Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Bir 12 Eylül komedisi: 'Bu Son Olsun'

Orçun Benli: "12 eylül dönemi trajik bir dönem evet ama mizah en büyük trajedilerden çıkar. Chaplin'in Great Dictator filminde Hitler'den çıkardığı gibi"

Bir 12 Eylül komedisi:  Bu Son Olsun



Yönetmenliğini Orçun Benli’nin yaptığı, senaryosunu Orçun Benli ve Şükrü Üçpınar’ın yazdığı, görüntü yönetmenliğini Vedat Özdemir’in üstlendiği, müziklerini ise Cahit berkay’ın yaptığı ’Bu Son Olsun’ filminin senaryosu alışılagelmiş dramatik 12 Eylül filmlerinden farklı öyküsüyle 2012’nin iddialı yapımları arasına girmeye aday gösteriliyor. Filmin çekimleri, darbeye ithafen 12 Eylül’de başlatıldı ve bir ayda tamamlandı. ’Bu Son Olsun’ adlı film, 12 Eylül’ün komik yüzünü 6 Ocak 2012 tarihinde Özen Film dağıtımı ile vizyonda gösterecek.

Filmde Mustafa Uzunyılmaz, Mustafa Üstündağ, Ferit Kaya, Volga Sorgu ve Ufuk Bayraktar beş evsiz arkadaşı canlandırırken,  Engin Altan Düzyatan, Deniz Uğur, Hazal Kaya ve Sevinç Erbulak gibi oyuncular da eşlik ediyor.

Başarılı yönetmen Orçun Benli’ye Çekimler tamamlandıkdan sonra neler hissettiğini sordum. Ünlü yönetmen;

"Ne zaman bittiğini anlamadım. Heyecan verici elbette çünkü bir senaryo yazıyorsunuz bir hikaye anlatıyorsunuz karakterler yaratıyorsunuz ve koca bir ekip sizin bu hayalinizi reelize edebilmeniz için çalışıyor. Bütün ekip ile beraber tek derdimiz insanlara samimi bir hikaye anlatabilmekti. 12 eylül dönemi trajik bir dönem evet ama mizah en büyük trajedilerden çıkar. Chaplin’in Great Dictator filminde Hitler’den çıkardıgı gibi" benzetmesini yaptı.

Filmin en ilginç sahnelerini sorduğumda;

Genelde çekimlerin eğlenceli geçtiğini, çok iyi bir teknik ekip ve oyuncu kadrosuyla çalıştığını belirten Orçun Benli; "Cezaevi avlusunda kar yağdırılmıştı o çekimler ilginç geçti. Ayrıca Beyazıt Meydanı’nı kapattığımız sahnede ilginç bir deneyim oldu" dedi.

Yaşar (Mustafa Uzunyılmaz), Apo (Orhan Ekşin), Kovboy Ali (Ferit Kaya), Cevat (Volga Sorgu) ve Ertuğrul (Ufuk Bayraktar) kendilerini balat semtini mesken tutmuş beş evsizdir. Hayattaki tek gayeleri, karınlarını doyurmak ve en büyük tutkuları olan şaraptan bir gün bile olsun ayrı kalmamaktır. Günübirlik yaşayan bu beş kişi, gayelerine ulaşabilmek için zamanın fırtınalı politik atmosferinden dahi faydalanmasını bilir. Onlarla aynı mahallede yaşayan ve sol gruplardan birine üye olan Sinan (Engin Altan Düzyatan) ile Lale (Hazal Kaya) arasındaki aşk da hikayemizin başka bir böiümünü oluşturur.  Sokaklarda başlayan hikayemiz bir dizi yanlışlıklar komedisi sonucu evsiz karakterlerimizin kendilerini siyasi mahkumlarla birlikte aynı cezaevinde bulmasıyla devam eder.

YÖNETMEN GÖRÜŞÜ

Albert Camus’un “birisinin cenneti bir başkasının cehennemidir” sözü üzerinden önermede bulunan “Bu Son Olsun” isimli uzun metraj sinema filmi projesi, evsiz, sokaklarda yaşam mücadelesi veren beş insanın 12 Eylül Askeri Müdahalesi sonucu ilan edilen sokağa çıkma yasağı karşısında düştükleri durumu anlatır.
 
Kahramanlarımızdan dördünün peşi sıra yaşanan bir dizi yanlışlıklar komedisi sonucu yakalanıp cezaevine düşmeleri hayat içindeki konumlarını değiştirir. Hayatlarının büyük bölümünü sokaklarda geçiren bu dört kişi, belki de yıllar sonra ilk defa çatısı ve dört duvarı olan bir mekâna sahip olmuşlardır.  Onlar için cezaevinin berbat yemekleri bir ziyafet, rahatsız ranzaları ise kuş tüyünden yataklar gibidir. İçine düşen herkes için cehennem sayılabilecek 12 Eylül zindanları Yaşar ve arkadaşları için adeta bir cennettir. Orayı bu denli rahat hale getirmelerinde özellikle Yaşar’ın yıllar boyu sokaklarda edindiği tecrübenin ve kurnazlığının da etkisi büyüktür.
 
Projenin yer yer grotesk nüveler de taşıyan bir kara komedi olması bize, darbecilerin düştükleri gülünç durumları anlatma ve yaşanan sancılı süreci bize mizahın sağladığı güçle eleştirme şansını tanıyor.  Hatta senaryoda geçen ve birçok insan tarafından dramatik anlamda dahi abartılı bulunabilecek bazı olayların gerçek hayatta vuku bulmuş olması tür seçimindeki tercihimizin doğruluğuna ispat niteliğindedir. Projenin bir diğer önemli noktası ise süreci ideolojik saflardan değil, yaşamın zorluklarıyla mücadele eden pragmatist insanların gözünden anlatmasıdır.
 
Filmdeki ana dramatik aksiyonu tetikleyen unsur ise filmdeki en gülünç sahneleri oluşturmakla birlikte belki de en trajik unsurdur. Kara komedi türü bakımından önemli bir yere sahip olan Godot’u Beklerken’de olduğu gibi kahramanlarımız bir Godot beklemektedir. İhtilalden sonra bir ev sahibi olacakları ümidi onları farkında olmadıkları bir dünyaya sokacak ve dönüşümlerini sağlayacaktır. Normal şartlarda hiçbir insanın peşinden gitmeyeceği böylesi bir ümidin arkasından koşmalarının nedeni çaresizlikleridir. Bu hayale inanmaktan başka çareleri yoktur. Çünkü sert doğa şartlarına karşı barınma ihtiyacı binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca devam etmiştir. Önceleri mağaralara sığınan insanoğlu zamanla çadır ve benzeri barınma yöntemlerine başvurmuştur. Modern insan ise günümüzde yaşadığımız evleri ve apartman dairelerini inşa etmiştir. Kahramanlarımızın böylesi basit bir arzu için olmayacak bir hayalin peşinde koşmaları oldukça trajik bir durumdur.
 
Beş evsiz karakterin proje içinde konumlanması aslında Türkiye’nin mozaiğini ve darbe sürecindeki durumunu özetlemektedir. Yaşar Bodrumlu orta sınıf bir aileden gelen, hayata karşı sözü olan bir karakterdir. Kovboy Ali aktör olma düşüyle İstanbul’a gelmiş Adanalı yoksul bir ailenin çocuğudur. Apo babasını hiç tanımamış, sürekli ötekileştirilmiş bir Çingenedir. Apo’nun agresif tavırlarının altında belki de doğduğundan beri toplum tarafından itilip kakılması, ötekileştirilmesi yatmaktadır. Cevat ise hikâyesini kimsenin bilmediği, zekâ geriliği olan dilsiz bir karakterdir. 12 Eylül gibi bir süreçte doğulu karakteri dilsiz yapmamızın altında o dönem resmi kayıtlarca “tanımlanamayan bir dil” konuşmasından kaynaklıdır. Ertuğrul ise diğerlerinden ayrılır. Çalışacak durumu olmasına rağmen bunun yerine kolay yoldan para kazanmayı kendine gaye edinmiş bir karakterdir.
 
Cezaevi yönetimindekilerin iktidara olan tutkuları ve kavgaları ise mizahi bir dille ele alınmakta, tarihi şahsiyetlere göndermelerde bulundurmaktadır.
 
Bir 12 Eylül projesinde güldürü ve eğlence dozunun bu kadar yüksek olmasında güdülen amaç sürecin acısını seyirciye daha güçlü bir şekilde geçirmektir. Kierkegaard’in “en derin ciddiyet, kendisini ironi aracılığıyla ifade etmek zorundadır” sözünden yola çıkarsak böylesi ciddi bir süreç ancak mizah aracılığıyla anlatılabilirdi. Bu nedenle bir 12 Eylül sinema filmi yazarken şiddetin pornografisi yerine mizaha başvurduk.
 
Tarih boyunca bu dünya birileri için cennet iken bir başka çoğunluk için cehenneme dönmüştür. “Bu Son Olsun” filmi bu duruma bir karşı duruştur.

Dilek ÇİMEN / Londra




16.12.11 09:45

2 kişi 5 puan verdi
3191 kez okundu

2 Yorum
ferah türk
16.12.2011 21:12
herkes laylay lom fılm yaparken ıkı genc adam uykuda olan gençlıge,topluma göndermeler yapıyor.umarım hak ettıgı yerı bulur.başarlar dılıyorum.
cimcime
16.12.2011 10:35
içinde bulunduğu ortamda huysuzluk çıkarmakta bir numara olan ama yine aynı ortamı kah tavırları, kah söyledikleriyle gülmekten kırıp geçiren patavatsız bir adam...

İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer