
Öncelikle şunu çok merak ediyorum. Tabii ki genç bir oyuncusun ama 37 yaşında da hiç göstermiyorsun. Ekranlara ilk çıktığın günden bu yana hiçbir değişiklik yok. Bu nasıl oluyor acaba?
Evet, herkes bu duruma çok şaşırıyor gerçekten (Gülüyor). Herhalde her şeye gülüp geçtiğim için çabuk yaşlanmıyorum. Hayata pozitif bakıyorum. Kötü şeyleri kafama pek takmıyorum bundan dolayı yaşlanmıyorum sanırım.
Oyunculuğa nasıl başladın, tiyatro merakı nereden geliyor?
Lise zamanından geliyor aslında. O zamanlar küçük bir amatör kameramız vardı. Kendim skeç yazıp, oynardım. Bazen ağabeyimi de buna dahil ederdim. Birkaç peruk, bıyık falan bile ayarlardım. Sonrasında Müjdat Gezen’de tanıdığım bir hoca vardı ve o ön ayak oldu. Sınavlara hazırlandım ve kazandım.
Kalbim Dört Mevsim dizisinden, rolünden biraz bahseder misin?
Dizi tam anlamıyla bir dram. Ben dizide bir yetimi canlandırıyorum. Bülent Emin Yarar çorbacı dükkanının sahibi, beni yanına alıyor. Yemeğimi orada yiyorum, orada yatıyorum. Sonra orada çalışan bir hanımın kızına aşık oluyorum. Evliliğe giden bir süreç başlıyor. Önümüzdeki bölümde ise evleniyoruz. Dizi dram ama bizim saf ilişkimiz ve aşkımız diziye biraz eğlence katıyor. Dizide yaşanan o entrikaların içinde biraz komiklik oluyor ve saf bir aşkı da görmüş oluyoruz. Artık dizilerde sürekli dram seyirciyi sıkıyor. İnşallah dizimiz uzun soluklu olur.
Bu kadar fazla dizi varken seni bu diziye çeken ne oldu?
Ayça Varlıer benim çok yakın arkadaşım. Teklif geldiğinde önce beraber konuştuk. Bülent Emin Yarar’ı çok beğenirim. Ilgaz Giritlioğlu bu işin sahibi ve ondan teklif gelince direkt kabul ettim.
Tiyatro ya da sinema projeleri var mı peki?
Tatlı Kaçık adında yeni bir tiyatro oyununu bitirdik. İstanbul’da az oynadık, çoğunlukla turneye gidiyorduk. Bu diziye başladığım için o oyunu bitirmek zorunda kaldık. Tiyatro hayatımdan hiçbir zaman çıkmadı. En fazla 1 sene ara vermişimdir. Yaza doğru bir sinema projesi olabilir ama şu an netleşmiş bir şey yok.
“BABA OLMA YAŞIM GELDİ”
Biraz da özel hayatından bahsedelim. Şu an sevgilin var mı, evliliğe nasıl bakıyorsun?
İlişkim yeni bitti, bir birlikteliğim yok şu sıralar. Aslında önümüzdeki sene evlensem güzel olur çünkü artık çocuk sahibi olmayı çok istiyorum. Baba olma yaşım geldi, her ne kadar göstermesem de (Gülüyor). İnanılmaz derecede kız çocuğu istiyorum. Bizim ailede kız çocuğu hiç yok. İnsan tabii kendi çocuğunu güzel ister o yüzden şirin ve güzel bir kız çocuğu istiyorum.
Daha önce çocuklarla ilgili yaptığın programdan alışkınsındır, çocuklarla aran nasıl?
Çocukları çok seviyorum ama bir o kadar da şımarık çocuğa tahammülüm yok. Çocuk programı sunarken aslında çocukların hiç de düşündüğüm gibi olmadıklarını anladım (Gülüyor). Kızdığım anlar çok olmuştur. Aksi, sevimsiz çocuklar beni delirtiyor.
Son olarak başka uğraşların var mı peki?
Aslında benim mimari yönüm de var. Üniversitede radyo, tv, sinema okurken iç mimariye de büyük ilgim oldu. Amatör çizim, tasarım yapıyordum. Mimarlık bölümündeki arkadaşlarımın ödevlerini, maketlerini tasarlıyordum. Sonra kendi evimi yaptım. Ajans patronum Tümay Özokur da evimi bir dekorasyon dergisine çıkarttı. Daha sonra birkaç dergide daha çıktı evim. Şu anda ise üniversiteden mimarlık bölümünden mezun bir arkadaşımla Kisha Mimarlık adında bir şirket kurduk. Daha önce Sevinç Erbulak’ın evini yaptık, şu an ise Alper Kul’un evini yapıyoruz. Mimarlık dışında peyzajla da uğraşıyorum, botanik bahçe düzenlemesini seviyorum. Bayağı bir koşuşturma oluyor tabii ama oyunculukta bazen uzun süren işsizlik süreçleri olabiliyor bu yüzden bir iş daha istiyordum her zaman.
Nilay Uzun
