Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Necef Uğurlu: 'Sanatçının onur meselesi'

Necef Uğurlu: "13 şehit haberinde ekranlarda ne yapacağını şaşırmış, siyah matem elbiseleriyle dedikodu sunanlar ... Haki renkte t-shirt giyerek askerimize destek verdiğini zanneden ahmak şarkıcılar.."

Necef Uğurlu:  Sanatçının onur meselesi

REKLAMLAR




Engin Altan Düzyatan ve  sanatın , sanatçının onur meselesi

2011 Mart ayında bir magazin haberiyle ‘sarsılıyoruz’ Engin Altan Düzyatan Kanal D’de yayınlanan ‘Beyaz Show’da  stüdyoda göbeğindeki  Latince ‘ Onurum Hayatımdır’ yazan dövmeyi gösteriyor, Latince bilmediğimden benim  için Engin Altan Düzyatan’ın karnına nakşedilmiş cümlelerin anlamı  sadece  bir iddia , dövmeci Latince ‘bunu yazan Tosun okuyana kosun’ da yazmış olabilir, Beyaz Latince biliyor mu , yazıya kefil olabilir mi onu da bilmiyoruz.

Bu genç aktör niye göbeğine Latince  ‘Onurum Hayatımdır’ yazdırıyor onurlu bir hayata değer verdiği için mi  mevcut durumda bundan da  pek emin olamıyorum.

Bildiğim,  genç bir aktör (özgeçmişi 18 dizide rol aldığını söylüyor, 3 de film çevirmiş) yaptığı işlerden ziyade göbeğine yazdırdığı  bu dövmeyle  gündeme gelmekte, göbeğini  açıp gösteriyor.
Aslında görüntüde biraz hüzün de algılamadım değil, 18 dizide rol almış  okullu bir aktörün medya da geldiği son nokta bu  diyeceğim , bitmiyor sörf yaparken gene dövme promosyonu ile ortaya çıktı Düzyatan.

Elbette hayat her  insan için  onurlu olmalıdır , göbeğine Latince’sini, Kürt’cesini, ‘Türkce’sini  yazdırsın  yazdırmasın. Onur her dilin erdemi.

Ve elbette  her insan  başta  mesleki  onurunu korumak için elinden geleni  yapmalıdır , bu ülke için en azından bunu yapabilmelidir herkes,  vatanseverlik bunu icap ettirir.

Oyuncular içinde onur önemli bir meseledir, Düzyatan bu vurguyu göbeğinde Latince yapmış, olabilir.  Her yiğidin  yoğurt yiyişi aynı olmaz mesela eşim Ahmet Uğurlu da  meslek onuruna çok önem veren bir oyuncudur, öyle ki yorumculuğu ile ilgili  iltifat olarak ‘döktürüyorsun’ diyenlerden hiç hazzetmez .  ‘Döktürme’ lafı onuruna dokunur.

 ‘Sahne aldım’ sözlerinden de hoşlanmaz, ona göre bir aktör ‘Sahne almaz’ bir oyunda rol alır, bir piyeste oynamak için sahneye çıkar. Geçenlerde bu yüzden Nurseli’ye TV’lerde  bu cümleyi kurduğu için çok kızdı.

Mesleki onurunu daima seçici olmasıyla korumaya çalışmış, oyunculuğunda evrensel ölçekleri hedeflemiş elindeki sınırlı imkan ve gücüyle maddi anlamda olmasa da manevi anlamda başarmış bir adamdır. Eşimin  pek çok değerli oyuncu arkadaşlarının da mesleki onur meselesine hassasiyet gösterdiklerinin şahidiyimdir.

Eşimin  seçiciliği daima evrenselde yerini alma ama yerelliğini, ait olduğu toplumun tüm değerlerini muhafaza ederken sorunlarından kaçmama, samimiyet  bağlamında olmuştur.

Kendisine getirilen projelerde yer almak istemediklerini  daima ‘Kendimi içinde göremedim’ ifadesiyle reddetmiştir. Bir işin içinde kendisini görüp görememek ilk sırada ki meselesidir, bu maniayı atlayınca diğer kalemler sonra gelir ve gene mesleğinin onuruna yakışır anlaşmalar yapmak ister.

Oyuncuların davranış biçimleriyle ilgili ahkam kesmek eşimden  neredeyse 30 yıldır  edindiğim tecrübelerle sınırlı değil, ben hep oyuncularla çalıştım, kimisi alaylı, kimisi okullu ama hep oyuncular oldu hayatımda. Onlara   başkalarına   kıyıp emanet edemediğim cümleler yazdım , Aralarında   gerçekten büyük olanlara , bazen  hayal payı bırakmayan oyunlar yazdığım için  kızdırdıklarım, zorladıklarım oldu ,  ama hep  dost olduk içinde çok özel  sevdalar  olan dostluklar diyelim . Gördüm ki oyuncu - yazar  ilişkisi oyuncu yönetmen ilişkisinden  farklı,  çoğunluk yönetmenler oyuncunun yorumlarının gölgesinde kalmaktan hoşlanmazlar, ama ellerinde kanlı bir bıçak vardır  kesip biçebilirler , yönetmenin egosuna yenik düşmüş çok daha iyi olabilecek ne filimler var izlediklerim arasında.  Yazarın metni yönetmene hayal payı bırakmıyorsa o da ayrı bir trajedi tabii , hem yazıp hem yönetenleri bu anlamda anlıyorum.

Maksadım ;
 Engin Düzyatan’ı asla  kırmak değil, ama bu kadar iddialı lafları karnına , Latince kayda geçiriyorsa ,  bu konuya önem veriyorsa, ki vermesi önemli bir davranıştır o zaman durup biraz düşünmesine önayak olmak , karnına yazdıklarını uygulama noktasında aldığı sorumlulukların ne kadar ağır olduğunu hatırlatmak.

Sevgili Düzyatan,
Sen ihtilal arsızı ve dizi  aptalı olmuş bir toplumun , askeri vesayeti hala dilinde devam eden medyasından bu ahval ve şeraitte kendini nasıl koruyacaksın aslında bilemiyorum.

Oynadığın onca rol sonrası sana  karnını açtıran medya sakın  seni şaşırtmasın, üzülürüm.

‘Askeri Vesayet’ bitti diye sevinç naraları  atan aynı  medya hala unutma ki vesayetin dilini  kullanıyor ;  ‘Başbakan Kurmaylarını topladı’  ‘Konsey toplandı’ ‘Falanca şarkıcı Avrupa’ya çıkartma yaptı’ sözleri içlerine sinmiş militarist  bir ruh halinin bazı cümleleri, hangi vesayet dersen belki askerle hiç ilgisi olmayan  de kendi vesayetleri.

Bir türlü sivilleşemiyor ve toplumu sivilleştirmenin önünde ciddi bir engel bu dil .

Sivil bir kurum olması gereken  medyada bu dili kullanan yetkililer veya erk her ne ise ,   acaba orduevinde mi büyüyen bir nesil diye insan sorgulamadan geçemiyor.

Kullandıkları sözcükler  hala vaz geçemedikleri bir militarist dilde, bu dili terk edemiyorlar.
Öte yandan koskoca bir askeri vesayetin asıl ve  sivil uzantısı düzenekten kurtulmak için ‘‘Ejder Abi’ ‘yi ebeledik iş tamam’   mantığıyla  temizlik nasıl olacak onu da anlamış değilim.

Hal böyleyken artistler, oyuncular arınma sürecine  nasıl katkıda bulunurlar sorusu ortada kalıyor,  elbette mesleklerine saygı duyarak  ama arkalarında hangi güçle ?

Evet doğru , bu ülke artık Teoman Koman’ı, Jitem’i , faili meçhulleri, darbe teşebbüslerini konuşuyor. Mehtap TV’de Aklı defteri programını izlerken Sayın Prof. E.  Karakaş, Sayın  Prof. M. Altan, Sayın Dr. Ş.Alpay isim vererek   bütün bunları konuşuyorlar  , hatta daha ileri gidip bütün bu ilişkilerin uzantısı banka boşaltmalara , patronlara,  bağlantılara da  dayanıyorlar , ama bütün bunlarla işbirliği içinde yayın yapanlar, ve buralardan nemalanan ‘sanatçılar’a gelemiyorlar, orada zınkkk sesi duyuyoruz .

Cavit Çağlar’ı  eleştiriliyor, ama bir zamanlar onun medyasında  bu kurmacanın baş aktörü  yöneticiler, Çağların sofralarında Türkü çağıran, komiklik yapan hokkabazlar hala at koşturuyor. Hatta itibar takviyesi yapılıyor.

Patron kukla asıl düzen kurucular bunlar mıydı diye insan düşünmeden edemiyor. Akıl defteri sanki iş kendilerinin de içinde olduğu medyaya gelince frene basıyor.

Diyeceğim o ki ;  Medya   yıllardır devam eden korkunç bir iç savaşın sonunu getirmemek için direniyor, bu duruma mukavemet , arınmak için  ne yazık ki  daha perde arkasında ki hiçbir hikayenin  henüz filmi yapılamadı, öyküsü yazılamadı. Bunu kayda geçirelim.

Kimi çocuklar dağlara sürüldü, kimileri şehit oldu, ve hala bu oyun devam ediyor.
 Öyle ki
13 şehit haberinde  ekranlarda ne yapacağını şaşırmış, siyah matem elbiseleriyle dedikodu sunanlar
haki renkte t-shirt giyerek askerimize destek verdiğini zanneden ahmak şarkıcılar
şehit haberi gelince şarkı söyleyip söylememekte tereddüt eden  ne yapayım diye halka soran megastarlar dünyasında  genç bir oyuncu göbeğine ‘onurum hayatımdır’ yazdırarak hangi onurunu nasıl  koruyacak ?  

Son şehitler verildiğinde ne yapacaklarını şaşırdılar, sanki ilk defa bu ülkenin çocukları gırtlağa getiriliyor , ilk defa ölüyor, ilk defa nice yetenekler heba ediliyor, 30 senedir vur patlasın çal oynasın diyen  medya, hala  kuşun kanadında gönderdiği  üfürük yazılarına mesajlarına devam ediyor hala.

Nerede sürece katkı verecek sağlam, ayağı yere basan sanatı, sanatçıları bu ülkenin ?
Mesela Sabahat Akkiraz duy sesimi ,  ne diyorsun bu olaylara ?  Dayak aptalı olmamış bir kadın olarak sana aklı başında bir soru soruyorum, sen de mi Hakan Şükür gibi ‘Büyüklerim bilir diyeceksin ?

Sanatçılar mecliste veya meclis dışında susmaya mahkumlar.

Ne yazık ki   bu medya ‘ben oyuncu değilim’ deyip oyunculuk yapanlar, ‘Ben şarkıcı değilim’ deyip şarkı söyleyenlerle var oldu, onları var etti.

Bu süreçte şimdi en güçlü olması gereken kolumuz sanat, sanatçılar kırık, güçsüz.

Maksadım genç bir oyuncuyu üzmek değil, çare sunmak ise elimden gelmiyor lakin dikkat et diyorum bütün samimi, annelik hislerimle, bunlar iki gün sonra kıçına kaş göz de çizdirirler adamın, sakın açıp gösterme. Unutma sen açarsın parayı Beyaz götürür.

Engin’in dövmesini kayda geçiriyoruz, diğerleri zaten kayda geçmiş durumda  arşivlerin açılmasını sabırla bekliyoruz.
Sevgiyle

Necef UĞURLU

necefugurlu@gmail.com


 





16.07.11 12:00

henüz puan verilmedi
4567 kez okundu


İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer