
Vehbi Dinçcan bugünkü yazısında şu ifadeleri kullandı.. "Caner Erdem ve ekibi, güzel kadın Saba’nın güzel duruşu ile iyi bir iş yapıyorlar... Baktım öğle üzeri başlayan programlarına Bülent Ersoy’u konuk etmişler...
Bülent’im. Albüm çıkardın ya, albümün satışı gerekli ya şimdi tanıtım zamanı öyle mi? Sonra ne olur? Aynı tas aynı hamam. Yine sana kucak açan dostlarını bir anda unutursun canımın içi... Hani yılların dostu, canın Oya Aydoğan’ı bir kalemde sildiğin gibi yine unutursun o dost dediğin isimleri... Senin halin budur. Evlilik, ev hayatı ve muhteşem şovdu yaptıkların. Bir arkadaşımla konuştuk, sen ekranda iken... ’Resmen şov yapıyor’ dedi. Ne dersin, iyi bir şovdu vallahi..."

Sana bişey yazmamak için kendimi zor tutuyorum, seni üzmek istemiyorum ama inan, zorla laf istiyorsun!..
Sen, şimdi boşver Bülent Ersoy’u, Caner Erdem’i, gerisini...
Sende, zamanında ve hala Bülent Ersoy için demediğini bırakmadın ama telefon açtığı zaman hiç bişey olmamış gibi, "canım-cicim" diye konuşuyorsun!...
Bende, kendisiyle zaman zaman, gerek yüz-yüze, gerekse gıyaben bir çok defa, birbirimiz için kırıcı sözler söyledik... Ancak, karşı karşıya geldiğimizde hiç bişey olmamış gibi konuşuyoruz!...
Bu camianın raconu bu!..
Dolayısıyla, dönüp, dolaşıp Bülent Ersoy’u eleştirmek için "Öküz altında buzağı arama!..."
Bülent Ersoy’a, neden dolayı takık olduğunu sende biliyorsun, bende biliyorum!...
Bülent Ersoy’a, neden kırgınsın? ya açıkla, ya da kendi, kendine "zahiri" sebepler bularak eleştirmekten vazgeç, inan çok ayıp ediyorsun!...
Bülent Ersoy’u vefasızlıkla ve "işine geldiği gibi hareket eden" biriymiş gibi anlatıyorsun...
Bu konuda, yazdıkların belki doğru da olabilir..
Ancak, senin de "insanları sırtından ’Hançer’lemek" gibi üstün bir meziyetinin olduğunu unutmamak lazım!..
"Dinime küfür eden, benden daha Müslüman olmalı" derler adama Vehbi!..
Sende göründüğün gibi biri değilsin!..
Eleştirip, yerden-yere vurmaya çalıştığın Bülent Ersoy, senin yaptığın gibi, gıyaben kimseye "kahpelik-kalleşlik" yapmıyor, kime kızmış veya kırılmışsa alenen yüzüne söyliyebilecek kadar yürekli...
Ayrıca, bir çok konuda, düşüncelerini veya bazı kişlerle arasında geçen olaylarla ilgili söylemlerini, alacağı büyük tepkilere rağmen, "canlı yayın"larda korkmadan çatır-çatır söyleyebiliyor...
Sen söyleyebiliyor musun?...
Ya da söyleyebilir misin?...
SÖYLEYEMEZSİN!...
Yere-göğe sığdıramadığın TRT’de "MAGAZİN" programı yaptığın zamanlar, şahit olduğunu iddia ettiğin olayları ve ne "dolaplar, dönüyor bir bilsen" diye anlatığın, olayları
YAZABİLİRMİSİN?..
YAZAMAZSIN!...
Muzazzez Ersoy’un, TRT MÜZİK kanalına, kaç bim TL bütçe ve kimlerin talimatı ile başlatıldığını...
YAZABİLİR MİSİN?...
YAZAMAZSIN!...
"Kebapçı" dükkanlarında kurulan rakı sofralarında, bir lokma yemek, bir kadeh bedava içki uğruna, kimlerle, kimlerlerin alehine ne kulisler yaptığını....
YAZABİLİR MİSİN?...
YAZAMAZSIN!...
Ancak, unutma ben belgeleriyle beraber yazacağım... Ve senin, nelere alet olduğunu, hangi işlerin bozulması için uğraş verdiğini ve üç paralık çıkarların uğruna neler yaptığını, en açık ve anlaşılır şekliyle yazacağım...
Şimdi git, benim için de elinden geleni ardına koyma!..
Dolayısıyla, sen Bülent Ersoy veya başkalarıyla uğraşmayı bırak da, kendi kapının önünü temizlemeye bak!...
VEHBİ’NİN TAKKESİ DÜŞTÜ, KEL GÖZÜKTÜ BİLESİN!...
Sacit ASLAN