Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Leonardo rüyanıza girsin ister miydiniz?

Leonardo Di Caprio, Titanik’te denizleri aştı, Aviator’da rüştünü ispatladı, şimdi de ‘Başlangıç’la, rüyaları süslüyor...

Leonardo rüyanıza girsin ister miydiniz?

REKLAMLAR




Tempo dergisi, sadece dünyanın en güzel kadınlarıyla flört eden, olgunlaşmış jön LeonardoDi Caprio’yla Amerika’da en çok izlenenler listesine ilk sıradan giren son filmini konuştu

‘Başlangıç’ı, ‘Kara Şövalye’de yıldızlaşan Christopher Nolan yazdı ve yönetti. Film, tamamen rüyalar ve bilinçaltı hakkında. Rolünüzden bahseder misiniz?
Dom Cobb adlı yetenekli ve farklı bir hırsızı oynuyorum filmde. Cobb’un farkı, hırsızlığını bilinçaltında, insanların rüya gördüğü ve bilinçlerinin en savunmaz olduğu anda gerçekleştirmesi. Dolayısıyla soygunculuk üzerine bir film, fakat büyük bir farkla.

Senaryo elinize ilk geçtiğinde, anlamakta zorlandınız mı?
(Gülüyor) Senaryo, 10 sene boyunca Christopher’ın aklındaydı ve her şeye hakimdi. İtiraf etmeliyim ki, hikâye çok karmaşık olduğu için, senaryoyu birkaç kez okumak durumunda kaldım. Çok tutkulu ve iddialı olduğu için beni tamamen içine çekti. Christopher, her oyuncuyla teker teker rollerinin ayrıntılarını, beraber çalışma biçimini ve neler yapmak gerektiğini konuştu. Senaryoyla alakalı en sevdiğim nokta, çok ilginç bir sonu olması. İçinde bol aksiyon olan, çok büyük ve güçlü bir film ‘Başlangıç’. Sahnelerde, bilgisayarla yapılan grafik yardımları kullanılmadı. Christopher, sanaldan çok gerçeğe inanan ve değer veren biri. Şu sıralar, bir filmi canlı ve taze tutmak çok zor bir iş ve o bunu fazlasıyla başarıyor.

Christopher Nolan’la çalışmaktan memnun kaldınız mı?
Kesinlikle. O benim için bir Martin Scorsese, çünkü iş yapma vizyonu var. İkisi de kusursuz karmaşadan başlayıp, hikayeyi anlatırken basitleştiriyor. Açıkçası, ilk dakikadan size tokat atan, başladığı gibi sonunu bildiğiniz filmleri de izliyorum. Ama tercihim, her zaman kafa çalıştıran ve meydan okuyan filmlerden yana. Martin ve Chris, filmlerindeki görselliği diyalogla birleştirerek, kendi üsluplarıyla fikirlerini anlatabiliyor. Bunu seviyorum, çünkü çok içten buluyorum. Onlar sizi sette sürekli şaşırtan yönetmenler ve bu durumdan çok memnunum.

‘Başlangıç’ta çalışmanın kötü yanı ne?
Büyük bir bavul! Filmi çekerken bütün dünyayı Tokyo’dan Paris’e, Londra’dan Los Angeles’a dolaştık. Fas’ta, yaz sıcağının altında defalarca çektiğimiz kovalama sahnesi ise tam belaydı.

Yapım ya da teklif aşamasında olan filmlerinizin sayısı, vizyona girmiş filmlerinizden fazla.
 (Gülüyor) Evet, çok etkileyici, değil mi? İki düzine kadar henüz içinde olmadığım ya da bitmemiş filmim var. Ama bunun iyi yanı, bazılarının bitecek olması ve bunun çok sayıda yeni film teklifi getirmesiÖ Tabii, çok şımartıcı bir durum, ama sadece bazılarında olacağım.

Şu an prodüksiyon aşamasında olan dört filminiz var ve sizin adınızla çıkış yapıyorlar!
Doğru, ama filmler vizyona girmeden önce bana ya da filmlere bir sürü şey olabilir.

‘Başlangıç’ çok güncel bir drama, fakat sizi dönem filmlerinde görmeye alıştık. ‘Zindan Adası’ (Shutter Island), ‘Hayallerin Peşinde’ (RevolutIonary Road), 1940’larda ve 1950’lerde geçiyordu. ‘Göklerin Hakimi’ (AvIator) de Howard Hughes’un hayatını anlatıyordu. Ve tabii büyük çıkış yaptığın ‘Titanik’.
Evet, asıl ‘Titanik’! Neden hepsinin geçmiş zamandaki hikayeler olduğunu bilmiyorum. Fakat dönem filmlerini seviyorum. Yürüyüşüm, giydiğim kostümler değişiyor ve bu performansıma yeni şeyler katıyor.

‘Başlangıç’taki hikâyeyi anlamak epey zor değil mi?
Karmaşık ve farklı katmanları olan bir hikâye. Bu nedenle, farklı farklı öğeler değişik gruplardan insanların ilgisini çekecek. Şunu söyleyebilirim; bu esrarengiz hikaye, karışık bir yapboz gibi. Ana karakter Dom’ın ve onun takımındakilerin aklından ne geçiyor, kurbanları ne düşünüyor; hikâye onlar üzerine. Filmi tutan bir travma hikâyesi var. Çok duygusal bir film. Umarım izleyici karakterimee hoşgörülü yaklaşabilir.

Baş karakter Dom, nasıl biri?
 Rüyalar aleminin müptelası. Gerçeklerden her zaman kaçıyor.

‘Zindan Adası’ da rüyalar hakkındaydı
Evet bir miktar rüyalar hakkındaydı, ama gerçekten bu filmler birbirinden çok farklı.

Fiziksel olarak zorladığınız bir film yani.
Kesinlikle. Setten ayrıldığımda yorgunluktan hareket edemediğim çok zaman oldu. Chris, istediği sahneye ulaşmak için defalarca çekim yapan bir yönetmen. Kafasında bir imaj var ve onu mutlaka elde etmeli. Sakın kendini önemli göstermeye çalışan bir film gibi algılamayın, çünkü çok samimi tarafları var.

Dom’un rüyalarından bahsettiniz. Ya sizin rüyalarınız ve kâbuslarınız?
 Bazen rüya görüyorum, ama pek kabus görmem. Genellikle beynim o kadar yorgun oluyor ki, başımı yastığa koyduğum an, birkaç saat dinlenmek için, bütün devrelerim kapanıyor. Bu yüzden görüyor olsam bile rüyalarımı hatırlamıyorum. Aslında, bu film için Freud’un ‘Rüya Analizi’ adlı kitabını okumaya başladım ve bıraktım. Chris’le konuşup ondan yardım almayı tercih ettim. Dom, terapilere giden bir karakter ve bu benim için enteresan bir durum. Biliyorum ki biz duygularımızı ve düşüncelerimizi bastırıyoruz; bu nedenle rüya gördüğümüzde onu gerçek sanıyoruz. Sadece uyandığımızda ‘gerçekliğin’ aklımızda var olan bir şey olduğunu fark ediyoruz. Ama bence rüyalarımızın bize özel kalması çok önemli.

Bilinçaltını işgal edecek bir teknoloji gelişir mi sizce?
Hayır. Aslında harika olurdu, ama bir yandan da korkunç, değil mi?

Oyunculuk ve film çekmek de ‘rüyalar âleminin’ bir parçası değil mi?
Kesinlikle öyle; bir filmde rol alırken, bütün günahlarımdan arındığımı hissediyorum. Bu da benim terapi görme biçimim. Beş ya da altı ay boyunca bir karakteri çok iyi tanıyorum ve onunla bir yakınlık kuruyorum. Bu beni büyülüyor. Bununla kendimi profesyonel anlamda ödül almış gibi hissediyorum.

‘Başlangıç’ta korku sahneleri de bulunuyor. Sizi gerçekten korkutan öğelerin olduğu bir film var mı?
 ‘Cinnet’teki (The Shining) ikizleri hatırlıyor musun? Şu an görsem yine korkarım.

Favori filminiz hangisi?
Her zaman son bitirdiğim filmler ve henüz çekilmemiş olanlar.

Peki başkasının çektiği filmlerden?
Hitchcock’un ‘Yükseklik Korkusu’ (Vertigo). Martin Scorsese, ‘Zindan Adası’nı çekmeden önce bana vermişti filmi ve çok beğenmiştim. O filmde, Jimmy Stewert’ın dörtte biri kadar bile oynadıysam, kendimi başarılı sayarım.

 Sizin hayaliniz ne?
 İyi rollerde oynayan ve çalışan bir aktör olmak ve yapabildiğimin en iyisini yapmak.

 

NICOLA PELLAGRO The Interview People



01.08.10 20:15

1 kişi 5 puan verdi
6884 kez okundu


İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer