönmesi mukadder bir filmi yollamışlardı Oskar’a, aynı senaryo bu sefer başka bir ortamda hayata geçti.
Libya’dan 23 bin vatandaşını kısa sürede tahliye operasyonuyla sağ salim ülkeye döndüren, oradaki yatırımları garantiye alabilen, bankaya el koyan akılla iftihar etmiştim. Bu organizasyonları yapabilen iktidara Fenerbahçe krizini bu kadar kötü yönetmek, haksız , hukuksuz, gurursuz uygulamalar yakıştı mı şimdi?
Pirus zaferlerinin intikamcılara, spor kulüplerine, spora bir yararı olabilir mi ? Bu Türk Futbolunda temizlik filan değil düpedüz rezalet. Şimdi Fenerbahçe taraftarlarını acaba nasıl yok etmeyi planlıyorlar merak ediyorum, telefonları mı dinleyecekler, yoksa taraftar tutuklamaları mı başlayacak. Unutmamalı ki insanlar bu ülkede kolayca partilerini değiştiriyorlar ama takımlarını asla !
Derdimiz bitmiyor, şimdi sonbahara hazırlanın ekranlarda gene ‘Aşk Üçgenleri’ izleyeceksiniz. Elizabeth veya Jacoben dönemlerin ‘ Aşk Üçgenleri’ apartma dizilerle huzurlarınızda olacak.
Mevzuu üç kişi arasında ve etraflarında garnitür karakterler şeklinde olacak . En yakın arkadaşlar aynı adamı veya kadını sevecekler, işin özeti bu.
Aşk veya dostluk sınav verecek sanmayın veya fonda ciddi bir mesele anlatılacak asla, akım kakım bir girdapta iş lastik gibi uzayacak. Dörtgenlere gelemedik henüz dramatik yapılarımızda hala üçgenlerdeyiz. Artık hep aynı şey hep aynı şey sıkıldık değişiklik olsun diye geçen sene üçgen ana, kız ve üvey baba arasında kuruldu fakat onun ömrü fazla uzun olmadı, bu kadarı da ayıp artık diyenler oldu herhalde. İki erkek kardeş arasında kalmış kızlı senaryo eksik, bir erkek bir kız kardeş aynı adama aşık eksik . Bir de adamın en yakın arkadaşı eşiyle aşk yaşar fakat kadın bir kazada ölür, cenazede iki eski arkadaş yan yanadır birisi ölen kadının eşi diğeri sevgilisi. Sevgili olan göz yaşlarını tutamayınca ölen kadının kocası eşiyle yasak ilişkiye giren arkadaşını şöyle teselli eder ‘Üzülme nasılsa yeniden evleneceğim ‘. Hadi bu da benden bir jest olsun apartmacılara.
Yedi kardeşe yedi gelin benzeri bir işi başarıyla apartmış bulunuyorlar hasseten tebrik ederim. Geçen yılın en başarılı dizilerinden ‘Board Walk Empire’ ı henüz apartmamış olmalarını da hayretle karşılıyorum, bence sona saklanan bombalardan biri bu olacak.
Kötü senaryolar, kötü diziler, kötü filmler, kötü siyaset, kötü oyuncular getiriyor.
Türk Dizilerinin artizlerinin yabancı ülkelerde topladığı kof kalabalıklarla da kimse boşuna övünmesin. ‘Köle İsaura’ veya benzeri dizilerle aklımızı oynatmıştık, Brezilya’lı mı olduk ? Güney Amerika hayranı mı ? Sorsanız o dizileri salya sümük izleyen kaç kişi Güney Amerika’da ki ülkelerin liderlerini bilir ? Hadi ondan vaz geçtim kaç kişi Güney Amerika’da ki ülkelerden üçünün ismini verebilir?
‘Dallas’ ve ‘Kaçak’ dizilerli oynadığı zaman sokaklar boşalırdı da ne oldu ? Amerikan hayranı mı oldu halk, tam tersi.
Onun için siyasetçilere tavsiyem bu dizilerin ciddiyetine güvenmeyin ve dizilerde rol kapmaktan vaz geçin , sevimli olayım derken sevimsiz duruma düşersiniz. Siyaset mesajını siyaset yaparak verir. Siz bu kötü senaryolara ne prim verin, ne de inanın.
Bu sonbahar gene izlenme rekorları kırması için tezgahlanan kötü senaryolarla karşı karşıyayız. Yalnız dizi sektöründe değil elbette.
Derken bir haber yıktı beni; Antidepressan ilaç kullanımında halkımız rekor kırıyormuş.
Bu çok ciddi bir mesele, CNN TURK ‘de sabah ‘ Haber Toplantısı ‘ programında haberi duyduğumda kahroldum. Ama ne yazık ki bu haber başta Aslı Öymen tarafından gülerek karşılandı.
Morali bozuk, teselli aramak için antidepresan içen insanların arttığı bir ortama gülerek, ağzı kulaklarında bakan ‘Kültür ve Sanat’ tan sorumlu Aslı Öymen’e kırbir kere Maaşallah , zaten ifade kabiliyeti canlı yayını zorluyor araya Ferhat Boratav girip cümlelerini bağlamasa onun cümleyi bitireceği filan yok bir de bu duyarsızlığı ilave olunca insan bu işi yapacak duyarlı insan kıtlığına kıran mı girdi diye sormadan edemiyor.
Hapçılarla alay eden değil, halkın moralitesinin nasıl düştüğünü araştıran, bunun neyin alarmı olabileceğini düşünebilen kamu yayıncılarına ihtiyaç var.
Millet hapçı olmuş ağlayanı yok, hangi konser bileti nereden satılıyor bana onu anlatıyor sen hapın yerine sanatı koymak için ne yapıyorsun kamu yayıncılığı sorumluluğuyla onu göster , ama önce neye güleceğini neye ağlayacağını öğren , bu halk hiç mi umurun değil be kardeşim ! Hepsini kayda geçiriyoruz.
Sevgiyle
necefugurlu@gmail.com
Necef Uğurlu
