
- ’Sadece Arkadaşız’ şarkınızla bu yaz da hayranlarınızı yalnız bırakmadınız. Şarkıya tepkiler nasıl?
Gördüğüm kadarıyla harika (gülüyor). Tüm konserlerimde hep bir ağızdan söyleniyor... Twitter’dan sürekli çok güzel yorumlar yazılıyor. Ayrıca iki şarkımı sadece dijital olarak dinleyicilerime sunduğumuz için TTNet Müzik gibi yasal platformlarda dinlenme- indirilme rakamları çok önemli benim için. Maşallah çok kısa bir zamanda 2 milyonu aştık. Radyolarda da çok sık çalıyor.
- ’Sadece Arkadaşız’ şarkısının bir hikayesi var mı?
Aslında bunu şarkının sahibi Nedim Caner Üstün’e sormak lazım. Çok başarılı bir iş yapmış ve özellikle sözlerle tam 12’den vurmuş mevzuyu. Bu şarkının bana ulaşmasıysa son anda oldu. Aylardır ’İşte budur’ diyebileceğimiz bir çıkış şarkısı arıyorduk ve yavaş yavaş ümitlerimiz tükeniyordu. Çok iyi slow şarkılar vardı ama malum ’yaz şarkısı’ değildi hiçbiri. Biz de ’Tamam o zaman, sonbahara çıkarırız albümü’ diyerek rahat rahat çalışmaya devam derken ’Sadece Arkadaşız’ı dinledim ve ’İşte budur’ dedim (gülüyor).
- ’Sadece arkadaşız’ cümlesi magazin programlarında gazetecilere yakalanan ünlülerin verdiği cevabı getiriyor akla. Sizin böyle cevap verdiğiniz anlar oldu mu?
Başıma böyle bir olay, 7 senede sadece 1 kere geldi. Fena kaçmıyorum yani (gülüyor)... Şaka bir yana Taksim’de bir Zuhal Olcay konserine gitmiştik. Yanımda çok sevdiğim bir oyuncu arkadaşım vardı. Çıkışta kameralar varmış. Çektiler, ertesi gün de her yerde klasik aşk haberleri. O zaman demiştim ’Sadece Arkadaşız’ diye (gülüyor). Sahiden de sadece arkadaştık.
- 3 yıldır devam eden güzel bir ilişkiniz varmış. Sevgilinizin babası da henüz bilmiyormuş. Ola ki ortaya çıktı cevabınız ne olur?
İkimizin de çok iyi aileleri var ve kız arkadaşım da hem ailesine, hem kendine hem de etrafına karşı çok saygılıdır. Bu devirde onun gibi bir insanı tanıdığım için çok şanslıyım. Biz sadece doğru ve uygun zamanı bekliyoruz.
- 3 yıl magazin dünyasından bu ilişkiyi saklayabilmek büyük başarı. Nasıl oldu bu gizlenme? Formülü var mı?
Aslında çok kolay. Siz istemezseniz kolay kolay kimse sizi çekemez. Benim zaten hiçbir zaman magazinel bir yanım ya da durumum olmadı. Açıkçası yıpranmak da istemedik. Kameraların olduğu yerlere gitmemeyi tercih ettik. Bir davet ya da ödül töreni gibi yerlere ayrı ayrı girdik ve ayrıldık. Bunun gibi basit şeyler yani. Çok acayip bir formülüm yok.
- Sizin daha çok slow şarkılarınız çok beğeniliyor. Bunun nedenini neye bağlıyorsunuz?
Öncelikle şarkılar seviliyor tabii ki; kendi yazdığım şarkılar da genellikle slow. Bir de şarkıcılık tabii. Duygusal şarkılar, şarkıcılıktaki yeteneklerinizi göstermeye daha çok fırsat tanıyor. Ben de fena söylemiyorum yani. E, Sezar’ın hakkı Sezar’a (gülüyor).
GAZLANAN İSİMLERİ GÖRÜYORUZ, HEPSİ FIS!
- Yeni albümde ne gibi sürprizler bekliyor Özgün hayranlarını?
Müzikal açıdan bir sürpriz yapmayı düşünmüyorum. Aksine benden tam beklediklerini vereceğim onlara. Üç albüm, iki de single yaptım bugüne kadar. 35’e yakın şarkı 17 de klip sundum beğenilerine. Neleri sevdiler, benden ne istiyorlar, çok iyi anladım. İçimden geleni istiyorlar. Ben de öyle yapıyorum ama başka sürprizlerim olacak. Eminim çok şaşıracaklar ve hoşlarına gidecek.
- Müzik piyasasında sessiz sakin derinden ilerleyen bir haliniz var...
Hak edenin, önünde sonunda istediği yere ulaşacağına inanırım ben. Anlık gazlamalar çok olur bizim camiamızda. Bir anda, her yerde o kişiyi görürsünüz. Etrafı pohpohlar; kendi şişer, verirler gazı; sonra fıs (gülüyor)... Biz çok gördük bunları. Hele bu aralar yine başladılar. Eee sonra? Ne olacak? Bunlar bana göre değil. Özellikle 2005 yılında yaptığım ilk albümüm ’Elveda’ ile çok güzel bir temel hazırladım, klasik laftır ama yavaş yavaş çıktım basamakları, sindire sindire... Ben bir şey yaparım; sonra da fark edilsin diye beklerim. Kimsenin gözüne, gözüne sokmam. Acele etmem. Her şeyin bir zamanı vardır. Bir şey istediğiniz gibi olmuyorsa, belki sonradan daha iyisi olacaktır.
Dinleyicilerimin sevgisini hak etmeye çalışıyorum
- Zorlu bir yarış var müzik dünyasında, hak ettiğiniz yerde olduğunuza inanıyor musunuz?
Hayatta her kim hak ettiği yerde olduğunu düşünüyorsa, kendine en büyük kötülüğü yapıyordur. Hak nedir, ben neleri hak ediyorum, ben bilemem ki. İnsanoğlu sadece ister. Ben, beni seven, bana zamanlarını harcayan, inanan, acılarıma sevinçlerime ortak olan, biriktirdikleri harçlıklarla konserlerime gelip albümlerimi alan dinleyicilerimin sevgilerini hak etmeye çalışıyorum.
- ’Kariyerimin zirvesinde müziği bırakırım’ demişsiniz. Neden böyle bir şey yaparsınız?
Onu biraz yanlış ifade etmişim... Baktım ki zirveden düşüş başladı, biraz daha işin mutfağına yönelirim demek istedim. Prodüksiyon, söz, beste gibi. Bu arada gerçekten mutfağa da yönelebilirim. Çok güzel yemek yaparım, ileride böyle bir işle de uğraşmak istiyorum (gülüyor)...
- Siz aynı zamanda albümdeki performansı, sahnede de başarıyla gösterebilen ender şarkıcılardansınız. ’Albüm şarkıcısı’, ’sahne şarkıcısı’ ayrımına ne diyorsunuz?
O stüdyolarda neler yapılıyor, teknoloji hangi noktalara ulaşmış görseniz, ağzınız açık kalır. Öyle bilgisayar programları var ki, en kulaksız, yeteneksiz adamı stüdyoya sokup albüm yapabiliyorsunuz ki bizim ülkemizde bunun çok örneği mevcut (gülüyor). Ayrıca zannetmiyorum ki dünyada bizim ülkemizden başka, profesyonel olarak şarkıcılık yapıp, müzikle, notayla, enstrümanla bu kadar alakası olmayan, üstelik kendilerine sanatçı diyen insanların var olduğu bir yer olsun... Şarkıcısınız ve güzel şarkı söylüyorsunuz diye diğer meslektaşlarınızdan ayrılıyorsunuz. Yok artık! Tabii ki güzel söylemek zorundasın; işin bu! Söyleyecek çok şey var ama boş verin.
Yazdığım hikayeleri besteliyorum
- Duygusal şarkılarınızın bir matematiği var mı?
Şarkıyı yazdığım zamanki ruh halim şüphesiz çok önemli. Ama bir şarkı yazacağım diye sürekli bir şeyler yaşamayı bekleyemezsiniz. Etrafımda olanlardan, arkadaşlarımın yaşadıklarından da çok beslenirim... Bazen de sadece kurmaca şeyler olabilir. Bir hikaye yazarım ve bestelerim. Yaşadıklarımın etkisi şüphesiz büyüktür.
- Duygusallık sadece şarkılarda mı?
Duygusalım tabii ki, duygusal olmayan bir insanın yapabileceği en son şey müziktir. İşim duygularla alakalı. Ama duygusal deyince insanların gözünde sürekli mutsuz, üzgün, acı çeken, gözü yaşlı bir profil canlanıyor. Böyle bir şey yok, sadece bazı olayları daha farklı algılayıp yaşıyoruz.
Serhat Tekin
