
Artık insanlar medyanın dayattığı cümleler arasından seçmek zorundalar.
Gelin bu gün hemen her gün ekranlardan duyduğumuz, gazetelerde okuduğumuz neredeyse kalıp haline gelmiş cümleleri kayda geçirmece oyunu oynayalım. Bu cümleler ‘subliminal mesajlar’ mı taşır , ya da ‘ tevafuk’ deyip durup düşünecek miyiz veya ‘ tamamiyle zırva’ deyip geçecek miyiz takdirlerinize bırakıyorum. Bu cümleleri yorumlayarak kayda geçiriyorum, sizde yorumlayın efendim.
‘Herkesin İzlemesi gereken bir film’
Bu cümlenin ‘ niye’ si belli değil gibi gözükse de filmler bedava gösterilmediğine göre müşteri toplama amacı taşıdığını varsayabiliriz. Ben bir iki kere bu tuzağa düştüm hala niye o filimleri herkesin izlemesi gerektiğini anlamış değilim. Hatta antrakta izleyiciler birbirimize sorduk ‘ biz bu boktan filme niye geldik’ diye ama kimse gururundan izlememiz gerektiği mesajına alık alık inandığımızı itiraf edemedi. Sonra büfeci bize ‘Her gün izleyici bu soruyu soruyor takmayın kafanızı’ dedi de biraz içimiz rahat etti.
‘Davayı Kazanırsam alacağım parayı……. ‘ya bağışlayacağım’
Birbirlerine Maddi Manevi tazminat davası açan ünlüler tarafından kullanılır.
Bu cümleden davacının , parayı istemediğine göre, maddi, manevi zararı olmadığı anlaşılıyor. O zaman niye ‘Maddi, Manevi Tazminat’ davası açtığı anlaşılmıyor. Mahkemeler boş oturmasın ellerinde dava olsun oyalansınlar amacı taşıyorsa zaten dosyalar dolusu işleri var . Ben para için açmıyorum bu davayı mesajı dava kazanıldığı takdirde bir yere bağışlanacağı vadi ile yapılmak istenen hayır hasenat için mahkemeye işbirliği daveti gibi geliyor bana.
Ya da davacı cimri bir insan ama hayırsever fakat cebinden yardım yapmak yerine kendisine hakaret eden birinden parayı temin etmek istiyor. Dikkatinize sunarım , ne kadar çok ‘maddi manevi tazminat’ davası açılırsa o kadar çok hayır işlenecek , iyilik yapmak isteyenler demek hakaret bekleyecekler, yalnız bu seferde şöyle bir soru ortaya çıkıyor, bağışlanan para hakaret edenin cebinden çıkacağından onun hayır hanesine mi yazılacak.
Nezaket Ziyareti
Bütün ziyaretlerin nezaket çerçevesinde olması sosyal bir zorunluluktur ama bu cümle samimiyetle işin öyle olmadığını anlatır. Şayet ziyaret ‘Nezaket ziyareti’ değilse küfür edip, kafa atıp ağız , burun mu kırılıyor içeride hep merak etmişimdir. Bu cümle aynı zamanda ‘Ziyaret ettiğim şahıs aslında görüşülecek bir insan değildir ama mecburen ziyaret ediyorum’ saklı manasını da taşır. Özellikle siyaset alanında sıkça kullanılan bu cümle samimi olması açısından demokratik bir içtenlik taşıdığından iyi diyorum.
Kürt’ leri kazanmak lazım.
Bu cümleyi sarf edenlere içimden hep ‘Sen kaybettinse bu senin sorunun genelleştirme. ‘ demek gelir . Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı bir insan, aynı cumhuriyetin bir başka yurttaşını cüzdan mı ki nerede nasıl kaybeder anlaşılır gibi değil. Veya yurttaşların birbirlerine kazanılacak veya kaybedilecek piyango bileti muamelesi etmesi de gene Türk’lerin büyük bir buluşudur.
Bir araştırma yapılsın Kürtler ne istiyor ?
Zaten bütün araştırmalar bunun üzerine, bir kere de Türk’ler ne istiyor diye bir araştırma niye yapılmaz, ortak istekler çıkacak korkusu mu acaba diye sormadan edemiyor insan.
Ordumuzda Ermeni General niye yok ?
Bu her yıl geleneksel olarak Prof. Mehmet Altan sorar. Belki var da adam söyleyemiyor, saklıyor . meselenin özü zaten bu değil mi Hocam ?
Ben oyuncu değilim
Genellikle yüzer bölüm, beş altı dizide oynamışlar söyler. Eleştirilerden kaçmak için bir yoldur. Hani biri kalkıp ‘Çok kötü kim bu?’ derse diye söylenmiştir. Gereksiz bir vehim cümlesidir Türkiye’de kimse ‘ Madem oyuncu değilsin niye oynuyorsun? ‘sorusunu sormaz. Biraz ‘ Beyin cerrahı değilim beni eleştirmeyin, ama ameliyat yapıyorum’ demeye benzer ama hiçbir akıllı beyin cerrahı olmayana beynini teslim etmez tabii beyni var ise.
Senaryoyu okuduğumda ben bu rolü istiyorum dedim. Firmayla konuşmaya giderken zaten para vermeseler de oynamaya karar vermiştim.
Yağcılık gibi görünse de bu cümle aslında yapımcının oyuncuya bedava oynayacakken boşu boşuna enayi gibi para verdiğini anlatması bakımından esasen oyuncu kardeşin sap derken saman hesabı çok amatör bir yalaka olduğunu gösterir. Yapımcı madara olur bu cümleyle.
Dikkat Göz Yumuyorsun….
Trafik kazalarını önlemek maksadıyla hazırlanmış bir kampanyanın en vurucu cümlesi olup Televizyonlarda sıklıkla yayınlandığına göre araba sürücüleri, yayalar için hazırlanmış bir slogan. Seslendirende ‘Yumuyossun’ diyor , aksan bozuk, yetmiyor suçluyor ne var ki bu slogan görevini yapmayan trafik polislerini ilgilendirir. Yayalar veya araba sürücüleri neye göz yumacak ki, trafik kurallarına uymaları istenebilir ama ‘Göz yummak’ onların meselesi değildir ne yapacaklar yani bir yaya hatalı sürücü görürse şöförü arabadan sille tokat indirecek mi, veya sürücü arabasından inip sağa, sola ‘Yoo ben göz yummam’ diye ceza mı kesecek, alkol kontrolü mü yapacak? Bu cümleye uymayın deli diye götürürler insanı.
Gitmek vatan hainliği olur
‘Vatan Hainliği’ kullanıla kullanıla artık cılkı çıkmış bir kavramdır ama en son bir kardeşimiz daha da cılkı çıkarılabileceğine bir örnek verdi , yurtdışına açılmak ‘ vatan hainliği ‘ olur demesin mi ! Haydaa derken ben zaten oradan geldim ,istersem giderim, zaten onlar beni bulur meali bir şeyler de söyleyince insan boşuna şöhret, para sahibi olmuyor dedirtti. Bu üzt düzey bir zeka haline ‘Vatan Hainliği’ pek eklektik kalmış, aslında belli ki çocuk vatansever olduğunu belirtmek istiyor, şimdi durup dururken ‘Ben Vatanseverim’ dese çok hıyarcı kalacak o da ‘Vatan Hainliği’ üzerinden kendini vatansever yapayım derken bu nur topu cümle çıkmış ortaya .
Atatürk Diktatör müydü ?
Çok eskilerde kırk yılda bir tartışıldı tabiatiyle az geldi ve sonraları senede bir tartışılmaya başlandı sonra 6 ayda bir, yetmeyince ilaç gibi dozu arttırıldı, ayda bir, haftada bir derken günde en az üçe çıkınca bu sefer insanlar Atatürk’e gıcıklık kampanyası mı var diye şüphelenmeye başladılar ve Etkisi tamamen kayboldu, hatta Atatürkçü düşünce sahiplerinin kırk yılda yapamadığı ölçüde Atatürk sevgisini bu tartışmalar alevlendirdi, çünkü Ata’mız öbür taraftan kalkıp yanıtlayamıyor, o bir ölü mağdur. Yıllardır böyle ‘Atam Atam Sen Kalkta ben Yatam’ mısralı ve her yıl öğrencilere okutulan milyonlarca teklife de asla yanıt vermedi. El kadar çocuklar yatsın benim yerime, ben kalkayım demedi.
FAZIL SAY’A SAYDIRMA CÜMLELERİ
Çeşit çeşittir. Fazıl Say’a saldırı, akın düzenlemek son yılların tutmuş bir modasıdır. Hatta artık Fazıl Say’A saldırma parayla değil ama sırayla. Sanki gönüllüler sırada bekliyorlar , araya kaynak yapanlar oluyor ‘ben geçen yıldan beri bekliyorum’ diye sıra kavgası yapanlar var gibi. Her an ünlü bir şahsiyetten ‘Bu yıl Fazıl’a ben saydıracaktım, önüm kesildi, haksızlığa uğradım bunun hesabını Türk Halkı soracaktır’ tarzı bir açıklama bekliyorum, olamaz demeyin, artık Türkiye eskisi gibi değil
DİZİLERDEN ÇÖZÜM İSTEME CÜMLELERİ
Dizilerden medet umma çok bulaşıcı bir istektir. Elbette her dizi bir önermedir ama çare ummak biraz abartılı bir hayal olur. Bu konuda muhtelif örnekler verebilirim. Ama Sonuncusu en muazzamı, konuyu gündeme CİSED (Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe taşıyor. Dr. Cem Keçe diyor ki : "Bugüne kadar cinselliğin, cinsel işlev bozukluklarının tam anlamıyla ele alındığı bir dizi yok. Mesela ülkemizde, her evli 10 kadından birinde görülen vajinismuslu bir çiftin dramını işleyen veya erken boşalması ve iktidarsızlığı nedeniyle aldatılan bir adamın acılarını konu alan bir dizimiz şu ana kadar olmalıydı." Bu sözleri söyledi mi, acaba doğru mu şüphelerim var çünkü Bilhassa haberleri dinlerken gerçeklere inanmama hali diyebileceğimiz bir gerçekle karşı karşıyayız. Annem ve halam bazı önemli haberlere hep ‘acaba doğru mu’ diye yaklaştıkları için bende artık onlara uydum şüpheleniyorum. Haklılar çünkü ekranlarda , haberlerde duyup kaynatıp içmedikleri ot , tohum kalmadı ve hale ip atlayamıyorlar (Biri 86, öbürü 89 yaşında) . Burada Dr. Cem Keçe’nin senaryo fikri vermesi önemli. Dizinin ama teması erken boşalma halinden dolayı aldatılan bir koca üzerine kurulu, aynı dizide vajinismuslu bir kadın da olabilir, yan karakter komşu mesela , adam erken boşalır, komşu vajinusmusludur, bu ortamdan sağlıklı kadın uzaklaşmak ister , böyle durumlarda kadına yardımcı olmak isteyen ‘iyi kalpli erkek’ çoktur zaten. Aşk olsun Dr. Keçe’ye şu senaryoyu tamamlasa rekor kırar hem de aile dizisi çünkü olaylar aile içinde oluyor, çocuklara da ders olacak şüphesiz, yalnız hep beraber ailece izlerken çocuklara ilk 1,2 bölüm izah edeceksiniz ‘Bak yavrum bu komşu teyze vajinusmuslu ‘ ‘Bu amca da erken boşalıyor ‘ şeklinde. Türk çocukları zekidir devamında televizyon karşısından alamayız zaten, yapışırlar ekrana ‘Vajinusmuslu teyze’ ne yapacak diye muhtemelen gece tekrarları bile izlerler. Sakın bana kızmayın Doktor böyle söyledi diye yazdım. Seçeneğim yok.
Artık insanlar medyanın dayattığı cümleler arasından seçmek zorundalar.
Durumu kayda geçiriyoruz.
Sevgiyle
Necef UĞURLU
necefugurlu@gmail.com
Düzeltme : Geçen yazımda sözünü ettiğim Sayın Nezahat ve Kazım Gündoğan’ın değerli çalışmaları ‘İki Tutam saç, Dersimin Kayıp Kızları’ belgeselinin işletme belgesi sorunu yokmuş. Bu sorun Sayın Çayan Demirel’in gene Dersimi konu olan bir başka değerli çalışma ‘38’ Belgeseli ile ilgili. Karıştırmışım .
Necef Uğurlu
