
Ailesi onun bir müzikal sanatçısı olacağını düşünürken, Lara Sayılgan başarılı bir fotoğrafçı oldu. Oyuncu , şarkıcı, işadamı, sporcu derken birçok ünlü ismin en güzel karelerinin altında onun imzası var. Şimdi sınırlarını daha da genişletti, ’Neden dışarıdaki sade vatandaşın da güzelliğini keşfetmesine yardımcı olmayayım?’ diyerek ’Lara ile Sihirli Parmaklar’ programında kadınlara yol göstermeye başladı. Ünlü fotoğrafçı bu konuda iddialı.
- Çok enteresan bir hikayeniz var. Aslında sopranosunuz. Fotoğraf sanatçılığı nasıl başladı?
Gerçekten hangi aşamada kırılma olduğunu ben de tam olarak bilmiyorum. Annem oyuncu ve küçüklüğümden bu yana ben de ’küçük yıldız’ gibiydim. Beş yaşında Gülriz Sururi-Engin Cezzar tiyatrosunda Edith Piaf’ın küçüklüğünü canlandırdım. Sekiz yaşında yine Engin Cezzar ile bir sinema filminde oynadım. Tiyatro, sinema , reklam filmleri derken 7-8 yaşıma kadar minik yıldızdım. Ailem beni böyle yönlendirdi. 13 yaşına kadar müzik dersleri aldım. Herkesin ’Lara, müzikal oyuncusu olacak’ dediği bir dönem geçirdim. Mimar Sinan’da okurken sanırım istediğimi bulamadım. Çok özgür bir ruha sahibim. Oturduğum yerde uzun süre duramıyorum. Toplantılarda bile ayağa kalkıp dolaşmak istiyorum. Birdenbire radikal bir karar alıp, üniversitedeki eğitimimi yarıda bıraktım ve ’Medya okumak istiyorum’ dedim. Ailem ayağa kalktı. İngiltere’ye gittim. Orada fotoğraf, kamera, grafik üzerine ders aldım ve fotoğrafa aşık oldum. Karanlık odadan çıkmamaya başladım.
- Kadın olarak bu sektörde tutunmak için zorluklar yaşadınız mı?
Aslında avantajları da var dezavantajları da. Eline yüzüne bakılır güzel bir kadınsan ki ben öyle bir kadın olduğumu düşünüyorum, asık suratlı ve çok düz durmak zorunda kalıyorsun. Ben uzun yıllar böyle olmayı tercih ettim. Çünkü maalesef erkekler biraz gülümseyen, biraz yakınlık gösteren kadına alttan kart vermeye, hemen cep telefonu uzatmaya yelteniyor. Ve senden o elektriği alamayınca bozuluyor, sonunda o işi sana vermiyor. Herkes ’Lara’dan korkulur, Lara asık suraklıdır’ dedi. Ama artık çok rahatım uzun yıllardır bu piyasadayım.
BİZİM SEKTÖRDE DEVAMLI TOKAT YERSİNİZ
- Siz moda fotoğrafçısısınız. Moda acımasız bir sektör mü?
Moda endüstrisinde çalışan insanların egoları yüksektir. Herkes bir şeyleri ispatlama çabasında. Biraz da yalan bir dünya. Özellikle 20’li yaşlarınızdaysanız bu canınızı acıtıyor. Devamlı tokat yiyorsunuz. Şimdi daha rahatım, çünkü yerim belli. Birlikte çalıştığım insanlar belli.
- Fotoğrafçılıkta erkek ile kadın gözü farklı mı?
Erkek fotoğrafçı arkadaşlarım olduğunu söylüyor. Mesela ’Çok güzel çekmişsin ellerine sağlık, tabii ya kadın gözü’ dediklerini çok duyuyorum. Ben seksi kadın görmeyi seviyorum. Kadını öyle görmeyi ve göstermeyi seviyorum. Benim fotoğraflarımda saçı başı dağınık, makyajsız kadın göremezsiniz.
- Photoshop ülkemizde biraz fazla mı kullanılıyor sanki?
Photoshop aslında bir programın ismi. İnsanlar hep ’Photshop var mı?’ diye soruyor ya hani. Tabii ki var. Normal analog makineyle bile çekseniz dijitale geçirmek zorundasınız baskı için. O programdan geçmesi gerekiyor zaten. Programın çok güzel teknikleri var. Eskiden karanlık oda vardı şimdi bütün renk sistemini photoshopla yapıyoruz. Zaten o rengi attığınız zaman fotoğraf bir kere her şeyden önce cilalanıyor. Fotoğrafçı güzel ışık yapıp, doğru açıyla çekiyorsa kadın güzel çıkıyor. ’Bende hiç photoshop yok’ lafı bence çok iddalı. Popüler kültüre hizmet eden hiçbir performans sanatçısının, şarkıcının, oyuncunun kıllarını ve sivilcesini görmek istemezsiniz. Bazısı kendisine iyi bakar daha az photoshop yaparsınız. Bazısı manikürsüz gelir onu da sen yapmak zorunda kalırsın.
- Her sektörden insanın fotoğrafını çekiyorsunuz. En kolay kiminle çalışıyorsunuz?
Ben işadamı portreleri çok çekiyorum. Genelde milyon dolarlarla bütçe yapan kişilerle fotoğraf çekimi çok sıkıcı oluyor. Sabah gelip ’Bir saatim var’ diyorlar. Kadın görünce hoşlarına gidiyor ve ’Kravatım güzel olmuş mu?’ diye soruyorlar. Bir anda o ciddi adam değişiyor.
BENİM İÇİN SETTE TEK STAR VARDIR
- Sanatçı kaprisiyle karşı karşıya kalıyor musunuz?
Bunu hep cevaplamak istiyorum. Benim için sette tek star var. Tabii ki karşımdaki insan kendini star hissedecek ki o fotoğrafı bana versin. O star gözükmeli. Çünkü milyonlar ondan bir şey bekliyor. Empati kurmak lazım. Onun sıradan biri gibi durmasını beklemem zaten.
- Enteresan istekler oluyor mu fotoğraf çekimlerinde?
Ben olmayan birşey yapmak istemiyorum. Mesela burnu nasılsa öyle kullanmayı tercih ederim. O burnu güzel gösterecek açıyı bulmaya çalışmak benim görevim. ’Bilmem kimin fotoğrafları gibi olmak istiyorum’ diyenler oluyor. Ama o sen değilsin. Ben o konsepti ona düşünüp yapmış olabilirim ama sana başka birşey yaparım. Karşı tarafın biraz açık olması gerekiyor.
- Herkesin fotoğrafını çeker misiniz?
Seçici davranıyorum. Mümkünse pozitif olsun.
- ’Lara ile Sihirli Parmaklar’ programınız büyük ilgi gördü. Nasıl çıktı proje?
Bu programda insanlara olduğundan daha güzel görünmenin püf noktalarını öğretiyorum. Fotoğraflarını gördüğünüz ünlü kadınlar güzel ve çekiciler ama Göztepe’de B blokta oturan Ayşe de çok güzel bir kız. Sadece o keşfedilmemiş ve daha güzel görünmeyi bilmiyor. Ona da sihirli bir parmak çok güzel olabiliyor. İnsanlar bunu gördüklerinde çok hoşlarına gidiyor. Benim derdim bütün bunları özel hayatlarında da uygulamaları.
- Ve program tutu, şimdi transfer zamanı değil mi?
Katılanlar için çok güzel bir deneyim oldu. Şimdi bir başka kanalda yayınlanmaya başlanacak.
- Lara Sayılgan kendi fotoğraf karesinde neleri rötuşlar?
Daha az gerilimli bir hayat sürmeyi istiyorum. Ve en önemlisi o fotoğraf karesine şehrin uzağında bir ev yerleştirmek istiyorum.
