
Ayağında kundura
Ama bu kundura bildiğimiz sıradan bir kundura değil!...
Çook saygıdeğer bir mevki sahibinden daha da çooook yüksek bir mevki sahibine yollandı..
İstanbul’dan Ankara’ya..
Tam 3 çift kundura...
Sakın kunduranın lafı mı olur demeyin bana!..
Altı üstü bir ’pabuç’ işte...
Kaç paralık şey de demeyin sakın..
Bu pabuçlar İtalyan marka...
Tam 15 bin TL’ye alındı..
Elimde sağlam bilgi ve belgeler var...
Size küçük bir anektod;
Yıllar önce, Sacit’le Kahire’ye seyahate gittik..
O zaman internet falan yok...
Faks var..
Rezervasyonumuz Maksim’den yapılmış...
Evrak-ı müspite her zaman ki cebimizde... Odamız belli..
Uçaktan inip otele geldiğimizde resepsiyondaki memur böyle bir rezervasyon olmadığını söyledi...
Sacit hemen rezervasyon kağıdını çıkarıp ’Bana müdrünü çağır’ dedi...
Müdür geldi...
"Buyurun efendim..."
Uzun uzun baktı, döndü dolaştı...
Maalesef böyle bir rezervasyon yok dedi..
Ama nasıl olur elimizde karşılıklı belgemiz var...
Yok yok..
"Ay ben bayılmak üzerim... Şimdi ne yapacağız, sokakta kaldık... Burası Kahire... Yer de bulamayız Sacit.."
Sacit gülümsedi...
Cebinden 100 dolar çıkarıp pasaportun içine koydu ve müdüre uzattı..
Bu işlem o tarihte Mısır’da çok geçerliydi...
Ama gelin görün ki müdür bey 100 doları almadı ve avaz avaz bağırmaya başladı..
"Ben dolandırıcı mıyım? Oteli mi satıyorum?.. Bunun adı rüşvet ben almıyorum!..."
İyi ama bu rüşvet değil ki elimizde rezervasyon belgemiz var..
Neyse Sacit bana "Biraz lobide dolaş Yasemin.. Herif hırsız. Para almadan odayı vermeyecek" dedi.
Ben de "Ne odası. Görmüyor musun?.." dedim...
"Sen git biraz dolaş" dedi tekrar..
Lobideki butiğin vitrinin önüne gidip, durdum...
5 dakika sonra Sacit "Haydi odaya çıkıyoruz" diye gülümseyerek geldi..
Nasıl oldu bu iş dediysem de aradan neredeyse 20 küsur yıl geçti...
Ne zaman birisi, ikide-birde ’namus’tan ’şereften’ dem vurup, ben "namusluyum, ben şerefliyim... Ben.. Ben.. Ben..." derse Oraya bir soru işareti koymuşumdur...
Mutlaka bir derdi vardır...
Kendi yaptığı haksızlıklarla için ödeşiyordur....
Ya da birilerine bir şeyler duyurup ortak olmak istiyordur!...
Ya da yine yaptığı bir şeyler vardır ki, diğerlerinin yaptıklarıyla eşitlenmek istiyordur..
Ekim ayı Boğalar için çok kötü geçecek demiştim...
Başıma tam da size anlattığım gibi bir olay geldi..
Ama yine de yıllığımda 2011 bitmeden tüm gerçekler su yüzüne çıkacak demiştim...
Cezalar kesilecek..
İnşallah öyle olacak...
Evrenin yasasıyla ilgili her zaman sizler için yazılar yazarım..
’Göründüğün gibi ol. Olduğun gibi görün...’ Çünkü yasa döner dolaşır ve seni bulur...
15 bin liraya alınan ayakkabı bir başkasının bütçesiyle alındı..
O İtalyan kundura gün gelir; İş temin etmek için o kunduraları alan yapımcı ve o kunduraları Ankara’ya yollayıp mevkiini sağlamlaştıran kişi!...
Alıp, giyip ve önemli bir mevkiiden gider ayak, pabuç bile olsa insanların hakkını, haketmeyenlere peşkeş çekenin ne yazık ki o pabuç ayağında değil; kafasında paralanır..
Ey, önemli mevkiide olan sen!..
Hani elini kapıya dayadın da ’Bu şey bu ay bitiyor, bilmem anlatabiliyor muyum?’ dedin ya!!!
Ama bitmedi!...
Demek ki zorun benle idi!...
Çok namuslu ve hiç çalmayan kişi!..
Bilmem ben de sana anlatabildim mi?...
Yasemin KUTSİ