RÖPORTAJ HABERLERİ

Şarkıcı Kalben bilinmeyenlerini anlattı

Şarkıcı Kalben bilinmeyenlerini anlattı

O, Türkiye’de son yıllarda müzikseverlerin favori sanatçısı… Evde, sokakta, ofiste ya da kafelerde hep onun şarkıları çalıyor ...

Akşam'dan Mehmet Emin Demirezen'in röportajı...

Bugün yağmurlu bir gün ve bana göre senin müziğin bu havaya daha uygun. Sence şarkılarının
bir modu ya da zamanı var mı?


Evet, bu söylediğini çok duyuyorum. Ama benim şarkılarım güneşli günlerde, parklarda, bahçelerde de dinleyip çok mutlu olan insanlar da var. Çok farklı havalarda, durumlarda müziğimizi okumak, görmek çok kıymetli. Yağmurlu havalarda özellikle tercih ediliyorsa o da çok güzel. Nasıl eşlik edebileceksek hikâyelere, nasıl ortak olabileceksek bir şekilde kenarından köşesinden havaya da takılmıyorum, yola da…

Düşünürken şarkılar çok kıymetli bir hâl alır. Adeta o şarkıyı yaşarız. Sen de bize bir anlamda bunu sağlıyorsun aslında…

Ne kadar güzel şeyler söylüyorsun, bunu duyduğuma çok sevindim. İstediğim şey; insanların hayal etmeleri, umutlu olmaları, günlük rutin işler içerisinde günlerini daha iyi kılabilecek küçük motivasyonlar ve yollar geliştirebilmeleri, çocukları ve kedileri sevebilmeleri, şiirler okuyabilmeleri, hayatta bazı zevklerden mahrum yaşamamaları, hiçbir şeyin paraya indirgenmediği her şeyin satın alınabilir olmadığı ve bizimde birbirimize küçük notlar yazıp verebildiğimiz bir dünyada yaşayabiliyor olmamız… Aslında olabildiğince sade yolları arıyoruz yaşamak için.

Sen o yolu bulabildin mi?

Bulmaya çalışıyorum. Galiba  bazen buluyorum, bulduğumda  da çok mutlu oluyorum.

Nerelerde buluyorsun?

Özellikle konserlerde. Bin kişiyle birlikte şarkıları söylerken inanamıyorum o kadar insanın bir araya gelip benimle birlikte şarkılar söylemesine. Birlikte şarkılar söylüyoruz, şakalaşıyoruz ve eğleniyoruz. O beni çok umutlandırıyor. İçimdeki umut kanalını açıyor.

Güzel bir albümle karşımızdasın...

“Sonsuza Kadar” albümü konserlerimizden ve eşim Berkant’la  birlikte dinlediğimiz şarkılardan,  şairlerden, gittiğimiz ülkelerden, gördüğümüz şehirlerden ve o şehirlerde tanıştığımız dünya tatlısı insanlardan beslenen bir albüm oldu. Bu albümde de sonsuza kadar sürmesini istediğimiz hislerden, aşktan, eşitlikten, özgürlükten bahsetmek istedik. Bunları da karanlık taraflarımızla yüzleşerek dile getirmek istedik.  Sonunda da her şeyi ile yüzleşmeye çalışan bir albüm oldu.

‘İNSAN ALBÜMÜ YAPTIK’

Bu albümde kimlerin izleri var?


Patti Smith’ten tutun da anneme  kadar birçok kişinin izi var. Çünkü bir insan albümü olsun istedik.  Öyle de oldu.

Müziğinde eşin Berkant’ın nasıl bir etkisi söz konusu?

Biz Berkant’la müzikal anlamda birbirimizi tamamlıyoruz. Sevgiyle müzik üretiyoruz. Berkant’ın düzenlemeleriyle bu müzik şekilleniyor. Benim bittiğim yerde de o başlıyor. Beni çok güzel tamamlıyor. O yüzden onunla çalışmak çok özel.

Ne kadar güzel, birilerinden destek alarak bu işi yapıyorsun…

Evet, ilk zamanlar tek başıma çıkmıştım piyasaya. Şimdi gerçekten tek başıma gitarla ilerlemediğime çok seviniyorum. Çünkü böyle çok daha rock’n roll ekibinin olması, onlarla yolda olmak ve birlikte müzik yapmak çok keyifli.

Çok pozitif bir insansın…

Öyle olmak istiyorum. Buna her gün karar veriyorum ve çabalıyorum. Bu da kolay bir şey değil. Zaten kimse de bunun kolay olacağını söylemedi.

Pozitif olmak için neler yapıyorsun?

Okuyorum, sevdiğim müzisyenleri dinliyorum ve bir tane kediyi çok seviyorum. Ben bir kediden çok şey öğreniyorum. Ağaçlara bakıyorum, çiçek suluyorum. İlk defa 3 yıldır bir menekşeyi öldürmedim, çok mutluyum. Eskiden yaptığım zaman lüks olacağını ya da ayıp olacağını düşündüğüm şeyler vardı, böyle çok küçük şeyler… Bir kediye bakamazdım çünkü bütün gün ofisteydim. Ama şimdi ilk defa bir çay içip kediyi sevebilecek zamanım oldu. Bunu bu güzel müzikle buluştuğum harika insanlarla kurduğumuz o iletişime borçluyum. Biraz durup düşünebilme zamanım oldu. Galiba da biraz durup düşünebilmemiz gerek, küçülebiliriz ve basit yaşayabiliriz. Eskiden ben ailemi sadece okuldan alacağım ciddi bir diploma ile mutlu edebileceğimi düşünüyordum ama öyle olmadı! Şimdi babam beni arıyor ve benimle ilgili bir yerde bir şey okumuş ve çok mutlu olmuş. Bense  ciddiye alındığıma seviniyorum.

Neden?

Sanatçıların bu ülkede insanlar tarafından karizmatik algılanmayacağını, bu mesleğin çok kalıcı olmayacağını düşünüyordu. Ama görüşlerimiz hep birlikte değişiyor. Böylelikle geçmişte beni korkutan geleneksel kalıpların da değişebileceğini görüyorum hayatta. O zaman biraz zaman ayırabiliriz kendimize, durup düşünebiliriz. Saldırgan olmamızın hiçbir anlamı yok! Şu an durup düşünebileceğimiz bir yerdeymişiz gibi geliyor bana.

‘KORKULARIM GİDEREK AZALIYOR’

Bu noktada hiç korkmuyor musun?


Korkmuyorum, özeniyorum. Çünkü temiz olmalıyım oraya benim için gelen 15 yaşına gelmiş bir kız olabiliyor ya da 50 yaşındaki bir aile babası… Müziğin özünde cesaret olduğundan sanırım korkularım giderek temizlendiler, azalıyorlar.

Konserlerde her zaman sanatçıyla göz göze gelmek benim gibi birçok insan için çok heyecan verici ve önemlidir.  Sahnede sende de böyle  bu durum var mı?

Elbette var. Ben bunu gittiğim konserlerde isterdim ve özlerdim. Çünkü ışık her zaman gözlerde olurdu. O anı ve o duyguyu ancak o gözlerdeki ışık verir ve onu bir daha yaşayamazsınız, gelip geçer. Bir daha aynısı olmayacak anları tek tek yakalamak gerek. Bayılıyorum o denk gelmelere, sonra hatırlamalara...

‘KONSER GÜNLERİ ÇOK HEYECANLANIYORUM’

Hayatta bir yanda bunlar  olurken sen işine devam  ediyorsun ve birçok yerde  konser veriyorsun.  Konserler seni nasıl besliyor?


Konserleri çok seviyorum…  Konserin olduğu gün benim için heyecan hattı gibi elimi kolumu nereye koyacağımı bilmiyorum. Sahnede her zaman dönüşen bir heyecan var. Kadıköy’le  Beşiktaş bile farklı oluyor  bir de siz Antalya ile İzmir  onu düşünün. Aynı hattaki yerleri ziyaret ediyorsun hepsinin farklı farklı yerler olduğunu  görüyorsun. Her yerde hem o bölgeye, hem o yerleşkeye hem de o konserde sizinle buluşmaya gelen insanların her birinde özellikler, küçük şakalar,  kendine has harika işleyiş  yolları görmek beni besliyor.

İşini yaparken de aynı zamanda besleniyorsun.

Bir tarafı çok zor çünkü garip bir bürokrasi var. Sürekli bunu koruman ve böyle tutman lazım. Çiçek gibi bir şey bu. O müziği paylaştığın insanlarla enerjiyi hep koruman gerek. 

‘NEDEN KEYFİMİZ YERİNDE DEĞİL?”

Teknolojik bir dünyada yaşıyoruz aslında. Bu doğrultuda daha rahat yaşamamız gerekmiyor mu?


Baksana çamaşır makinemiz, bulaşık makinemiz var. Birbirimize çok çabuk mesaj iletebileceğimiz araçlarımız var. Müziği bir saniye içinde bulabiliyoruz, daha ne olsun? Her şey bu kadar kolaylamış ve rahatlamışken neden keyfimiz yerinde değil? Belki de keyiflerimiz düşündüğümüzden daha basittir ya da biz onları karmaşık hale getiriyoruzdur. Sevdiğim bir şey var, onu korumam lazım, şarkı yapıyorum ve bunu sevdiğim insanlarla yapıyorum. Kısaca bahsetmek istediğim şeyler var hayatta.

Neler onlar?

İnsanların özgürlüğün kendilerince anlamını bulmalarını ve kendi değerleri doğrultusunda yaşamalarını diliyorum. Cinsiyetçilik, şiddet, terör gibi kelimelerle dolu kültürlerimizi yeni baştan yapılandırmamız gerekiyor. Sokaklarda evsiz, ülkesiz var olmak için günden güne sürüklenen milyonlarca mülteci ile aynı şehirde yaşarken örneğin, dünyanın güllük gülistanlık bir gezegen olduğuna inanmak zaten mümkün değil.

Artık kimilerimiz mültecilerden çok rahatsız olmaya başladı…

Ne kadar acıklı bir durum bu! Herhangi bir alt gruba dâhilseniz dünyada aşağılanmak için insanlara bir sebep sağlıyorsanız mahvoldunuz. Kendi  özgürlüğünün, sağlığının, yaşamının, geçmişinin, ailesinin, sevgisinin kıymetini bilmeyen bireyler başkalarının dertlerine, acılarına, kültürlerine, insanlıklarına  sahip çıkabilir mi? Ben çıkamayacağını düşünüyorum.
  • Bu Haberi
Yasemin Kutsi