
* Cuma akşamı Hayal Bistro’daki konseriniz için nasıl bir repertuar hazırladınız?
Benim, Turgay Yakut’un ve Cüneyt Ulumar’ın şarkılarından oluşan bir repertuar hazırladık. Paketi henüz açılmamış şarkılar bunlar... Bir anlamda yeni besteler görücüye çıkıyor. Dinleyicilerin duydukları tek şarkı herhalde ‘Yani’dir. Dört kişi çıkacağız sahneye: Süleyman Eker, Turgay Yakut, Ayten İndo ve ben. Heyecanlıyım, iyi hissediyorum kendimi. İyi hissetmesem yapmazdım zaten.
* Nasıl bir araya geldiniz?
Çocukluk arkadaşlarıyız Kadıköy’den. Özellikle Süleyman Eker’in müzikalitesi çevresinde toplanmış bir grup. Ben müzikal anlamda her şeyi Süleyman’dan öğrendim. Gitar çalmayı da.
* Hayatınızda müzik ön plana geçti...
Ben kimliğini kaybetmiş bir insanım. Zaten kim öyle değil ki... “Biri öbürünü geçti” gibi bir durum söz konusu değil. İkisi birbirini besliyor, yan yana yürüyor.
* Oyunculuk yapmakla sahnede olmak arasında fark var mı?
Yok. Sadece malzemeler farklı. Biri seslerin dünyasından, öbürü insan ilişkilerinden, olaylardan bahsediyor.
* Albüm yapmayı düşünüyor musunuz?
Sıcak bakıyorum ama ne şekilde ve nasıl olacağı önemli. İyi planlanması, iyi tasarlanması gereken şeyler var, onları düşünüyoruz.
“İnsanlar Yani’yi çok beğeniyor”
* İlk besteniz ‘Yani’yi 15 yaşında hangi duygularla yazmıştınız?
Hatırlamıyorum. O zamanlar herkes dertliydi niyeyse. 15 yaşının getirdiği amatör insanlık duygusu herhalde. Yoksa “Olmuyor istesem de” demek o yaşta bir insan için çok erken. Bu şarkıyı insanlar çok beğeniyor, sağ olsunlar.
*Şarkılarınızda da siyasi söylemlerinizi yansıtacak mısınız?
Düşündüklerimi söylerim. Siyasi söylem farklı bir şey tabii. Artık öyle müzisyen bulmak, pirincin içindeki taşı ayıklamak gibi bir şey oldu. Hangisi çürük, hangisi sağlıklı onu da bilmiyoruz. Memleketi biraz hüzüne boğdular galiba. Hüzün ve aşk pazarlanması en kolay değer olduğu için herkes aşktan dem vuruyor şarkılarında. Cem Karaca’nın ‘Yoksulluk Kader Olamaz’ diye bir şarkısı var, kimin umrunda şimdi? Ben sevdiğim ve sevmediğim şeyleri anlatıyorum. Yanıp biten aşklar yok şarkılarımda.
* Yazarken nelerden besleniyorsunuz?
Şiir, edebiyat,müzik, sinema... Ama bunların nasıl bileşen haline geldiğini bilmiyorum.
* Kimleri dinliyorsunuz?
Cem Karaca, Cengiz Özkan, Fazıl Say, Matthew Herbert, Brad Mehldau... Hepsinde başka başka şeyleri seviyorum.
* ‘Ay Büyürken Uyuyamam’ filmiyle ilgili eleştiriler olumsuz oldu...
Ben izlemedim. Ama çok keyifliydi çekimler. Şerif Gören’le çalışmaktan pek çok anlamda ihya oldum. Ne istediğini çok iyi bilen biri. Ayrıca sette gördüm ki, aynı zamanda iyi bir oyuncu. Ben son derece mutlu ayrıldım.
* ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filmiyle ilgili neden hiç konuşmadınız?
Çünkü olmuş bitmiş, güzel bir filmdi. Pek çok kere de ödüle değer bulundu.
* Ahmet Hakan köşesinde “Fırat Tanış, Yılmaz Güney’in oyunculuk kısmının yerini alır” diye yazmış...
Yılmaz Güney’in duru, sahici ve inandırıcı bir oyunculuğu olduğunu düşünüyorum. Ona benzetilmek heyecan verici. Ben de böyle bir şey yapmak istemiştim zaten, anlaşılmışım demek ki.
“Kim ipler oyuncunun sendikal hakkını!”
* Tiyatro yok mu bu sezon?
Yok, bunun bir sebebi de yok. Keyifli bir proje gelince oynuyorum. “İlla olmalı” da demiyorum. Şimdi müzik yapıyorum mesela, sinema filmlerinde oynadım. Bunlar da keyifli.
* Oyunculuk Sendikası’na üye olmamışsınız. Neden?
Üye değilim ama bu o insanların yanında olmadığım anlamına gelmiyor. Haklı amaçlar doğrultusunda kurulmuş bir yer. Ama ne olup ne biteceğini zaman gösterecek. Toplumsal bilinç oluşmadıkça, kim ipler bir oyuncunun sendikal hakkını? Ne olduğu gibi, ne de göründüğü gibi olan bir milletiz.
“Ödül aldığım için şanslı hissetmiyorum”
Oyunculuğuyla birçok ödül kazanan Fırat Tanış, “Altın Portakal aldığım için kendimi şöhretli ve şanslı hissetmiyorum. Bu dünyada olduğum için şanslı hissediyorum, o kadar” diyor.
“Cihangir’e uğramam, Kadıköylüyüm”
Tanış kendini şu sözlerle tanımlıyor: “Kadıköy’de vakit geçiren, çok sevdiği için artık İstanbul’dan tiksinen, Cihangir’e uğramayan, oradaki insanlar ne yapar, ne der bilgisi olmayan biriyim işte.”
Senem Aydın
