Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Hale Caneroğlu:‘İlhamımı kara deliklerimden alıyorum’

Avrupa Yakası’nda oynadığı Yaprak karakteriyle gönüllerde taht kuran Hale Caneroğlu uzun süredir medyada gözükmüyordu.

Hale Caneroğlu:‘İlhamımı kara deliklerimden alıyorum’

REKLAMLAR




İlk albümü ‘İçimde Saklısın’ için sıkı bir çalışma içerisine girdiğini söyleyen Hale Caneroğlu ile müzik geçmişini, yeni albümünü ve hakkında merak edilenleri konuştuk…

Müziği adeta bir yaşam biçimi olarak benimseyen ve basında bir dönem cazcı olarak anılmaktan rahatsız olduğunu dile getiren Hale Caneroğlu bütün sorularımıza içtenlikle yanıt verdi…

Öncelikle yeni albümünüz ‘İçimde Saklısın’ hayırlı olsun diyelim. Albüme geçmeden önce müzik geçmişinizden kısaca bahseder misiniz?
Kendimi New York'ta The Neighborhood Playhouse’da okurken keşfettiğimi söyleyebilirim. Müzikal hocamın üzerimde çok büyük bir izi vardır. Dersler sırasında kendimde böyle bir yetenek olduğunu keşfettim. Aynı zamanda müziğin beni özgürleştirdiğini ve kendimi daha iyi ifade edebildiğimi fark ettim. Yani tamamen Amerika’daki eğitimim sırasında bu ateş beni sardı.

Sizinki diplomalı bir eğitim miydi yoksa 6 hafta süren bir yaz workshopu muydu?Konservatuvarın 70 seneyi geçkin tarihinde verdiği ilk Türk mezunum. Büyük bir elemeyle 500 kişi kabul ediliyor. Bu sayı birinci sınıfı okurken 75’e düşüyor. İkinci sınıfa ise sadece 25 kişi kalabiliyor.

Amerika’dan Türkiye’ye dönünce müzik adına neler yaptınız?
Türkiye’ye dönünce konservatuvardan mezun olan her hayalperest gibi müzikalde oynamak istedim. Ama Türkiye’de bu hayalinizden çok çabuk uyanıyorsunuz. Öyle bir endüstrimiz olmadığı için sahneye çıkıp şarkı söylemenin keyfini nasıl çıkarırım diye düşünürken Melih Kibar ile tanıştırıldım. Kendisi manevi babam oldu. Onun sayesinde İstanbul Gelişim Orkestrası’na girdim ve müzik kariyerim de başlamış oldu.

İstanbul Gelişim Orkestrası gibi bir orkestradan neden ayrıldınız?
İstanbul Gelişim Orkestrası’nda 4 tane solist var. Her akşam 4 veya 5 şarkı söylüyorsunuz ve bunlar hep aynı şarkılar oluyordu. Oysa tek başına 2 saat şarkı söylemek bambaşka bir tecrübe. Kendi orkestramı kurduğumda İstanbul Gelişim Orkestrası’nın 3. yılındaydım. 1 yıl boyunca iki grubu da beraber götürdüm. Daha sonra kendimi daha iyi tanımak için ayrılmak istediğimi belirttim. Onlar da desteklediler, kanatlarımı taktılar sırtıma, beni havalandırdılar.

Albüm çıkaracağınız geçen seneden beri yazılıp çiziliyordu. Neden bu kadar gecikti?
Albüm hazırlığına başladım demiştim ama medya her zaman söylenileni yazmıyor. Çünkü sanırım genelde onların kafasında bir albümü hazırlamak bir ay sürüyor. Oysa benim albümümün hazır hale gelmesi bir buçuk yıl sürdü.

Albümün ismini aynı zamanda albümün birinci şarkısı olan ‘İçimde Saklısın’ koydunuz. Nasıl karar verdiniz bu isme? Kime hitap ediyorsunuz?
Ben bu şarkıyı tanrıya yazdım. Benim inanışıma göre tanrı da içimizde saklıdır. Tanrıyı en rahat bulabileceğimiz yer içimizdir. Albüm kendi içsel yolculuğumu anlatıyor. Sırlarım, yaşadıklarım ve gerçeklerim tıpkı varlığımız, evrenin sırları ve özümüz gibi içimde saklı olduğu için albüme bu ismi koydum.

Hem müzik, hem sözler, hem de albümü yaratma sürecindeki ruh hali açısından bu albümü nasıl anlatırsınız?
Hazırlık sürecinde her şeyin en güzelini doğru bir şekilde yapma kaygısı vardı. İlk kez böyle bir yoldan geçiyordum çünkü. Samimi olma kaygısı yaşadım. Piyasanın ve çevrenin dayattığı kalıplara girmemeye çalıştım. Hep beraber Hale Caneroğlu’nu doğru yansıtacak soundu ve tavrı bulmaya çalıştık. Fotoğraf çekimlerimde bile seksi bir imajdan çok sahnedeki ve günlük hayatımdaki duruşumu yansıtacak bir konsept içerisinde çalıştık.

Sanatçının albüm yaparken hayata dair bir derdi olmalı. Sizin derdiniz neydi?
Benim kendim ifade şeklim aynı zamanda bu hayatta varolma şeklim. Bu hayata sahneye çıkıp şarkı söylemek için geldiğimi düşünüyorum. Enerjimi insanlarla paylaşmak istiyorum. Bir dert veya amaç uğruna bir işe kalkışmak çok doğru mu tartışılır ama hayata dair bir derdim var. Bütün şarkı sözlerimde de bunu anlatıyorum.

Albümde 7 şarkı var. Normal bir albüme göre sanki biraz az gibi değil mi? Bilinçli bir tercih mi?
İkisi hazır biri aranje aşamasında olan üç şarkım daha vardı ama bir şekilde bu albümdeki şarkıların yeterli olduğuna inandım.  İlla ki bir sürü parçayla çıkmak zorunda değilim. Bir şarkısı iyi ama diğer şarkıları kötü olan şarkıcılardan değilim. Albümümün içinde ‘Bunu niye bu albüme koymuş ki?’ diyeceğiniz bir parça yok. Albümde her ne kadar hareketli şarkılar çoğunluktaysa da şarkı sözlerinde karamsar bir hava hakim. Tükeniş, yalnızlık, hayat gibi belirli temalar var… Herkesin hayatta kara delikleri olduğuna inanıyorum. İlhamımı kara deliklerimden alıyorum. Sözlerimi de çoğunlukla tükenmişlik anlarımda yazıyorum. Dramayı seven bir insanım. İyi bir yaratıcılıkta da sıkı bir çatışma veya drama olmalı. Albümün adını az kalsın  ‘kara kutu’ koyuyordum. Bildiğiniz gibi kara kutunun rengi kolay bulunması amacıyla turuncudur. Benim saçlarımın rengi de turuncu. Uçağın neden enkaz olduğunu kara kutuyu alıp incelerler.
 
‘Şok Oldum’ şarkısı arkadaşlarla ilgili mi?
Arkadaşlarla ilgili yaşanmış bir hayal kırıklığı sonucunda yazdığım bir şarkı… Detay vermek istemiyorum.

Bahsettiğiniz ünlü bir arkadaş mı?
Hayır. Albümde ‘Neye Yarar’ adıyla Vaya Con Dios’un Nah Neh Nah adlı şarkısının coverı da var… İstanbul Gelişim Orkestrası ile çalıştığımdan beri sürekli söylediğim bir şarkıydı. Her yerde söylenen ve modası hiç geçmeyen bir şarkı… 60 yaşındaki sakallı bir genel müdür de, 18 yaşına yeni girmiş gizlice Beyoğlu Hayal Kahvesi’ne beni dinlemeye gelen genç bir kız da bu şarkıyı seviyor. Üstüne söz yazmak istedim ve bir gün evde ağzımdan ‘Neye yarar?’ cümlesi çıktı ve gerisi geldi.

‘Mükemmelim’ adlı şarkınızı beraber yazdığınız Aysel Gürel’in müzikal gelişiminize ve dünya görüşünüze herhangi bir katkısı oldu mu?
Ben Aysel Gürel’in felsefeci ve öğretmen yanını gördüm. 4 veya 5 kere evine gittim. Her seferinde de 4 - 5 saate yakın zaman geçirdik. Birlikte şarkı sözü yazdık. Amerika’da öğrendiğim şarkı sözü matematiğinin üzerine Aysel’in bana öğrettikleri eklenince bir baktım ki şarkı sözü yazmaya başlamışım. Özgür bir biçimde hiçbir yargıdan korkmadan kendi doğrularını nasıl yaşayabileceğinizi Aysel Gürel’den öğrendim. Gördüğüm en cesur ve en özel varlıklardan bir tanesiydi.

Kardeşiniz Hakan albümün prodüktörü oldu. Kendisini 90lı yılların unutulmaz ‘Beni Unutma’ adlı şarkısından hatırlıyoruz. Anlaşabildiniz mi kayıt sırasında?
Muhteşem bir kayıt süreci geçirdik ama çok zor anlarımız da oldu. İki kere stüdyoyu ağlayarak terk ettiğimi hatırlıyorum. Başka bir prodüktörle çalışsaydım ticari düşündüğü için bana doğruları söylemeyebilirdi. Ama şimdi kendisinin de keyif duyduğu bir şey çıktı ortaya.

Albümün hazırlıkları sırasında beslendiğiniz bizim de dinlerken yer yer izlerini bulabileceğimiz sanatçılar var mı?
Dünya üzerinde takip ettiğim, sevdiğim bir çok müzisyen var. Günümüz Batı müziğine baktığımızda funktan caza bütün türlerin birbirine karıştığını görüyoruz. Albümün içinde bu türlerin hepsini bulabilirsiniz. Ben albümümün Avrupa standartlarının gerisinde olmadığını düşünüyorum.

Müziğin üzerine söz yazmak mı yoksa sözün üzerine müzik yapmak mı daha kolay?
Tek başına söz yazmak bana her zaman daha kolay gelmiştir. Çünkü çok daha özgür bir şekilde kalem oynatabiliyorsunuz. Müziğin belli bir matematiği ve kalıbı oluyor ve sonradan üzerine söz yazılmak istendiğinde bu matematiğin içinde kısıtlanıyorsunuz. Kelimelerinizi ve anlatmak istediklerinizi özgürce seçemiyorsunuz.

Eurovision yarışmasını ciddiye alıyor musunuz? Bu yarışmaya saplantılı bir ülkede yaşıyoruz. Bizi temsil etmek ister miydiniz?
İnsanın ülkesini uluslar arası alanda temsil etmesi çok gurur verici bir durum. Aynı zamanda çok da keyifli bir tecrübe olsa gerek. Bana böyle bir teklif gelseydi reddetmek sanırım zor olurdu. Eurovision amatör şarkıcıların katıldığı bir şarkı yarışmasıyken birdenbire dünyada öyle bir hal aldı ki insanlar kendi yıldızlarını yollamaya başladılar. Göreve layık görürlerse sanırım bu tek başıma verebileceğim bir karar değil. Bunu ekibimle oturup etraflıca konuşmam gerekir.

Neden konserleriniz insanların çalışma günleri olan salı ya da perşembe gecesine denk geliyor?
Normalde hafta içi bir yeri doldurmak oldukça zordur. Mekan sahipleri böyle günlerde mekanın dolması için başarılı sanatçıların sahne almasını ister.

Müzikal anlamda gelecekte gerçekleştirmeyi çok istediğiniz büyük bir hayaliniz var mı?
Albüm yaptım ama şarkıcılık ve müzisyenlik anlamında daha çok fırın ekmek yemem lazım. Yazdığım sözlere beste yapacak düzeye gelmek istiyorum. Şimdilik bir başlangıç yaptım, ucunun nereye kadar gideceğini hep beraber göreceğiz.

Bazı ünlülerin bahsetmeyi sevdiği gibi acıklı bir hayat hikayeniz var mı?
Medyada bir şekilde zenginmişim gibi bir hava yaratıldı. Bu durum giyim tarzımdan veya saçımdan kaynaklanıyor olabilir. Bunlar gerçeği yansıtmayan yanılgılar. Tanrı inanıcı güçlü bir insanım. Amacınız uğruna gereken bütün bedelleri ödediğinizde tanrı mutlaka size bunun karşılığını veriyor. Benim hayatımda da hiçbir şey kolay olmadı.

Hedefleriniz uğruna ödediğiniz bedeller nelerdi?
Babam vefat etmişti, annem emekli öğretmendi. Annem ben üniversitedeyken harçlığımı zor gönderiyordu. Reha Erdem’in ikinci reji asistanıydım. TRT’den teklifler alıyordum. Ama hedefim konservatuar okumaktı. Bu ülkede de 25 yaşındaki bir insanı konservatuvara almıyorlar. Konservatuvar okumak için e ticaret yaptım bir çeşit pazarlamacılık… Almanca, İngilizce ve Fransızca olmak üzere üç yabancı dilim var ve kurgudan da anladığım için bir dönem Reuters’a girdim. 3 kişinin yaptığı işi tek başıma yapabiliyordum. Buralardan kazandığım paralarla çocuk bakıcısı olarak New York’a gidip okumaya başladım.

Çocukluğunuzdan kalan çözemediğiniz bir sorununuz var mı?
Hangimizin bir çocukluk travması yok ki? Sorunum yok diyenin alnını karışlarım. Benim de vardır herhalde. Hayatta çözemediğim bir şey olduğunda bunu düşünen ve üzerine giden bir insanım. Ama bunu örneklendirmek istemiyorum. Şarkı sözlerimden anlayabilirsiniz.

Facebook, twitter, myspace gibi sosyal paylaşım siteleriyle aranız nasıl?
Bu konuda biraz özürlüyüm. Twitter hesabım vardı bir dönem. Facebook hesabım hiçbir zaman olmadı. Ama bu tür sosyal paylaşım sitelerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Maalesef yoğunluktan dolayı pek ilgilendiğim söylenemez.

Çok farklı alanlarda başarılı biri olarak sizce insan sadece bir şeyi yapmak için mi yaşamalı yoksa insan her istediğini yapmak için uğraşmalı mı?
Düzgün yapılan her iş çok fazla enerji ve emek istiyor. Bunu becerebilen insanlara saygı duyuyorum. Ama bana şu anda başka bir teklif geldiğinde gerekli enerjiyi verebilecek miyim diye düşünüyorum. Çünkü bu benim müzik çalışmalarımı engelleyebilir. Yapılan bir işin yarım yamalak olmasından ziyade her zaman konsantre ve güzel bir biçimde yapılmasından yanayım.

Sizi birçok sosyal sorumluluk projesinde gördük…
Bu konuda bana gelen projeler beni çok heyecanlandırıyor. İçsel yolculuğunuzda güçlü olmak istiyorsanız bence üç tane önemli kriter var. Meditasyon, ruhsal ve zihinsel çalışmalar ve topluma hizmet… Zihinsel ve ruhsal çalışmalarımı düzenli bir biçimde destek alarak çalışıyorum. Meditasyon ise disiplin isteyen bir yöntem. Hakkını vererek uyguladığımı söyleyemesem de gayret ediyorum. Şarkı söylemek de çok meditatif bir durum… Bunun lüksüne sığınıyorum. Topluma hizmet ise dünyevi dertlerimizin arasında unuttuğumuz bir kavram. İnsanlar kendilerine o kadar benmerkezci ve kendi egemenlik dünyalarını kurtarmak üzere bir yaşam programlamışlar ki… O yüzden hem çevre hem de barış anlamında dünyanın gidişatının iyi olmadığını söyleyebiliriz. Toplum yararı için bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyorum.

Yeni dizi veya sinema projeleri var mı? Gülse Birsel’in yeni projesinde yer alacak mısınız?
Bazı sinema ve sit com teklifleri alıyorum. Şu anda albümüm dolayısıyla çok yoğun bir temponun içine girdim. Ama içime sinen bir senaryo gelirse ve çalışma saatlerimi de ayarlayabilirsem düşünebilirim. Gülse Birsel’in bir projesi olduğunu biliyorum. Ama kendisiyle bu proje hakkında oturup konuşmadık.

Formunuzu ve güzelliğinizi neye borçluyuz?
Dönem dönem gittiğim bir beslenme uzmanım var. Bazıları yediğine içtiğine dikkat tmediğini ama gene de kilo almadığını söylüyor. Ama ben öyle değilim, emek veriyorum. Sigara içmiyorum. Alkol almam, sosyal içiciyim. Genetik olarak güzel bir cildim var. Kendinize baktığınız zaman da sonucun güzel olması kaçınılmaz.

Kısa bir süre önce evlendiğiniz çocukluk aşkınızdan çocuk düşünüyor musunuz?
Şu an öyle bir düşüncemiz yok. Arkadaşlarımızın bebekleriyle idare ediyoruz. Yapmak istediğimiz bir sürü proje var. Çocuk, zaman ve konsantrasyon ister. Şu anda ikimizde bunu verebilecek durumda değiliz. 

Röportaj: Can HAKMAN



13.02.11 21:55

henüz puan verilmedi
6797 kez okundu


İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer