
- 'Yıllar Sonra'nın konusunu dinleyelim mi sizden?
Çok mutlu, her şeye sahip gibi görünen bir ailenin aslında bu değerlere sahip olamadıklarının hikayesi. Hayatta ne kadar plan yaparsak yapalım bazen beklemediğimiz şeyler yaşarız. İşte biz de ilk bölümden itibaren insanların farklılaşan hayatlarının hikayesini anlatıyoruz. Yani hiçbir şey göründüğü gibi mükemmel değil.
- Oynadığınız karakterin nasıl bir hikayesi var?
Bugüne kadar oynadıklarımdan farklı; sert ve duygularından uzaklaşmış, idealist ve iş odaklı yaşayan biri. Öncekiler gibi duygularıyla hareket eden biri değil acımasız birini oynuyorum. Üstelik adı Zeynep de değil (gülüyor)... Bu sefer huyu da suyu da ismi de farklı. Daha önce kurmadığım cümleleri kurduran, yapmadığım şeyleri yaptıran bir karakter. Bu yüzden zevk alıyorum.
- Hikayenin en çok hangi yönü yüreğinize dokundu?
Bu sefer açıkçası ters işledi, önce Erler Film'le bir güven bağım oluştu. Daha önce de birkaç kere bir araya gelmiştik ama kısmet olmamıştı. Öncelikle bu firmayla ilerlemek istedim. Sonra ortaya çıkan bu proje ve projedeki bana en uygun rol olması beni çekti. Böylesi de güzel oldu.
- Aşk ve entrika mı olacak yine?
Aşksız, entrikasız olmaz. Hayatta ne varsa bu dizide de olacak. Gerçek hayatta da aşk da var, sadakat de... Drama yapıyorsanız zaten bu iki kavram olmak zorunda.
- Günlerce, saatlerce, kar kış demeden çok yoğun çalışıyorsunuz, peki, ne olunca bu
yorgunluk unutuluyor ve 'Oh be değdi' dedirtiyor size?
Oh be değdi dedirten herhalde sokaktaki insanlardan duyduğum güzel sözler. Bana en samimi gelen izleyicinin duyguları. Senin bile dikkat etmediğini görüyorlar. Bir de tabii projenin başarılı olması.
- Dizinin adından yola çıkarsak yıllar sonra nasıl bir hayatın hayalini kuruyorsunuz?
Yaşım ilerledikçe yıllar sonra da hiçbir şeyin değişmeyeceğini aslında sadece kağıt üzerinde yaşımın büyüdüğünü görüyorum. Yıllar sonra da hiçbir şeyin değişmesini istemem. Yine sevdiğim işi yapmayı, sevdiğim insanla olmayı, sağlımın iyi olmasını isterim. Belki bir de çocuk eklenir. Sevdiklerimle sevdiğim yerlerde olmak yeter bana. Bunun dışında bir beklentim yok. Sevdiğim işlerin listeye eklenmesini isterim. Yirmi yıl sonra da sizinle yine böyle oturup hoş sohbetler etmeyi isterim.
- Bir yıl önceki söyleşimizde 'Hayat mutlaka bir şeyler öğreterek devam ediyor' demiştiniz...
Sözümün arkasındayım (kahkahalar)...
- Peki, bu son bir yılda hangi deneyimleri kattınız hayatınıza?
Öğrenmeden yaşamak güzel olmazdı herhalde. İnşallah hep güzel şeyler öğreniriz. Son bir yılda çok büyük değişiklikler oldu hayatımda. Evim değişti, evlendim, hayatta tanımadığım birçok insanla tanıştım. Yeni bir ailem oldu. Başta söylediğime geliyoruz işte, istediğin kadar planla sonuçta hayatın bir akışı var. İnsanın planladığı her şey çok saçma çünkü bizim dışımızda da gelişen, kurulan, yazılan, işleyen bir düzen var. Hayata da biraz saygı duymak lazım. Su akar yolunu bulur. Hayat öğretmeye devam ediyor. Gerçekten bırakmak lazım ki ne olacaksa olsun.
- 'Şimdiki aklım olsa bir daha yapmam' dediğiniz neler var?
Hiçbir şeye takmamak, olumsuzlukları kurmamak lazım. Bunca yıl hiçbir şey bilmediğimi öğrendim. Otuz, altmış, yetmiş yıl aslında çok kısa ve nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. İyi hissedeyim, iyi yaşamaya çalışayım yeter.
- Peki, kendinizi iyi hissetmek için neler yaparsınız? Kötü düşünceleri bir çırpıda atabilir misiniz kafanızdan?
Genelde dikkatimi dağıtmaya çalışıyorum. Olayların başka tarafından bakmaya çalışıyorum. Olumsuz tarafa bakarak hayat gitmiyor, bana iyi gelen neyse onu yapıyorum. Televizyona bakmak, dışarı çıkıp yürümek, o an sana iyi gelebilecek bir arkadaşı aramak belki kendine bir kahve yapmak... Basit şeyler aslında.
- Sizi ne mutlu eder?
Basit şeylerle mutlu olabiliyorum. Güneş açsa 'Yaşasın güneş açtı' diyorum. Zaten güneş olduğu sürece ben hiç bunalıma girip de mutsuz olmam. Kış ayları benim için daha zor.
- Ne olursa hemen üzülürsünüz?
En çok anlaşılamamak beni üzer. Benim de hatam var. Çünkü kendimi anlatmadan karşımdakinin beni anlamasını isterim. İstemeyi de sevmeyen biriyim. Ben hep karşımdakini anlamaya çalışırım, empati duygum yüksek. Aslında söylemek, istemek, daha çok konuşmak lazım. Söylemek istediklerimi söylemiyorum.
Yaşamak en büyük hediye
- Hayatın size verdiği en büyük hediyeyi buldunuz mu?
Yaşamak zaten en büyük hediye. Her saniye 'Ne güzel evime geldim, ne güzel kahve içiyorum şu an, ne güzel böyle bir şehirde yaşıyorum' diyorum. Hep şükrederim. Şükrettikçe de daha sakin biri oluyorum ve karşıma çıkan olumsuzluklarla daha kolay başa çıkabiliyorum. Çünkü başıma gelen her kötü şeyin bir sebebi olduğuna inanıyorum.
- Ne olursa olsun başımıza gelen o kötü şeyler de geldiği gibi gidiyor...
Bilmem kaç yıl önce yaşadığın kötü bir olayın aslında ne kadar iyi olduğunu görebiliyorsun ve 'İyi ki böyle olmuş' diyorsun. İyi ki o uçağı kaçırmışım, iyi ki o işi kabul etmemişim gibi...
İzlediklerimle oynuyorum
- Tarık Tarcan, Kenan Kalav, Aydan Şener'le çalışmak nasıl bir duygu?
Bu işin en büyük mutluluklarından biri de bu. Bir dönem televizyonda izlediğin insanlarla bir gün karşılaşmak, aynı sohbetin içinde yer almak ve isimlerinizin yan yana yazılması çok güzel. Kenan Ağabey, hiç beklemediğim kadar duygusal, esprili ve çok eğlenceli biri. Hayatımda görüşmek isteyeceğim insanlardan. Onun yanında kendimi çok mutlu hissettim Tarık Ağabey'le henüz sahnelerimiz olmadı. O da Bursalı. Aydan Abla'da benim gibi 1 Mart doğumlu. İkimiz de Balık burcuyuz. Birbirimizi tanımadan önce onun kızı Google'dan burcuma bakmış ki ben de Aydan Abla'nın burcuna bakmıştım. İkimiz de Bursalıyız. Çok güzel dostluklar kuruldu.
KAVGA EDEBİLİRİM AMA SABRETMEYİ SEÇİYORUM
- En ufak bir meselede her şeyi dert eder misiniz yoksa hayat bu değmez deyip yolunuza mı bakarsınız?
İkisi de değil aslında. Çok da umursamamaya çalışıyorum ama bir yandan hiç de takmıyor değilim. Kötü şeylere kafayı taksam da hemen o durumdan çıkıp çözmeye çalışıyorum. Neyse o dert olan şeyler onunla sürüklenmiyor ve benimle yaşamasına izin vermiyorum. Nasıl çözebilirim, hemen ne yapabilirim diye bakmak en iyi yol, durup dertlenmektense. Çözüme giden her yola da açığım.
- Kızgınlığınızı kolay kolay belli eder misiniz?
Çok zor. Kızgınlığımı göstermem benim son noktamdır. Çok sabrederim ve çok biriktiririm. Aslında bu da yanlış. Kızdığınız her neyse onu söylemek en güzeli. Genelde bu yolu seçmiyorum. Sabır çok güçlü bir duygu, ben de sabrımı kullanıyorum.
- Neden peki, 'beni kırdın, üzdün' diyemiyorsunuz, karşınızdakini utandırmaktan mı çekiniyorsunuz?
Çözüme giden yollara bakınca sabırlı olduğumu biliyorum, o zaman ben de sabırlı davranıyorum. Kavga edebilirim, sinirlenebilirim, konuşabilirim ama ben sabretmeyi seçiyorum.
- Bir gün dökülseniz kim bilir sizden neler çıkar...
Genelde o döküldüğüm günlerden sonra insanlarla ilişkim kopuyor (gülüyor)...
- Sonunda en kötüsü siz olursunuz bir de 'Yıllarca içinde kin biriktirmiş' derler...
Öyle oluyor. Ben 'Beni yıllarca anlamadı' diyorum, karşı taraf da 'Bunca yıl seni üzmüşüm, kırmışım, sabretmişsin' diye bakmıyor. 'Şuna bak, ne oldu şimdi' diyor.
- Bu hayatta sizi en çok ne şaşırtır?
Artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Çünkü her şey çok hızlı bir değişim içinde ve hayat hızla akıyor. Her gün zaten o kadar çok şaşırıyor ve bu insan bunu nasıl yapabilir, bu ülkede nasıl böyle şeyler olabilir diyoruz ki...
Sibel Ateş Yengin
