RÖPORTAJ HABERLERİ

Oğulcan Engin: "Çölde tayt sıcak tutuyordu"

Oğulcan Engin:

Şarkıcı Seda Sayan ve eski futbolcu, yorumcu Sinan Engin’in oğlu Oğulcan Engin: "Beni ben olduğum için mi yoksa ailemden dolayı mı seviyorlar diye düşünerek büyüdüm..."

Hürriyet'ten Hakan Gence'nin röportajı...

◊ Assolist bir anne, futbolcu bir baba... Nasıl bir evdi sizinki?


- Annem ve babam ben üç yaşımdayken ayrıldı. Beni anneannem büyüttü. Onun hakkını ödeyemem.

◊ Annenizin babanızın evine gittiğinizde, o dönemin starlarını görür müydünüz?

- Hayır. Çünkü annemin evine sık gitmezdim, o anneannemin evine gelirdi, öyle görüşürdük. Babamlara da ikinci evliliğinden, kız kardeşim Elif dünyaya geldikten sonra daha sık gitmeye başladım.

◊ Zormuş...

- Yoo, bunlar benim için sorun değildi. Anne ve babamın çalışmak zorunda olduklarını, bu yüzden böyle bir karar verdiklerini biliyordum. Onlara karşı hiç kırgınlık hissetmedim. Sebebi, herhalde anneannemin bana hiç eksiklik hissettirmemesi. Annemle babamın yanımda olmak istediklerini de biliyordum. Ayrıca küçük yaştan beri futbol, kamp hayatı, milli takım, beni oyaladı. Beşiktaş’ın her kategorisinde oynadım, kaptanlık yaptım...

Baskılardan çok yoruldum

◊ Birbirlerinden boşandıktan sonra babanız bir, anneniz üç evlilik yaptı. Yeni eşleriyle aranız nasıldı? Şimdi anneniz bekâr bir kadın, ona karışır mısınız?


- Onların hayatlarına karışmak bana düşmez. Annem mutluysa, ben de mutluyum. Mesela babamın sonraki eşi, Ayşe Abla, kardeşim Elif’in annesi, o canım...

◊ Neden tutkunu olduğunuz baba mesleğine, futbola devam etmediniz?

- Avantaj gibi görünen şeyler dezavantaj olabiliyor.

◊ Ailenizin ismini mi kastediyorsunuz?

- Evet. Seda Sayan ve Sinan Engin’in oğlu olduğum için çok baskı gördüm.

◊ Nasıl bir baskı?

- Kötü oynasam ‘torpilli’ diyorlardı, iyi oynarsam takdir edilmiyordum. 16 yaşımdayken bir hocam, “Sen ne yaparsan yap bu ülkede futbolcu olamazsın” demişti. Vazgeçmedim ama baskılardan çok yoruldum.

◊ Babanız bir röportajında, “Oğulcan fakir olsa futbolu bırakmazdı” demiş...

- Hayır, sebep yaşadıklarımdı. Yaşadıklarımın nedeni de anne ve babamın ünlü olmasıydı. En güzel arabaya binmiş, yemekleri yemiş olabilirim ama futbol benim için ayrıydı. Asla takım arkadaşlarımdan farklı görülmek istemedim, onlarla aynı otobüse binerek kamplara gittim, kendime ayakkabı alıyorsam, arkadaşıma da aldım... Olmadı! Sonra 21 yaşımda Milano’ya üniversite eğitimi için gittim, bu olaylardan kopma sebebim ve kırılma noktamdı.

◊ Bu kadar ünlü bir anne-babanın oğlu olmanın meslek dışında hayata etkileri nelerdi?

- Beni ben olduğum için mi yoksa ailemden dolayı mı seviyorlar diye düşünerek büyüdüm.

Sünnetimi canlı yayınladılar

◊ Şöhret olmak sizin bilinçli tercihiniz değildi ama küçük yaştan itibaren fotoğraflarınız çekilerek büyüdünüz...


- Abi sen ne diyorsun, benim sünnetimi canlı yayınla verdiler!

◊ Nasıl?

- Türkiye Hastanesi’nde İdo’yla beraber sünnet olacaktık. Bizimle beraber maddi durumu olamayan ailelerin çocukları da sünnet edilecekti. O gün İdo olamadı, ben sünnet oldum ve bu yayınlandı. Alıştım sanırım artık. Tabii bir dönem doğru olmayan şeylerin yazılmasına üzüldüm ama duruma benden ziyade arkadaşlarım alışamıyordu. Hep onların rahatını düşündüm.

İdo’ya imreniyorum...

◊ Engincan, Zehra, İdo... Sizin camianın çocuklarıyla aranız nasıl?


- Zehra, kardeşim Elif’le birlikte elimde büyüdü. Engincan ve İdo çocukluk arkadaşım. İdo, babası gibi bir efsanenin ardından şarkıcı olmak istedi ve başardı. Ben de Beşiktaş efsanesi bir babadan sonra futbolcu olmak istedim ama yapamadım. İmreniyorum ona!

◊ Gelelim yanınızda sık sık gördüğümüz ünlü arkadaşlara. Mesela Arda Turan...

- Benim için yeri çok ayrı. Abi, arkadaş, her şey... Futbol dönemi kaynaştık. Benim yurtdışına gittiğim zaman o da oradaydı. Kötü dönemlerimizde hep birbirimizin yanında olduk. Bu hayatta ailem dışında arayıp akıl aldığım birkaç isimden biri.

◊ Şeyma Subaşı’yla da birlikte Burning Man’e katıldınız...

- Acun Abi sayesinde tanıdım. Çok da severim, yaşına yakıştığı gibi eğleniyor.

En büyük hedefim Beşiktaş’a yönetici olmak

◊ Mezuniyetinizin ardından annenizin size Cihangir’de, 12 milyon dolarlık bir bina hediye ettiği doğru mu?


- Cihangir’de bir bina var ama öyle paralara alınmadı. Ayrıca mezuniyet hediyesi falan da değildi. Bir de annemin aldığı her şey bana hediye değil mi?

◊ Peki ne okudunuz?

- Milano’da ekonomi okudum ve geçen haziranda mezun oldum. Bu İtalya’daki altıncı senem.

◊ Artık kendi paranızı kazanmak istiyor musunuz?

- En çok istediğim şey bu. Ufak ufak çalışmaya başladım bile, bu yıl benim için girişimcilik yılı olacak. Modayla aram iyidir. İlk olarak kendi markamı kurdum: ‘No Smokin’. Kadın ve erkek için günlük ve şık kıyafetler var. Bir de Cihangir’de herkesin bildiği bir mekân vardır, şimdi adını söylemeyeyim, kiracılarımız çıkacaklar. Oraya İtalya’dakiler gibi bir restoran açmayı düşünüyorum.

◊ Mekânlardan konu açılmışken, eski Şamdan’ın mülkü de size ait. Mehmet Tuna’yı oradan çıkardığınız için çok eleştirildiniz...

- Ailenin banka hesapları, kredi kartı ekstreleri, kira gelirleri... Kısaca bütün hesapları bendedir. Tabii karar aşamasında anneme sorarım. Allah rahmet eylesin, Mehmet Abi’yi çok severdim. Ama aslında olay basitti, kiracıyla anlaşamadık, davaya taşındı ve biz haklı bulunduk. Annem sonradan çıkan haberlere çok üzüldü ama olaylarla ilgilenen ve imzaları atan bendim. Yanlış bir karar verdiğimizi de düşünmüyorum; çünkü yargı o kararı verdi.

◊ Peki babanızın izinden gidecek misiniz, Beşiktaş’la ilgili planlarınız var mı?

- En büyük hedefim Beşiktaş’a yönetici olmak. 10 yaşımdan beri Beşiktaş altyapısında bulunduğum için oradaki çocukların maddi-manevi sıkıntılarını biliyorum. Hem onlara destek olmak hem de Beşiktaş’a hizmet vermek için yönetimde bulunmak istiyorum. Zaten Fikret Başkan’la ve yönetimle kardeş gibiyiz.

Sadece dişlerimi yaptırdım

◊ Kızlar soyadınıza mı yoksa size mi gelir?


- İtalya’da ben olduğum için geldiklerine emindim. Burada illa soyadımın etkisi oluyordur ama sırf onun için olduğunu da zannetmiyorum.

◊ Anneniz bir dönem evlilik programı yapıyordu. Sizi evlendirmeye niyeti var mı?

- Eskiden “Beni bu yaşta anneanne mi yapacaksın” derdi. Son zamanlarda babam da annem de, “Evlen, bir çocuğun olsun” diyor.

◊ Nasıl kadınlar ilginizi çeker?

- Hayatımda biri var ama tanıdığınız biri değil. Zeki kadınlar ilgimi çekiyor. Güzellikten daha çok kendini fark ettiren, havalı, ışığı olan kızları beğenirim.

◊ İnternette adınızı arayınca çıkan fotoğraflarınızdan da daha yakışıklısınız, estetik mi yaptırdınız?

- Yok, sadece dişlerimi yaptırdım, o da ortodontik bir tedaviydi.

Çölde tayt sıcak tutuyordu

◊ Geçen hafta ABD, Black Rock Çölü’nde düzenlenen ‘Burning Man Festivali’ne katıldınız. Ve taytlı fotoğraflarınızla gündem oldunuz...


- Bu festivale ikinci gidişimdi ama bu sene göze battım. Rahatsızlık duymadım, bence giydiğim şeyde bir sorun yoktu. Belki rengi insanları rahatsız etti ama bence onda da sorun olacak bir şey yoktu. Ben kendimi biliyorum, etrafımdakiler beni biliyor, bu yeterli.

◊ Neden tayt giydiniz?

- Öncelikle çöl iklimi olduğu için... Sabahları orası çok sıcak, akşamları inanılmaz soğuk. Her şey açık havada yaşanıyor. Tayt da sıcak tutuyordu.

◊ Burada giyer misiniz?

- Dört senedir boks yapıyorum, o sırada da giyiyorum. Bunların hepsi erkekler için hazırlanmış tasarımlar. Burada giyemeyeceğim bir şeyi neden orada giyeyim? Burada o kalitede festival yapsınlar konuşalım... Ben oraya kendimi bozmaya falan gitmiyorum ki.

◊ Peki, giydiğiniz kürke gelelim...

- Eski kız arkadaşımla beraber festivale gidecektik, alışveriş yaparken bir kürk gördük, beğendik ve aynı olmak için ikimize de aldık. Ama festivale kadar ayrıldık ve kürkü ben giydim (gülüyor).

◊ Anneniz sizi öven bir paylaşım yaptı. Peki babanız ne dedi?

- Bir şey demediler. Zaten onlar beni biliyor!

Anne-babası ne diyor?

Seda Sayan: Oğulcan çok vicdanlı ama çok da inatçıdır, zorla bir şey yaptıramazsınız. Çok zekidir, Allah’ım herkese böyle bir evlat nasip etsin. Artık her şeyin kontrolü Oğulcan'da, tüm hesaplar yani aklınıza gelecek her şeyden o sorumlu. Ben oğlumdan harçlık alıyorum. Size bir anımızı da anlatayım: Bir gün Bursa'da röportaj yapıyorduk. Oğulcan üç yaşındaydı. Röportaj yaparken gazeteci arkadaşımız mikrofonu uzattığında onu yanlış anladı, bana zarar veriyor zannetti. Adama yumruk attı. Şok olmuştuk. Allah’tan adam ona hak verdi. Başlığı 'Oğulcan'dan yumruk yedi' diye vermişlerdi.

Sinan Engin: Oğulcan adam gibi adamdır. İyi kalplidir. Her yerde çok sevilir. Ömrünün önemli bölümünü Avrupa'da geçirdiği için tam öyle bir kafası var. Oğlum diye demiyorum, çok zeki, akıllı ve mütevazıdır.
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi