
- Dizide oynadığınız Ali nasıl biri?
Başına buyruk yaşayan, sokakta büyümüş, sevgisiz yetişmiş, sevdiğini söyleyemeyen bir adam. Bir yandan da çok özgüvenli. Sokakta büyüdüğü için kararlarını kendi başına alan, kimseye ihtiyacı olmadan yaşamayı öğrenen biri. Bu da Ali’yi güçlü kılıyor ama bir yanıyla da kırılgan.
- Bütün erkekler aslında sevgilerini belli edememe konusunda Ali gibi...
Erkekler; evet, sevdiklerini pek kolay söylemiyor. Ve erkek sorumluluktan kaçandır. Günümüzde her şey o kadar değişti ki. İnsan ilişkiden, sorumluluktan kaçar bir hal aldı. Tek eşlilik tartışılıyor, evlilik kurumu dünyanın her yerinde modası geçmiş bir şey gibi görünüyor. Eskisi gibi bir an önce evlenip yuva kurmak gibi bir durum yok ortada. Evet, erkek sorumluluk almaktan kaçıyor ama günümüz kadını da aynı.
HAYATI KONTROL ETMEK ZOR
- ’Testosteron’ adlı tiyatro oyununda erkek olmanın zorluklarını anlatıyorsunuz. Neymiş erkeklerin yaşadığı bu zorluklar?
Hayatı kontrol edebilmenin zorluğunu anlatıyor daha doğrusu... ’Bir şeyin yanlış olduğunu bile bile defalarca yapmak salaklıktır’ demiş Einstein. İlişki düzleminde erkekler böyle, biraz salak. Erkek olmanın zor bir yanı var ki sürekli bir güç gösterme çabasında ve bu yaşadığı da çok ilkel.
- Bir de kadınların çekimine çok fazla karşı koyamıyorlar, onlar karşısında güçsüzler; siz ne dersiniz?
Yapacak bir şey yok. Ne olursa olsun durum böyle. Oyunda mikrobiyolog, gazeteci, kuş bilimci, avukat, garson, davulcu ve bir de mesleği babalık olmaktan başka hiçbir şey olmamış, çeşitli mesleklerde çalışmış yedi farklı erkeğiz. Hepsi erkek ve hepsinin aklında erkeklikleri var. Hepsinin erkeklikle ilgili büyük dertleri, travmaları olmuş. Birini karısı aldatmış, birinin sevgilisi yıllarca bakireyim demiş ama evini döşetmiş meğer o eve kimleri attığı ortaya çıkmış. Diğeri tam evleneceği sırada kız bırakıp kaçmış. Yedi erkeğin on beş farklı kadın hikayesi var ve bunların hepsinde erkeklerin aciz kaldığı durumlar var. Bu oyun tam bir erkeklik eleştirisi.
- Başka neler eleştiriliyor?
Erkeğin görevi tohumlamaktır, o her sevişme fırsatından faydalanır deniyor. Erkeğin doğası bu. Testosteronu yüksek olduğu için bazı hormonları fazla çalışıyor, bu kimi zaman karar vermesini engelliyor ya da hisleri mantığının önüne geçiyor. Ama bu bir gerekçe olamaz çünkü akıl ve bizi maymunlardan ayıran bir muhakeme gücü var.
- Adamları hormon testinden geçirmek lazım belki de...
Sevgiliyi testosteron seviyesine bakıp da mı seçmek lazım, o zaman da kel bir erkekle hiç birlikte olmamak lazım çünkü en yüksek testosteron hormonu onlara ait.
- ’Dünya kadınların büyüttüğü erkeklerle dolu’ diyorsunuz...
Her erkeğin eline bir şekilde kadın eli değiyor. Bir evreyi kadının yardımıyla atlatıyor. Buna cinsel sürecini tamamlamak da dahil zaten. Doğduğundan ölümüne kadar bir kadın, başka bir kadın, başka bir kadın diye uzuyor. Ve o kadınlar arasında da gidip geliyor erkek. Mutlaka kadınlar büyütüyor erkeği ona hiçbir şüphe yok.
- Kız arkadaşınız var mı?
Yok. Olmuyor bu sıralar. Vakit yok. Galiba bu sıralar çok bencilim. Daha çok kendimle ilgilenme derdindeyim. Bir ilişki yaşayıp karşımdakine acı çektirmektense bir süre böyle devam etmek istiyorum.
İLİŞKİ YAŞAMAYA HİÇ VAKTİM YOK
- Belki acı çekersiniz, belli mi olur?
Vakit ayıramayacağım için dedim. Keşke benim kadar meşgul bir sevgilim olsa. Bana anlayış gösterse. Gösterenler oldu ama mesela üç ay sonra yorgun düştüler. Çünkü birinin hayatından beş, altı ay çalmış oluyorum. O da arkadaşlarıyla dışarı çıkmak istiyor, yanında olmamı istiyor, sinemaya gitmek istiyor. Bunun için yedi, sekiz saat lazım, benim böyle bir vaktim olmuyor ki. Her gün setim oluyor.
- Sadece zamansızlıktan mı bitiyor yoksa siz mi terk ediyorsunuz?
Gayet dengeli bir ilişki yürütebilme kabiliyetine sahibim aslında. Terk edildiğim de oldu, terk ettiğim de. Ama ben bir ilişkinin duygusunu yitirdiği andan itibaren devam ettirmeyi hiç namuslu bulmuyorum. Ne olursa olsun o ilişkinin namuslu bir şekilde ilerlemesini istiyorum.
- Bittiğini sandığımız ilişkilerin yeniden şansı olmuyor mu?
Oluyor, öyle güzel oluyor ki bazen, bir bakıyorsun büyümüşsün, bir bakıyorsun büyümüş, olgunlaşmışsın, olgunlaşmış... Eskiden taktığınız saçma sapan şeylerin hiçbiri yok. Birbirinize daha açık konuşabiliyorsunuz. Geçmişi tartışabiliyorsunuz. Bu öyle değerli bir şey ki. Keşke herkesin hayatında ikinci bir şansı olsa ilişkisine dair de. Çünkü hayatta neredeyse hiçbir şeyin ikinci bir şansı yoktur. Bir ilişkide ikinci bir şans eğer aşk varsa gerçekten değerlidir. Ben her zaman tercih ederim.
AŞIK OLUNCA HEP ONU GÖRMEK İSTERİM
- Hırslı biri misinizdir? Mesela beğendiğiniz biri konusunda...
Her konuda takıntılı ve hırslıyımdır. İş konusunda da, aşk konusunda da bayağı kafamı takarım.
- Ne yapıyorsunuz bu durumda?
Akla gelmeyecek şeyler. Sürprizler yaparım, romantik yemekler hazırlarım, takip eder, bir şekilde karşısına çıkarım. Musallat olup takip eden psikopat biri değilim ama... Sevdiği şeyleri araştırırım, onlarla karşısına çıkarım.
- Kızlar da bayılıyordur size...
İşte her zaman böyle olmuyor. Her zaman öyle bir kız çıkmıyor ki. Daha doğrusu bu yoğunluğun içinde öyle biri çıkmıyor. Yoksa benim öyle kabullerim çok yüksek değil. Mavi gözlü, sarışın olmalı gibi derdim yok. Bütün derdim onunla aramızda kurulacak ilişkinin biçimi, duygusu önemli.
’Hiçbir erkek annesi, kendinden daha iyi yemek yapan bir kızı beğenmez’
- Erkeklerin hem anne gibi kadın istemeyip hem de annesinin davrandığı gibi davranmasını isteme haline ne diyorsunuz?
Bu annelerde de var. Hangi erkek annesi, kız beğenir. Erkek annesi ’Benim gibi iyi baksın’ der ama ’Benden daha iyi baksın’ demez. Daha iyi yemek yapıyorsa o kadında bir problem vardır. Oğlunun bulduğu kızın ya yüzü çirkindir ya kalçaları büyüktür, yeteri kadar kültürlü değildir.
- Sizin anneniz de böyle mi?
Ben annemi biraz mesafeli tutuyorum ama bulduğu delikten giriyor. Buldu mu hiç affetmiyor; hemen ’Bu ne böyle, ne çirkin’ filan diyor. Kim bilir kaç erkek annesi böyle diyordur. Halbuki o da bir kız çocuğu. Zavallıyla ne uğraşıyorsunuz.
- Aşık olunca çok heyecanlanırmışsınız, başka ne olur?
Çok fazla enerjik olurum. Onu çok görmek ve onunla çok zaman geçirmek isterim. Hemen birçok şeyi paylaşmak isterim. Hırslı ve tahammülsüzüm, hemen olsun isterim. Aynı kafaya gelmek için elimden geleni yaparım. Bir an önce buluşalım, aynı dili konuşalım ve ilişki yaşayalım. Hemen benim olsun, çabuk uyum sağlayalım duygusu hakim. Genelde çabuk başlar, çabuk bitmez. Çabuk başlar ve çok hızlı adapte olurum karşımdakine.
- Kadınlara hayran olunacak tek bir şey söyleyin...
Doğuruyor olabilmelerinden dolayı kadınlara hayranım. İmkan olsa hamile kalmak istemem. Yoksa fillere de hayranım ama fil olmak istemem (kahkahalar)...
Sibel Ateş Yengin
