
Survivor için adada yaşarken, gerçekten yerlerde yatıp aç kaldınız mı?
Yarışma ilk kez Ünlüler- Gönüllüler konseptinde düzenleniyordu. Oraya giderken, Acun bize "Yarışmada olduğunuz için spekülasyonlar da olacaktır. O yüzden size biraz daha fazla eziyet edeceğiz" dedi. Nitekim öyle de oldu. Gerçekten çok zor şartlar altındaydık.
ADADA RÜYALARIM ÇIKIYORDU
Aynasız, makyajsız, telefonsuz nasıl yaşayabildiniz?
Epey zorlanacağımı tahmin ediyordum fakat üçüncü günden itibaren uyum sağlamaya başladım. Çok zorlandığım, ağladığım, üzüldüğüm anlar da oldu ama ada şartlarına tahmin ettiğimden daha çabuk adapte olduğum için kendimle çok gurur duyuyorum.
Adada kendinizle baş başa kalıp birçok şeyi tekrar düşünmek için de mutlaka zamanınız olmuştur...
Orada kendi kendime konuşma ve hesaplaşma şansım oldu. Yeni kararlar aldım. Döndüğümde de bunları yavaş yavaş uygulamaya başladım. Ada benim için hem bedenen hem de ruhen bir detoks oldu. Her şeye rağmen hayatımda yaşadığım en güzel deneyimdi. Bir de benim altıncı hissim çok kuvvetlidir. Adada telefon, internet, gazete gibi hiçbir iletişim aracı olmadığı için daha çok rüya görüyordum ve ilginç bir şekilde bütün rüyalarım çıkıyordu. Anladığım kadarıyla dışarıyla bağlantı kapalı olunca başka bir algı açılıyor.
Bu ada deneyimi hayatınızda bir dönüm noktası oldu diyebilir miyiz?
Evet, gerçekten de dediğiniz gibi oldu. Bundan sonra hayatımın çok daha farklı olacağını biliyorum. Umarım yine böyle pozitif ve iyi yönde gider. Giderken Acun bize, "Bu program insanın MR'ını çekiyor. Kendinizi farklı bir insan gibi göstermeniz imkansız" demişti. Çünkü açlık, pislik derken hakikaten insanın gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Kendimi orada doğru ifade ettiğimi düşünüyorum.
HERKESE ÇOK ÇABUK GÜVENİRİM
Adada aldığınız birtakım kararlardan bahsettiniz... Ne gibi kararlardı bunlar?
Bende insanlara karşı aşırı bir güven var. Herkesi kendim gibi bilirim. Aldığım kararlardan ilki artık karşıma çıkacak insanlara hem arkadaş, dost hem de ilişki bazında daha temkinli yaklaşmak.
Adada, kadın-erkek ilişkilerine dair bir karar aldınız mı?
Bence ilişkiyi bitirip kendilerini yalnız hissettikleri anda ilk hatayı da yapıyorlar kadınlar. Başka birine ya da şeye sarılmak istiyorlar. Adada aldığım kararlardan biri de aslında bununla ilgiliydi. Hayatımda biri olmak zorunda değil. Tabii olsun isterim ama gerçekten doğru biri olana kadar, sırf bir şeyden kaçmak ya da eski bir ilişkinin artığını silmek için biriyle olmak istemiyorum. Bu kendine güvensizlikten başka bir şey değil. Bu hatayı zaman zaman ben de yaptım fakat iyi bir ailem var ve iyi bir eğitim aldım. Kendi paramı kendim kazanıp kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. O yüzden hayatımda benimle beraber yürüyebilecek, bana arkadaşlık yapabilecek biri olmadığı sürece kimseyle beraber olmayacağım.
Şimdi neler yapmayı planlıyorsunuz?
Kesinleşen tek projem; Yok Böyle Dans.
Bir dans geçmişiniz de var zaten....
Konservatuvarda okudum ama çok büyük bir sakatlık geçirip bıraktım. Yaklaşık 12 yıldır adımımı atıp da profesyonel anlamda dans etmedim. O yüzden benim için zorlayıcı ama bir yandan da nostaljik bir deneyim olacak.
ANAÇ BİR YANIM YOK
Özgürlüğünüze çok düşkün müsünüz?
Fazlasıyla... Beni adada en zorlayan da buydu. Çünkü hiçbir yere gidemiyorum, istediğim hiçbir şeyi yapamıyorum,arkadaşlarımı, ailemi göremiyorum, telefonuma bakamıyorum, alışveriş yapamıyorum... Özgürlüğüm gerçek anlamda kısıtlanmıştı. Bir de yıllardır yalnız yaşıyorum. Kendi evim, kendi yaşama alanım, kendi kapım... Kapımı çarpıp gittiğim yeri ben biliyorum.
Zor bir kadın mısınız?
Zor bir kadın olduğumu düşünmüyorum. Naif bir yapım var. Sadece ilk başta karşımdakini biraz zorlayabiliyorum. Bu da bir parça güvensizliğimden kaynaklanıyor. Ancak bunun zararlı olduğunu düşünmüyorum. Anaç bir yanım yok benim. Oturayım, yemekler yapayım, elbisesini yıkayayım gibi durumum olmuyor ama psikolojik olarak çok destek oluyorum. Pozitif bir yapıya sahibim. Eskiden Ankara'dan İstanbul'a ilk geldiğimde daha pesimist bir insandım. Bardağın genellikle boş yanını görüyordum. Zaman içinde bazı şeyleri oluruna bırakmaya başladım. Allah'a bu kadar çok inanmamın nedenlerinden biri de bu. Mesela bir şeyin olmasını çok istiyorum ve olmuyor. Aradan zaman geçiyor ve ' İyi ki olmamış' diyorum. Yanımdaki insana da bunu aşılıyorum. Benim yanımdaki o mutsuz karakter daha mutlu, daha pozitif biri olmaya başlıyor.
Neyse ki enerjinizi almıyorlar...
Yo, çekip alan da oluyor. (Gülüyor)
AİLEM BANA DÜRÜSTLÜK KAZANDIRDI
Ailenizin size kazandırdığı en önemli olgu nedir?
Dürüstlük! Babam da annem de hayatımda gördüğüm en dürüst insanlar. "Kimsenin hakkını yemeyelim, kimseye bir kötülüğümüz, zararımız dokunmasın" mantığı olan iyi insanlar. Ben de mülayim yapımı onlardan aldığımı düşünüyorum. Dürüstçe düşündüklerimi söylerim. Hayatta en sevmediğim şey; bir şey saklamaktadır. O zaman içimde çok büyük bir rahatsızlık oluyor. İster aile, ister arkadaşlık olsun, her şeyi söylerim. Hatta bazen fazla açık olduğum için özel hayatımda kaybedebiliyorum ama dümdüz ve direkt konuşmayı tercih ediyorum.
ERKEKLER 'SENİNLE Mİ UĞRAŞACAĞIZ' DİYOR
Günümüzde değişen kadın erkek ilişkilerini siz nasıl yorumluyorsunuz?
Eskiye göre günümüzde her şey biraz daha hızlı gelişiyor. Benim biriyle bir ilişki yaşayabilmem için öncelikle konuşabiliyor olmam gerekir. O kişiyle ortak zevklerimiz olmalı. Tarz olarak birbirine yakın müzikler dinlemeli ve benzer şeyler okumalıyız. Uzun süreli ilişkim bittiğinde, en büyük kahrım dostumu kaybetmiş olmak oluyor. Günümüzde kadınlar daha rahat davranmaya başladılar sanki. Siz de bazı şeyleri biraz zora sürünce 'Seninle mi uğraşacağım' durumuyla karşılaşabiliyorsunuz.
Erkekler zor olanı sevmiyor yani...
Zoru sevmiyor değil. Bence kolaya alıştıkları için artık zorla uğraşma güdüleri törpülendi. Birinden gerçekten hoşlanıp, ona emek verip, onu baştan çıkarmak için elinden geleni yapanlara artık pek rastlanmıyor. Yeni neslin, yani 90'lar ve sonrasının ilişkilerini daha doğru yaşadıklarını görüyorum. Henüz çok genç olmalarına rağmen uzun süreli ilişkileri var birçoğunun. Bizim neslimiz biraz arada kalmış gibi.