
Şayet "Bak seni gazeteci gibi değil arkadaşım, dostum gibi görüyorum" demeyi bilirsen hiç korkulmayacak hatta istediğin gibi yönlendirilecek kişidir gazeteci... Tabii mümkün olduğu kadar ilk günlerini tanıyanlardan uzak duracaksın. Star olunca tanıdığın gazeteciler, seni daha bir şey sanır. Daha saygın kişi olursun gözünde. Büyük gazetecilerin eşlerini bile tanırsın. 'Yüksel' ile bozuşmamız, kızını Taksim'de bir diskotekte sabaha karşı yönetmen Sinan Çetin ile çok samimi dans ederken gördüğümü yazmak olmuştur. Dans edenleri yazmak bile suç bu ülkede... Yüksel de içinde sakladığı intikam duygusunu gazeteci Fikret Ercan'ın oğlunun düğününde gösterdi. Beklemiş beklemiş yıllar sonra Çubuklu 29'da adeta üzerime saldırdı. Özetle Yüksel Uzel'in beni konserine davet etmesini beklemedim ama İstanbul dışında olduğum için de gidemedim. Gişeden biletimi alıp, en eski hatta ilk gazeteci arkadaşı olarak yerime oturup, her şarkıdan sonra alkışlamayı çok isterdim. Ve bu arada 35 yıl önceye gitmeyi de... Yüksel'in Cihangir yokuşunda 15 kedi ile yaşadığı o evi hatırladım. Yüksel Ankaralı idi. Meyve-sebze halinde sözü geçen bir kabzımalın (Galiba ismi Kemal idi) eşi idi. Rahmetli kemani Özer Altın'dan ders alıp geç yaşında şarkıcı olmuş. Safiye Soyman gibi... İstanbul'a gelince direk Taksim Maksim'e assolist oldu. Bir dönem de paran ile assolist olma modası vardı. Yüksel'e o günlerin en popüler demir tüccarı Gökhan Yardımcı sponsor olmuştu. Bir ay boyunca gazinoya 'şu kadar para kazandırma garantisi' verilince... Fahrettin Aslan neden 'hayır' desin ki... Yardımcı, Kağızman eşrafından ağa çocuğu. Çevresi çok genişti. Bu sayede Yüksel de kısa zamanda rahmetli Mete Has'tan, Şehmuz Tatlıcı, Abdullah Acar, Rauf Tamer, Mehmet Barlas'a dek Taksim Maksim'in ön masa müşterileri ile ahbap oldu. Çok akıllı ve sempatik kadındır. Herkesin yardımına koşar, hatta canını verir. İşte bu yüzden hep sevilen ve sözü geçen insan oldu. Şayet, bana göre insan sarrafı Semra Özal ve Erkan Özerman, Yüksel'i çok seviyorsa mutlaka bir nedeni vardır. Zaten bu özel konserine gelen Semra Özal, Abdülkadir Aksu, Sezen Aksu, Adnan Polat, Kadir İnanır, Göksel Arsoy, Faruk Tınaz, Safiye Soyman, İpek Kramer ve Funda Arar gibi toplumun farklı kilometre taşları buluşuyorsa anlayın artık. Yüksel şimdiye dek toplamda mutsuz olsa da çevresine verdikleri ve sevgi olarak ektiklerinin karşılığını görüyor demektir. Konserin açılışını yapan Demet Akbağ'ı ise saymıyorum. Çünkü bu onun görevi. Yüksel'in yardımcısı idi o yıllarda... Demet de çok vefalı kadındır. Ben Yüksel'den şimdi tek şey beklerim. Oturup hayatını yazsın. Yaptıklarını, yapamadıklarını ve yaşadıklarını... Ama Bebek Belediye Gazinosu'nun kapısında kafasına aldığı darbelerden çıksın yola. O olay da insanlık adına ibrettir. Kafası ağaçlara vurulurken değişen kaderini saniye saniye yazsın. İsviçre'ye Dr. Gazi Yaşargil'e giderken havalimanında tanıştığı melek kalpli Amerikalı'yı, Güney Afrika yıllarını kısaca her şeyi anlatsın. İnanın ders kitabı gibi okunur. İnşallah bundan sonra çok mutlu ve huzurlu bir yaşamı olur Yüksel Uzel'in... Geçen gideni çoktan unuttum, kalbim ve kollarım sonuna kadar açık Yüksel'ime...