Anasayfa Magazin Güzeller Galerisi Video Galeri Foto Galeri Güncel Kadınca
sacitaslan.com facebook sacitaslan.com twitter

Pelin Batu'dan çarpıcı bir röportaj

Pelin Batu, canlandırdığı karakterler ve içinde yer aldığı televizyon programlarındaki başarısıyla adını televizyon ve beyazperdeye taşımayı başardı.

Pelin Batu dan çarpıcı bir röportaj



- Tez için kendini bir orman evine kapattın. Son durumlar nedir?
İki senedir üzerinde çalıştığım tezimi sonunda teslim ettim. Doktora tezi bundan sonraki akademik kariyerimi de etkileyecek olan bir durum. Bu dönemi kaçırdığım için bir sonraki dönemde üniversitede ders vermek istiyorum.

- Bundan sonra artık seni hoca olarak mı göreceğiz? Televizyon sayfası kapandı mı?
Akademik hayatın en güzel tarafı haftanın beş günü ders vermeyecek olmanızdır. Haftanın iki günü verebilirim. Onun için hayatımda pek bir şey değişmeyecek. Televizyon ve sinemadan da kopmak istemiyorum. Çünkü her ne kadar evimde oturup kitaplarımı okumak ve yazı yazmaktan haz alsam da sinema ya da televizyon olmayınca hayatım daha bir renksiz olur diye düşünüyorum. Sinema bana bir evcilik oynamak gibi geliyor. Bir karaktere hazırlanıyorsun, onu düşünüyorsun ve kendi içinden bir yaratık çıkartıyorsun. Mesela masterımı yaparken bir dizide oynuyordum. Kontratımı haftanın iki günü tatil olacak şekilde hazırlatmıştım. Karşı tarafta ilk kez böyle bir madde ile karşılaştıklarını söylemişlerdi.

- Uzun zamandır seni dizilerde göremiyoruz bu bir tercih mi yoksa teklif mi gelmiyor?
Açık söylemek gerekirse son bir senedir dizi teklifi çok azaldı. Bunu da bir röportajımda ’dizilere tahammül edemiyorum’ demememe bağlıyorum. Şimdi tahammül edemediğim bir şeyden ötürü de teklif gelmez. Buradan sesleniyorum; iyi bir ekip, yönetmen ve sağlam bir senaryo olursa neden olmasın. Zaten bu işi düzgün yapan dört yapımcı var. Onlardan bir tanesi olması gerekiyor. Eğer bir dizide oynarsam ve üç bölüm sonra yayından kalkarsa moralim çok bozulur. Ortada kalmış hissi oluşur.

- Dönem dizileri son günlerde çok revaçta. Mesela bir tarih dizisi seni cezbeder mi?
Evet dizi olacaksa dönem dizisi olabilir. Ama bu Osmanlı ile sınırlı olmamalı. Bir 19. yüzyıl İngiltere’si ya da Fransa’sı da olabilir.

KENDİMİ İZLEMEKTEN  KEYİF ALMIYORUM!

- Kimlerin oyunculuğunu beğeniyorsunuz?
Dizi izlemediğim için çok fazla isim söyleyemeyeceğim. Diziden çok, insanın oyunculuğunu sinemada değerlendirmek gerekiyor. Sinemada seyrettikten sonra bir insanın oyuncu olup olmadığını çok net görebiliyorsunuz. Diğer türlü biraz ipuçları olabiliyor. Sinemada Yetkin Dikinciler ve Yelda Reynaud’u beğeniyorum. Yelda çok hoşuma gidiyor. Karşısında oynayıp da oyun alma konusunda en yardımcı olan oyunculardan bir tanesidir. Çünkü bazı oyuncular çok egoisttir. Rol kapmanın dışında yalnızca kendini düşünür. Hatta sana oyun bile vermez makina gibi okur. Ama bazı oyuncular senin de iyi olman için çırpınırlar. Yelda da öyle bir oyuncudur.

- Rol çalma olayını siz yaşadınız mı?
Rol çalma konusunda değil ama bir iki defa sıfır iletişim kurabildiğim oyuncular oldu. Prova yapmadan sahne çekmek istemem. Bir sette ’Ben prova yapmıyorum, oyunum bozulur’ tarzında şeyler duydum. Bu da bana ters geldi açıkçası.

- Bugüne kadar çekmiş olduğunuz filmlerden memnun musunuz?
Hiç değilim. Memnun olduğum taraflarım var. Her birisinin bana farklı bir tecrübesi oldu. Hatta en kötüleri en iyi tecrübe oldu. Ne yapılmaması gerektiğini ve neden uzak durulması gerektiğini öğrenmiş oldum. Zaten ben sürekli kendisini seyretmeyi seven bir insan değilim. Hiçbir filmimi iki kez izlememişimdir. Kendimi izlemekten pek bir keyif almıyorum.

BENDE KAÇIŞ SENDROMU VAR

- Televizyonda yeni projeleriniz var mı?
Henüz belli değil. İki üç program vardı, ’bir sene ara vereyim, sonra döneyim’ diyordum. Bayramda İtalya’daydım. Yeni bir şiir kitabım var. Hayatım boyunca Güney Amerika’yı hayal ettim. Oraya gidip şiirimi bir yayınevine gönderme planım var. Böyle bir planım olunca bir şey yapmak istemiyordum. Annemle konuştuktan sonra şunu fark ettim. Hep bir yerlere kaçma psikolojisi içerisindeyim. Bu da sağlıklı bir şey olmasa gerek. Teklif geliyor ve ben ’elim kolum bağlanırsa, bir yere gidemezsem’ psikolojisine giriyorum. Bir kaçış sendromu var. Artık şöyle düşünüyorum; iki gün program yaparım, diğer günler kaçarım.

- O zaman özgürlüğünüze çok düşkünsünüz.
Galiba öyleyim. İnsanlar bana bakınca diplomat kızı, ’ne kadar zengin ve rahat yaşıyor’ diye düşünüyorlar. Ama ben hayatım boyunca kendi kazandığım parayla geçindim. Şu anda kullandığım para ise tarih programında biriktirdiğim paralardır. Bu para önünde sonunda bitecek. Büyük bir ihtimalle Güney Amerika’da bitiririm. Onun için de çalışmak zorundayım.

- Konuşmalarınızdan anladığım kadarıyla televizyon olayına da karamsar bakıyorsunuz.
Okan Bayülgen’in kadın versiyonu olmak istemiyorum. ’Agresyon’ anlamında demiyorum. Çünkü Okan çok iyi bir oyuncu ve birlikte oynadık. Televizyonda o kadar çok parladı ki televizyoncu olarak anılıyor. Bu da çok kötü ve utanç verici bir şey... Bir insanın işinde başarılı olması güzel ama ben sanki televizyoncu olmak istemiyorum. Tamam televizyon yapayım ama bir taraftan da filmde oynayayım istiyorum. O yüzden biraz televizyondan ürküyorum. Herkes tarafından konuşulmak da istemiyorum. İşimi sessiz sakin yapayım.

ERKEKLER BENİ ÇOK ŞAŞIRTIYOR!

- Evlilik fikri hiç aklınızdan geçmiyor mu?
En son Teoman ile dışarı çıktığımızda anladım ki biz hep aynıyız. 14 yıl önce de aynı yere gidiyorduk, şimdi de aynı yerlere gidiyoruz. Hayatı 19 yaşında gibi yaşıyorum. Annem hep derki; ’Çocuk gibisin kafan hala 13 yaşında’ Bakıyorum hayatımda gerçekten bir şey değişmedi. O zaman ne yapıyorsam şimdi de aynı şekilde yaşıyorum. Onun için aklımdan hiç geçmiyor evlilik.

- Erkekleri çözebildin mi?
Erkeklerle ilgili bildiğim tek şey, hangi yaşta olurlarsa olsun o çocuksu ruhlarını kaybetmiyorlar. Bu halleri çok sinir bozucu olabiliyor ama bir taraftan da çok seviyorum. Çünkü ben de öyleyim. Belki ben de onu arıyorum. Her ne kadar erkekler disiplini sağlayan, kuralları koyan, son sözü söyleyenler gibi gözükseler de aslında bunları yapan kadınlardır. Dolayısıyla tam çözdüm diyemiyorum, her an beni şaşırtabiliyorlar.

- İdealindeki erkeği anlatmanı istersek neler söylersin?
Şimdiye kadar söylediğim ideal erkek tanımımın hiçbiri olmadı. Dolayısıyla tanım koymanın absürt olduğunu anladım. Yok ince elli olsun, yok zayıf bir erkek olsun, yok çok duyarlı olsun şeklinde bunu sıralayabilirim. Ama hiçbiri olmadı. Hoşlandığım erkeklerin tek ortak tarafı çok akıllı ve okuyan adamlar olmasıydı. Ukalalık yapmak da istemiyorum ama kitap okumayan bir adamla birlikte olamayacağımı düşünüyorum. Genellikle oyuncuların hiçbirinin elinde kitap görmedim. İki cümleyi bir araya getiremeyen insanlar dolu. Çok yakışıklı bir oyuncuyla oynamıştık. Elimdeki kitabı görüp o ne demişti. Ben de söylemiştim. Öyle absürt bir şey söylemişti ki hatırlamıyorum ama ’Mozart yaşıyormuş’ der gibiydi. Bir kör cahil diyeyim size. O çocuğun tüm güzelliği bitti benim gözümde.

Erçin Dağ Eysen



 





26.09.11 18:35

henüz puan verilmedi
4522 kez okundu


İlgili Haberler
Diğer Haberler


GÜNDEMDEKİLER : Kim Kardashian   Ahu Yağtu   Esra Erol   Acun Ilıcalı   Kenan İmirzalıoğlu   Muhteşem Yüzyıl   Bülent Ersoy   Gülben Ergen   Beren Saat   Suskunlar   Saba Tümer