
İlk kez bir markanın imaj çekimi için poz verdiğiniz doğru mu?
Aslında buna bir markanın imaj çekimi demek doğru olmaz. İlk kez bir moda tasarımcısının, daha doğrusu bir moda markasının imaj çekimi için poz verdim. Çok teklif almama rağmen daha önce herhangi bir moda tasarımcısı veya tekstil markası ile bu tarz bir çalışmam olmadı. Erol Albayrak, Türkiye’nin uluslararası alandaki önemli tasarımcılarından biri. Ayrıca çalışmalarını büyük bir saygı ve hayranlıkla takip ediyorum. Kendi kişisel markam ile doğru örtüştüğünü düşündüğüm için teklifi hemen kabul ettim.
ÇOK ETKİLENDİM
Çekim için nasıl ikna oldunuz?
Aslında ikna süreci yaşamadım. Bu teklif, açıkçası benim için de sürpriz oldu diyebilirim. Erol’un daha önce kazanmış olduğu bir sürü dünya birinciliği ödülü var. Sanat veya spor... Bu tarz başarılar her zaman yakalanmıyor. Hepimiz bu ülkeye hizmet etmeye ve ülkemizi temsil etmeye çalışıyoruz. Bu işe sanatçı ve sporcu işbirliği dedim ve dolayısıyla teklifi seve seve kabul ettim.
Erol Albayrak’ı anlatsanız...
Erol son derece içten, samimi, bulunduğu noktaya göre son derece mütevazı ve bana göre çok duygusal bir kişiliğe sahip. Sanırım tasarım gücü ve başarısı bu özelliklerinden geliyor. Erol’dan 2002 yılında, Miss Universe Güzellik Yarışması için bir gece kıyafeti istemiştim. İnanır mısınız bilmiyorum ama yaklaşık üç gün gibi kısa bir süre içinde, o gece hayatımda giydiğim en güzel gece kıyafetini tasarladı. Kendime müthiş bir özgüven duyarak yarıştım. O güveni bana sağlayan Erol Albayrak için sizin vasıtanızla tekrar çok teşekkür ederim.
Koleksiyonu nasıl buldunuz?
Hem tasarım anlamında, hem fikir ve renk uyumu bakımından çok etkilendim. Belki benim de denizle bu kadar iç içe yaşamamdan kaynaklanıyordur.
ÇOK ZOR BİR ÇEKİM OLDU İKİ GÜNDE TAMAMLADIK
Bir su insanı olarak ’Splash’ koleksiyonu ile aranızda bir paralellik kurabildiniz mi?
Tabii ki. Özellikle renkleri görünce bu renklerin insanı olduğumu tekrar fark ettim... Denizle iç içe yaşayan insanlar bunu iyi bilirler. Bir gün bakarsınız çarşaf gibidir, içine çeker insanı ve alır götürür, huzur duyarsınız; ertesi gün daha da hırçın olur, dalgalanır, baktığınızda ruhunuzun da kabardığını hissedersiniz. Erol’un koleksiyonu da bu Her elbise değiştirdiğimde birçok farklı duygu hissettim. Mesela inci organze elbise gerek kupları, gerekse renk olarak bana müthiş bir huzur verdi. Kayalıklardaki mavi elbisede çok duygulandım. Aslında naif bir renk olan mercan ipek takımda kendimi sert ve keskin hissettim.
Çekimler nasıl geçti, zorlandığınız anlar oldu mu?
Bazı karelerde çok zorlandık ve komik kazalarımız oldu. Noyan’ın şemsiyeyi tutarken düşmesi, board’un üzerindeyken Erol’la göz göze gelip gülme krizine girmemiz... Hatırladığım kareler. Zor bir çekim olduğu için iki günde tamamladık.
Klasik bir soru... Sörf yapmak mı daha zor yoksa kamera karsısında mankenlik yapmak mi?
Her ikisi de deneyim ve tecrübeyle ilgili... Benim için kamera karşısına geçmek daha zor hissi uyandırdı bende... Tabii ki...