
Opr. Dr. Bostancı, kireçlenmenin ilerleyici bir hastalık olduğunu belirterek, yakınmalar zaman zaman azalsa veya geçse de yıllar içinde problemlerin artacağını söyledi.
Halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit veya osteartruzun yavaş ilerleyen, genellikle tek eklemi tutan, orta ve ileri yaşlarda görülen ve patolojik olarak bölgesel kıkırdak hasarlaşmasıyla karakterize bir hastalık olduğunu kaydeden Opr. Dr. Bostancı, "İlk başta uzun süre ayakta kalmak ve yürüyüş sonrası ağrı yakınmasıyla kendini gösteren hastalıkta ağrı zamanla giderek artar.
Basit ağrı kesicilerin etki etmemeye başladığı ve ileri dönemde hastalar zorunlu ihtiyaçlarını bile güçlükle giderebilir" dedi.
Kireçlenme tanısının doktor muayenesi eşliğinde ayakta çekilen diz röntgenleri ve diz kapağı röntgenleriyle konulduğunu anlatan Opr. Dr. Bostancı, "Tedavi için kilo verilmeli, ağrı kesici ilaçlar kullanılmalı, kaplıca ve sıcak uygulamalar yapılmalı, glukozamin ve kontroitn preperatların kullanılmalı, eklem içine kayganlaştırıcı sıvı enjekte edilmeli, fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulanmalı.
Egzersiz ve yürüyüşler de tedavi için önemlidir. Ağrı yapmayan mesafeler günlük yürünebilir. Ancak ağrı durumunda kesinlikle zorlama yapılmamalı. Dizde diğer tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen kireçlenmeler diz protezi ile tedavi edilir.
Protez dizde eklem yapan üç kemiğin eklem yüzlerinin kesilerek çıkarılması ve bu yüzeylerin metal ve plastik ile kaplanması işlemidir" diye konuştu.
Opr. Dr. Bostancı, sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.
