
Televizyon dizileri son 10 yıldır Türk seyircisini, hatta Ortadoğu’yu ekran başına kitledi. Bu dizilerin birçoğunda töre, kadının kaderi gibi Türkiye’nin henüz çözemediği meseleler masaya yatırıldı. Ancak kamera marifetiyle de ne yazık ki bir sonuca varılamadı. Star Televizyonu’nda yayınlanan bu dizi, yani ’Anneler ve Kızları’ bunu başaracak gibi...
- ’Anneler ve Kızları’ kadınlar üzerine kurulu bir hikaye... Gerisini sizden dinleyelim.
Ozan Çobanoğlu: Klasik gibi görünse de sert bir hikayesi var.
Feride Çetin: Tamamen bir kadın hikayesi. İstanbul’da yaşayan Defne ve Malatya’da yaşayan Gülizar’ın kocası aynı gün ölüyor. O gece aşiretten karar çıkıyor ve Gülizar kayınbiraderi Ömer’le evlendiriliyor. Gülizar da İstanbul’a kaçıyor. Ömer ölümle tehdit edilerek Gülizar’ın peşinden İstanbul’a gönderiliyor. Defne’nin peşinde kayınpederi var. İki kadının hayatı kesişiyor ve birlikte zorluklara göğüs geriyorlar.
- Ömer nasıl biri?
O.Ç: Dizimizde ezilen erkekler de var. Zaten Ömer de kadınlara benzer bir kader yaşıyor. O da törenin ve feodalizmin kurbanı aslında. Bazı gerçeklerle yüzleşiyor. Töreyi, kendini, ailesini sorgulamaya başlıyor. Ömer üzerinden biz törenin erkeğe ne yaptığını görüyoruz.
F.Ç: Son zamanlarda entrikası bol hikayeler anlatılmaya başlandı. Biz ’Kadın kadının kurdudur, entrikalarla birbirlerinin hayatını cehenneme çevirir’i anlatmayacağız.
- Aşk ve Ceza’da da töre kurbanı bir kadını oynuyordun, Gülizar nasıl biri?
F.Ç: Aşk ve Ceza’daki kız sürekli ağlıyordu. Güçsüzdü ve töreye mahkumdu. Töre ne dediyse onu yaptı. Gülizar’ın içinden bazen öyle bir kadın çıkıyor ki, sanki dağları deviriyor. Kadın başına öyle şeyler yapıyor ki ’Artık bu kadar da olmaz’ dedirtiyor. Çok güçlü bir kadın Gülizar.
KADINLAR GÜÇ KAZANDIKÇA ERKEKLER ’GEY’LİĞE YÖNELİYOR
- Bir erkek olarak neden bu kadar çok kadınlardan korkulduğunu söyler misin?
O.Ç: İki ayrı cins kadın ve erkek. Birbirlerine hiç benzemiyor. Erkek her şeye daha düz ve yüzeysel, kadınsa daha içsel bakıyor. Erkek, kadının gücünden korkuyor.
- ’Ne kadar elimde tutabilirim’ diye korkuyor...
O.Ç: Hayır, güçlü olursa aldatıp üzemeyecek. Yalnız bıraksa da kadın ona muhtaç kalmayacak. Onu ezse de kadın ’Sen bilirsin’ deyip kendi yoluna bakacak. Erkek bunu çok istemiyor. Erkek hep kadının üzerinde bir güç olmak istiyor. Bu da erkek genetiğiyle ilgili bir durum. Kadına özgürlük olsun tabii ki.
- ’Erkek genetiği’ söylemi de erkeklerin uydurması...
F.Ç: Amerikalı bir sosyolog ’Erkekler kadınları ezmek için modayı ve kültürü icat etti’ diyor ki bu fikri çok seviyorum.
O.Ç: Kadın erkekten üstün olmalıdır gibi bir düşüncemiz de yok. Yanlış anlaşılmasın.
- Zaten Feride’yle daha önce yaptığımız röportajda ’Kadınlar erkekten bir adım geri durmalı’ demişti. Demek aynı şekilde düşünüyorsunuz...
O.Ç: Kadın ve erkek dengesi kurulmalı. Erkek de gerektiğinde bir adım geride kalacak, kadın da. İkisi de kendi sınırlarını çok iyi bilecek. Ancak bu şekilde mutlu ve huzurlu bir dünya olacağı kanaatindeyim. İnsanın olduğu her yerde kadın erkek ayrımı var.
F.Ç: Hala aynı düşüncedeyim. ’Kadınlar güç kazandıkça erkekler de geyliğe yöneliyor’ deniyor. Bunun bir gerçeklik payı var. Ne yazık ki bu rol dağılımını modern toplumda çok iyi beceremiyoruz.
O.Ç: Herkes kendi görevini ve sorumluluğunu bilecek ve üretecek. Bir ilişkinin hatta aşkın bile devamlılığını sağlaması için üretmek şart. Hayranlık ömür boyu devam edemez ki.
- Mesleğe başlarken ne hayal ediyordunuz? Mesela lüks evler, pahalı arabalar...
O.Ç: Garip gelecek belki ama hayatımı geçindirmek için dizi yapıyorum. Diziden kazandığım parayla gezip tozmak ya da pahalı araba almak gibi bir derdim yok. Daha önce çalıştığım projeden kazandığımla kendi filmim ’Paramparça’yı yaptım. Bir de üzerine borç ödedim. Bundan sonraki hayalim de yine kendi filmimi yapmak olacak. Çok lüks bir araba alma hayalim yok.
F.Ç: Hala ikimiz de güzel evlerde oturmuyoruz. Böyle olsaydı herhalde bizi farklı yerlerde görür ve farklı bir şekilde tanırdın.
- Hırslarınız var mı?
F.Ç: Ben sadece mesleğime karşı değil, hayata karşı da çok açım. Hayatta tutkulu olmak ve bir sürü şeye aşkla bağlı olmak lazım. Başka niçin yaşar ki insan? Hırslı mıyım, değilim. Çocukluğumda hırslı olduğum bir dönem vardı. Okul birincisi olmak isterdim. Birçok kez de olmuştum. Ama o kadar çok şey kaybettiğimi fark ettim ki.
O.Ç: Ben bir de kısmete inanırım. Kısmetimse elimden geleni yaparım, kısmetim değilse de olmaz zaten.
F.Ç: Hayal ettiğimiz işleri yapıyoruz. Öyle olmasaydı, her gün bir yerimiz eksik kalırdı.
O.Ç: Ben mutsuz olurdum.
F.Ç: Ben de mutsuz olurdum. Bir de bu işin okulunu okuduk. Hala okuyorum. İnsan bu kadar emek sarf ettiği bir şeyi yapmak istiyor.
Yakışıklılık oyunculuk için yeterli değil!
- Yakışıklı erkek ya da güzel kadın ne kadar var olur sizce oyunculukta?
F.Ç: Bunlar da olacaktır ama insanlar artık oyunculuk izlemeyi sever oldu.
O.Ç: Bence olmamalı. Yakışıklı olmak yetmez. Oyunculuğu meslek olarak gören insanlar oyunculuk yapmalı. O diziden diğerine atlarım, biraz da buradan kazanıp ticarete atılırım gibi planları olanın oyunculuk yapmasını istemem.
- Oyunculuk için böyle söylüyorsun ama sevgili olmaya gelince güzel kadınları arıyorsunuz...
F.Ç: (Gülüyor)... Ben de yakışıklı sevgilim olsun isterim.
O.Ç: Ama herkes güzel doktora değil, iyi doktora gidiyor.
Başrol oynamak gibi derdim yok
- İki Genç Kız’dan sonra neden fazla başrolde göremedik seni? Teklif mi gelmedi yoksa sen mi projeleri beğenmedin?
Feride Çetin: Bir işte kıç ya da güverte rol yok bence. İki dakikalık rolde oynarsın ve o iki dakika insanların hafızasına öyle bir kazınır ki hiç unutulmazsın. Hiç böyle derdim olmadı açıkçası. Daha önce oynadığım dizilerde başrol de oynadım, yan rolde de.
Oyuncular özel hayatlarıyla gündeme gelmesin
- Özel hayat desem ne dersiniz?
F.Ç: Oyuncular özel hayatlarıyla gündemde olmasın derim. Yoksa seyirci nasıl inanacak oynadığınız karaktere. İnsanlar artık beğenmediğinde olmamış diye yazıyor. Niye? Çünkü her gün onu sevgilisiyle görüyor.
O.Ç: Sonra o adam geliyor çöpçüyü oynuyor bir filmde. Kimse inanmıyor.
- Kaçak göçek yaşanan bir hayat sıkıcı gelmiyor mu size?
F.Ç: Ama bizi yazmıyorlar işte. Biz de sürekli sokaktayız. Bizi niye yazmıyorlar çünkü mesleğe böyle haberlerle çıkmadık.
O.Ç: Biz zaten böyle bir şeyi hiç istemiyoruz ki. On yedi yıldır oyunculuk yapıyorum, devlet tiyatrosu sanatçıyım, konservatuar mezunuyum ama kimse beni özel hayatımla tanımaz. Kimse kameraları üzerime çevirmiyor. Bizden bir şey çıkmayacağını biliyorlar.
Sibel Ateş Yengin
