
Reha Muhtar’ı
Seversin, sevmezsin.. Yaptığı programları beğenir seyredersin, beğenmez seyretmezsin...
Ancak Reha Muhtar, Türkiye’de mesleğini yıllarca son derece başarıyla yapmış, kitleleri etkileyen televizyon denen o sihirli kutunun lisanını çok iyi konuşan ve sırrını çözmüş 3-5 kişiden biridir. Bana göre en önde gelen bir gazeteci ve televizyon adamıdır...
Reha Muhtar’ın, geçen yıllar içinde yapmış olduğu programları herkes gibi bende izliyordum. Doğrusunu söylemek gerekirse, benimde hoşuma gitmeyen, beğenmediğim bir çok şey olmuştur, belki ekran başında isyan ettiğim zamanlar bile olmuştur.
Ama bu durum, Reha Muhtar’ın başarılı bir televizyoncu olduğu gerçegini ortan kaldırmaz. Mesleki bilgisini de yok sayacak bir sebep değildir, zaten olamaz da...
Reha Muhtar, spor ve sporcuyu seven, koyu bir Beşiktaşlı ve Beşiktaş yönetiminde üst düzey görev almış, Futbol camiasını da yakınen bilen biridir...
Gelelim ’Son Kale’ programına...
Efendi beyler!
Her şeyden önce bu programın bir spor programı olduğunu ve önemli bir kitle tarafından izlendiğini unutup, stüdyoyu köy kahvesine çevirip, kabadayı jargonu bir dille konuşmak ve Reha Muhtar’ın üstüne yürümek, Futbolu çok iyi bilen ve adının önünde Dr.Ünvanı olan ne Ahmet Çakar’a ne de Milli formayı giymiş eski bir Futbolcu ve hakem olan Erman Toroğlu’na hiç ama hiç yakışmadı!..
Reha Muhtar "Ne bağırıyorsunuz, ne diye bağırıyorsunuz beyler, burası "HERGELEN" meydanı değil derken, hakaret etmek adına söylemedi ki, sadece benzetme yaptı ve çok haklıydı çünkü "HERGELE" demek; ipsiz-sapsız-hayta anlamında kullanılan bir söz, yani "sizler, kelimenin ifade ettiği manada kişiler değilsiniz ama bu şekilde davranış sergiliyorsunuz" anlamında yapılan bir benzetme ki çok doğruydu...
Kaldı ki, eski adı bit pazarı ya da ikinci el eşya pazarı olarakda bilinen "HERGELEN" Meydanı adını 19. asırda şehre dışardan gelenlerin ve şehir esnafının bir araya gelmesinden dolayı "hergelen"in uğradığı yer anlamında "HERGELEN" Meydanı adını almış bir yerdir...
Erman Toroğlu Ankara’da yaşadığı için bunu çok iyi bilir...
Her neyse olan oldu!... Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar, canım bir spor programın bitmesi için ellerinden geleni esirgemediler teşekkür ederiz!...
Keşke, sizde Reha Muhtar’ın yaptığı jestin yarısını yapabilseydiniz..
Ekrana çıkar çıkmaz "Sayın izliyiciler, geçen hafta için özür diliyoruz ve önümüzdeki 6 hafta daha sürecek programdan alacağımız paranın yarısını aynen Reha Muhtarı’ın yaptığı gibi engelli sporculara bırakıyoruz" diyebilseydiniz...
Ama sizde nerde o zerafet, nerde o nezaket?...
Aslında size de haklısınız!...
Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, milyonlara hitap eden programlarda, bu kadar acayip bir uslup kullanarak argo ve kabadayı jargonu ile konuşmanın tavan yapıp servet kazandırdığı bir dönem yaşanıyorken size haksızlık yapmış olamayalım!...
Aslında benim üzüldüğüm nokta çok başka, böyle bir dönemde çok eski arkadaşım olan Hasan Heybetli’ye neden bir bir program yaptırmıyorlar hala aklım almıyor!..
Neden derseniz?...
Erman Toroğlu’nun konuşmaya çalıştığı o jargonu çok iyi bilir ve ana dili gibi konuşur o konuda doktora yapmış ve bir çok kitap yazmıştır!...
Şans işte!...
Sacit Aslan