
Ey Nihat Doğan! Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün!
Nihat Doğan artık karar ver: İyilik meleği misin, sopası elinde cellât mı?
Yine yeniden merhaba,
Mübarek Ramazan ayının son günlerine yaklaşıyoruz. “Bu sene ramazan daha zor geçer, hem sıcak hem de çok uzun bir süre, kimse dayanamaz herhalde” derken tam aksine, herkesin çok rahat geçirdiği bir oruç dönemi oldu. Üstelik öyle böyle derken son bir haftaya girdik bile. Cuma günü mübarek Kadir gecesi Allah herkesin niyetlerini kabul etsin ve herkesin gönlüne göre versin diyorum. Gerçi bildiğim kadarıyla Ramazanın son 10 gününden bir günü Kadir Gecesi ve hangi gün olduğu tam olarak bilinmiyor, en azından eskiden bize öyle söylerlerdi ve ben öyle öğrenmişim. Ancak şu anda Diyanet İşleri tarafından yapılan açıklamaya göre Cuma demişler. O yüzden bizler de “Niyet önemli” diyor Mübarek Kadir Gecesi'nde Allah herkesin günahlarını affetsin ve tüm dileklerini gerçekleştirsin diyoruz.
Benim her zaman söylediğim ve sonucuna da kesinlikle inandığım bir cümle var. ''Allah herkesin kalbine göre versin, kim ne düşünüyorsa, bin katını versin!'' Gerçekten de Allah veriyor biliyor musunuz? Yeter ki siz niyetinizi belli edin ve isteyin. Ancak asla ve asla biri için beddua etmeyin, “Allah ıslah etsin” deyin. Çünkü beddua da döner dolaşır size gelirmiş. Siz zaten bir şeyden dolayı acı çekiyorsanız ve içiniz yanarak “Allah” diyorsanız ve O'na havale ediyorsanız O zaten bunun cezasını da mükafatını da kendi veriyor, o yüzden asla ve asla kimseye kin duymayın. Kimseye nefret duygusu beslemeyin. Nefret duygusu düşmanınızın büyümesini sağlar ve Allah katında sizi günahkâr yaparmış. Onu Allaha havale edin yeter. Bırakın ne hali varsa görsün. Hatta mümkünse doğru yolu bulması için dua edin, dua edin ki iyi insan olmayı başarsın, başkalarının da canını yakmasın. Şimdi ondan banane niye ona dua edeyim ki der gibisiniz, ama unutmayın iyiliğin yeri ve saati yoktur. Size taş atana siz ekmek uzatın. Siz bunu kendiniz için yapın. Vicdanınız için yapın. Bırakın o kötülüğü yapan, yaptığıyla kalsın, bir gün zaten cezasını çekecektir. Hatta emin olun fazla da bekletmiyor yüce rabbim, yeter ki siz siz olun, kalbinize kötülük denen duyguları sokmayın.
Neyse bu konuyu da burada kesip gündeme gelmek istiyorum. Bugün gazetelerde ilgimi çeken konulardan biri Nihat Doğan'dı. Kendisini şahsen hiç tanımam, kişiliğini yakinen bilmem ancak bizler onu televizyon ve gazetelerde hep şov yaparken gördük ve tanıdık. Hatta bir zamanlar türküleriyle piyasaya çıkmışken, türkücülüğünden çok, yaptığı hareketler ve konuşmalarıyla haber olmaya başladı. Hatta en son Acun Ilıcalı'nın bir programında da çeşitli şovlar yaparak reklamını daha çok yaptı. Ara sıra denk geldiğim kadarıyla da hep birilerine sataşarak, kavga ederek, saçma sapan küfürler ederek gündemde kalmayı başardı.
Buraya kadar her şey sanırım çok normal. Çünkü medya dünyasında bizler bu tür insanlara çok alışığız. Bu tarz insanlar çıkar, ona buna laf atar, sonra da ya hayata devam eder bu piyasada ya da yok olur gider. Hepsini seviyor ve sayıyoruz insan olarak, onun için buraya kadar normal dedim ancak...
Geçenlerde bu arkadaş Somali'ye yardıma gitmiş ve bu gidişini yazan ve eleştiren bazı gazetecilere de ateş püskürmüş. Hatta hatta çıtasını aşarak bugünkü haberinde ''ahmak'' diyecek kadar ileriye götürmüş. Hatta sadece onu eleştirenlere değil, şov yapıyor diyen herkese...
Şimdi soruyorum sizlere burada Nihat ne kadar haklı olabilir acaba!!!
Nilgün Çolak
